Hani bir söz vardır "Okumak cehaleti alır, eşeklik baki kalır" diye. Bir düşündüm de eşekliğin bekası mantıklı ama cehalet konusu pek kafama yatmadı. Sizce günümüzde okumak cehaleti ne kadar alabiliyor? Kim 500 bin lira ister bilgi yarışmasına katılanları izledikçe okumanın cehalet üzerindeki etkisi konusunda ciddi şüphelerim oluyor.
Okumak, okuduğunu sindirmek, adil olarak bakmak ve hak sahibien ayrıntıalra bakmadan hakkını vermekle cehaleti alır ve mana kazanır. Her okumak cehaleti alsaydı keşke ama bu mümkün değil.
Katılıyorum. Cahil prof dolu heryer Ben çocukken profesör denildiğinde gercekten konusunda en üst düzey insanlar akla gelirdi. Ve çoğu da gerçekten başarılı ve saygin insanlardı.
Bir de ayrıcalıklı, üstünler sınıfı yaratan adeta ucube bir yaklasim var. Bakıyorsun ileri derecede ap*tal birisi. Ama diplomasi var, hakim, doktor, mühendis olmus bir şekilde.
Zekanın ve vasfın bir önemi yok bu sistem de, diplomanın markasının bir önemi var. Öyle olunca da babası güçlü ya da paralı olan okuyabiliyor bu nedenle de vasfının düşüklüğü önemsiz.
Çürüyoruz. İnsan öldüğündr ilk kendi içerisindeki canlılar tarafından yenmeye başlar. Sonra o xanlılar büyür kurtcuklar olur, bedeni tüketir. Bizde o kurtçuklar gibiyiz, yani genelimiz. Ayağımıza sıktığımız kurşunu hiç bir düşman bize sıkmamamış. Vatan millet naraları atanlar binliralık evine 4 binlira kira isteyenler. 100 binlik aracına 200 bin lira isteyenler. Evini iki latına satmak isteyenler. Dolar arttı diye ağlananların çoğu "dolar artsa da fursattan istifade fiyatları yükselteyim" diyenler. Sigaranın zararını bilip, küfür edip günde 2 paket sigara içen insanlar gibi batmaya tiryaki olmuş bu insanlar. Kimse ben ucuz satayım hepimiz kazanalım demiyor. Türkiyenin zenginleri geçen yıl yüzde 75 ortalama ile servetlerini arttırmış ama asgari ücret zammına gelince 3200 yeter diyorlar. Sonra kendi paralarını İngilterenin kıyı banlalarına yani düşmanına taşıyıp, oradan bu ülkeye darbe vuruyorlar. Biz olmadıkça bu kan emiciler bizim kanımızı emmeye devam edecek. Bunların inancı olmayabilir ama ahlakları olmak zorunda, olmayınca böyle oluyor. Yani devletsiz kalacaklar cahilliklerine doyum olmuyor. Drvletnde güçlü olmak varken, elalemin iznine muhtaç ömür sürecek kadar cahil insanlar, zengin olsa ne, olmasa be?
Verdiğin örneklerin bir kısmına ve sonucta devletsiz kalma endişene mlsf katılmıyorum. Sıradan insanlar bizimkisi gibi ulkekerde vatandasi olduklari devketin sahibi değil, birer sömürü elemanidir. Ve düzen değişmedikçe devletin adı, kimligi gerçekte hic birsey fark ettirmez.
Kurtlarda o vücudun sahipleri değil ama ölümüne neden olabilirler. Devletler yok olmayabilir ama güçlü bir drvleti olmayan o çok zenginler, başka ülkelerde zengin olsa ne olur, olmasa ne?