Lise son öğrencisi olarak yüzdük yüzdük sonuna geldik bende geçen sene bu dönemi geçirdim fakat yaptığım mecburi bir hatadan dolayı yaşadığım şeyleri size aktarmaya çalışacağım. Hayat şu an lay lay lom geçiyor olabilir fakat üniversite döneminde bu değişebilir okumaya devam ediniz!

Öncelikle kendimden ufak bir bahsedeyim ben Emir. İlk lise yılında sağlık meslek lisesindeydim oradan Anadolu lisesine geçtim yaptığım ilk yanlış diyebilirim onu başka bir bencede anlatacağım. Neyse ilk yıl okul birincisi olduğum sırada korona illeti çıktı ve sonrasında tabiri caiz ise defteri kalemi çöpe attım ondan sonraki yıllar her ne kadar okulda ki notlarım iyi olsa da YKS için hazır değildim. Dershaneye yazıldım son senemde (yabancı dillere ilgim olmasına rağmen rehberim olmadığı için eşit ağırlık seçmiştim en büyük hatalardan biriydi) aileme İngilizce kursuna gitmemin mantıklı olduğunu, dershanenin bana hiçbir verim sağlamayacağını söyledim çünkü temelim yoktu, derslere ilgimde yoktu. Bu sebeple dershane benim için sadece okuldan sonra alamadığım uykumu almam için bir yer oldu hatta dershane mezuniyetinde yılın uykucusu seçilmiştim fotoğrafı bulabilseydim ekleyecektim. Yani size tavsiyem eğer derslerle aranız yoksa, temeliniz yoksa ve okumaya da niyetiniz yoksa dil, sanat, spor farklı bir şeye yönelmeniz naçizane tavsiyemdir.

Ben yabancı dil dışında küçüklüğümden beri sporla ilgileniyordum, belli bir noktaya gelmiştim, birden fazla yarışmalara katılmıştım. YKS senesi olduğu için okul, dershane derken antrenmanları baya aksaltmıştım haftada 6 gün giderken 2-3 güne düşmüştü artık bu sayı, öylesine yorgun stresliydim ki spor hevesim bile kaçmıştı. Ailemin de sürekli benden yüksek bir puan beklentisi beni daha çok stres ediyordu. Çok büyük ikilemdeydim yabancı dili kendim kendim hallederim demiştim çünkü internette bir sürü kaynak var dedim ama spor ile okul arasında gidiyordum, çoğu kişi bu ikisi arasında tercih yapmamı söylemişti fakat sayın antrenörüm ikisinin de birlikte yürüyebileceğini ve benden bunu başaracağıma inanıyordu. Benden spor manasında beklentisi de çoktu ve o motivasyonla spora daha çok yöneldim. Artık üniversite konusunda karar verdim. BESYO okuyacaktım sevdiğim mesleği yapacaktım. TYT netlerim gayet yeterliydi formumda yerindeydi yetenek sınavını rahatlıkla geçebilirdim hiçbir engel yoktu önümde stresim bitti. Hem tercih yapacaktım hem de BESYO yetenek sınavına girecektim. Bu arada BESYO okuyacak arkadaşlar için söylemekte fayda var TYT 180 puan veya 800.000 sıralama ile yetenek sınavına girebilirsiniz. TYT ye siz yine de hazırlanın ne kadar notunuz yüksek iyi olursa o kadar iyi olur en azından Türkçe ve matematiğe biraz bakın derim. Ayrıca gitmek istediğiniz üniversitenin duyurularını falan iyi takip edin genelde Ağustos ayında oluyor yetenek sınavları ve en önemlisi bu yönde ilginiz varsa üzerine gidin gerekirse ailenize bile (saygınızı bozmadan) onlara karşı olduğunuzu belirtin.

Neden mi böyle dedim okumaya devam edin...
Çünkü artık sınav dönemi gelip çatmıştı ve sınava girdim ondan önce ailem hukuk, tıp gibi beklentilere girdiler ama ben onlara söylemiştim BESYO okumak istediğimi yine de YKS tercihi vereceğimi belki BESYO okumayacağımı söyledim. Tamam sen daha iyi bilirsin dediler. Sınava girdim çıktım ortalama geçmişti sınav tam tahmin ettiğim notu almıştım TYT 330 küsur puan yaptım 500 bin küsur sıralama. İşte o zaman artık her şeyin yeni başladığını anlamıştım. Ailem en başta iyi almışsın dedi ve bende çok rahatlamıştım yetenek sınavı için istediğim notu almıştım derken tercih dönemi çok hızlı bir şekilde gelmişti. Bu arada sınav sonucunu öğrendikten sonra her şeyin bittiğini sakın düşünmeyin yanılırsınız. Ben yanıldım daha önce üniversite okuyan abiler bana demişlerdi ama tercih döneminde her şey daha yeni başlıyor diye.

İşte tercih dönemi işte gerçek başlangıç neden mi?
Artık hangi üniversitelere gidebileceğini gördüğün zaman puanın düşük ise kabus başlıyor. Kendi şehrinde istediğin bölümü bulamıyorsun. İstediğin veya aklından geçirdiğin bölüme puanın yetmiyor. İki yıllık ile dört yıllık arasında gidip geliyorsun hangisine gitsem diye düşünüyorsun. Ailenin senden beklediği bölümlerin uzağından bile geçemiyorsun gibi gibi etkenler seni buluyor ama eğer puanın iyiyse istediğin yer de istediğin bölümü okuyup kafan rahat oluyor. İşte tam bu sırada sağlık tercihi yaptım ve sağlıkta da sayısalım kötü olduğu için iki yıllık bölümleri yazdım TYT puanım ile tercih verdim ve dört yıllık yazmadım. O kadar iğrenç yerleri yazdım ki aslında isim olarak bakıldığında güzeldi Antalya, Muğla, Sakarya, Ankara vs. ama iki yıllık olduğu için hepsi il merkezine çok uzak ilçelerde oluyor yani Antalya değil Demre, Ankara değil Kızılcahamam diye geçiyor. İşte bu sırada ailem haklı olarak çok kızdılar. Herkes 4 yıllık mis gibi üniversiteleri yazmıştı ben ise ilçeleri ve köyleri yazmıştım. O sıralar babam bu konuda memnun olmadığı için bana millet hukuk, tıp okuyor sende beden eğitimi öğretmenliği peşindesin demişti ve benim BESYO hevesim kaçmıştı. Başvurumu yapmıştım her şey tamamdı son elden evrak teslimi kalmıştı BESYO için hevesim kırıldığı için evrakları teslim etmemiştim ve yetenek sınavına girmemiştim. Çok gururlu ve duygusal olduğum için bu hatayı yapmıştım. Aileme de BESYO'dan vazgeçtiğimi falan söylememiştim onlar sormuşlardı sonradan bende BESYO zaten kolay dedim istersem sağlık okuduktan sonra yine okurum diye geçirmiştim halbuki içime içime ağlıyordum son evrak tesliminde yola koyulmuştum ama düşündükten sonra yolun yarısında büyük bir kırgınlıkla geri dönmüştüm. Artık tercih sonuçlarının açıklanmasına az kalmıştı o süreçte ufaktan pişmanlık başlamıştı ama neye yarardı. Tercih döneminizde gerçek bir rehberle bu işi halletmenizi tavsiye ediyorum bu arada okuldaki rehberlik, dershanede ki fark etmez bu konuda gerçekten bilgisi olan biriyle verin tercihlerinizi sonra demedi demeyin.

Tercih sonuçlarının açıklandığı gün geldi ve çattı!
Eveet. Mahalleden abilerle galatasaray maçını izlediğimiz gün sonuçlar açıklanmıştı evdekiler sürekli soruyorlardı açıklandı mı diye sistem çok ağırlaşmıştı herkes sonucunu öğrenmek için ÖSYM'nin sitesine girmeye çalışıyordu. Bende ara sıra kontrol ediyordum ama bir türlü ulaşamamıştım sonuca neyse en sonunda ulaştım. Ankara Üniversitesi yazıyordu çok sevindim ama bir yandan da üzülüyordum çünkü ilçe olduğunu biliyordum. Abilerle üniversiteyi araştırdık, ve sonuçlar karşısında büyük bir kahkaha koptu. Kampüsü olmayan tek bir bina küçük bir bahçesi olan ve çevresinin dağlarla taşlarla çevrili bir bina ile karşı karşıyaydım. Sonra daha dikkatli baktım belki yanlış bakmışızdır diye ama doğruymuş. Ankara 'ya dair hiçbir şeyi olmayan bir yerdi burası. Şehir merkezine 70 km uzaklıkta, üniversite hayatına milyonlarca km uzak bu yerle ve benle daha fazla dalga geçildikten sonra benim dediğim şey şuydu: -Ben okumam burada, kayıt falan da yapmam gitmem olur biter. Ama bir yandan da ailemin bunu kabul etmeyeceğini bilerek ulaşımına baktım. İlçe içerisinde zaten ulaşım yok her yer yürüme mesafesi, Şehir merkezine ulaşım için 1 otobüs vardı oda günde 2 sefer gidiyordu bir sabahın erken saati birde akşam iş saatinde. Artık tamamen hayallerim yıkılmıştı ilçede 2 tane cafe vardı ve 4 tane zincir marketlerden vardı başka bir şey yoktu. Yani şu demek oluyor üniversite hayatı yaşamak istiyorsanız iki yıllık bölümleri tercih etmemelisiniz aksi takdirde lise 5'e gitmek durumunda kalırsınız.
Bizim üniversitenin dört yıllık kampüslerini görmüştüm bildiğimiz cennetti ama bizim fakülte için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Şunu da tespit ettim böyle küçük ilçelerin yerlilerin öğrencilere genel olarak tavırları kötü oluyor. Yabancı olduğunuz için çok fazla kötü bakışlara maruz kalacaksınız. Yerlileri genelde yobaz olurlar bu sebeple her gün kendi memleketinizdeki arkadaşlarınıza yaşadıklarınızı anlatıp onları bunaltacaksınız. Ekonomik açıdan iyi bir şart sağlasa da çok sıkıcı geçecek ve şehir merkezine takılmaya başlayacaksınız ne kadar param giderse gitsin diyeceksiniz. Barınma açısından genelde yurtta kalırsınız ama dikkat edin bazılarının KYK yurdu yok araştırıp öyle yazın benim bulunduğum yerde sadece kızlar için var. Erkekler kendileri ev tutup kalıyorlar o da haliyle çok zorluyor. Üniversitede ki ortamda hiç hayal ettiğiniz gibi olmayabilir, sadece köşede sessiz sessiz oturan bir tip olabilirsiniz ve her gün kendinize lanet edersiniz.

Peki ne yapmalıyız?
- Öncelikle her tercihinizin kendi sorumluluğunuz olduğunun farkına varın. Kendinizle ilgili tercihlerinizde ailenizle, çevrenizle istişare yapın fikir alın ama son noktayı kendiniz koyun en azından kendi tercihleriniz ile pişman olun.

- Tutkularınızın, hayallerinizin peşinden gidin. Müzik mi seviyorsunuz o alana yönelin, Tiyatro mu seviyorsunuz o alana yönelin takip edin işin içinde olduğunuz sürece illa ki bir fırsat yakalarsınız. İleride sevdiğiniz şeyi yaparken kendinizle gurur duyarsınız yapamazsınız bile en azından denedim ama olmadı diyebilesiniz.

- Güzel bir üniversite hayatı yaşamak istiyorsanız kesinlikle sınava hazırlanın geç bile olsa çalışın. En kötü ihtimalle mezuna kalırsınız çalıştığınız yine yanınıza kar kalır. Seneye yine sınava girersiniz halledersiniz.

- Eğer istediğiniz bölüme, şehre puanınınız yetmediyse tercih vermeyin. MEZUNA KALIN. Eğer 1 senemi çöpe atmak istemiyorum diyorsanız istemediğiniz bölümü okurken geçmişi yad edip pişman olmak sizin tercihiniz tabii. Diyelim mecbur kaldınız tercih vermeniz lazım, kesinlikle yazacağınız yerleri iyice araştırın, mesela bazı üniversitelerin KYK yurdu yok bunu araştırın, bazılarının konumu çok kötü vs. Bazı iki yıllık üniversiteler ana kampüste oluyorlar onları yazmak sizin için daha iyi olur ben yazmıştım fakat bana o üniversiteler gelmedi.

- Ekonomik açıdan uygunsa başka şehirde okuyun, kendi yaşadığınız şehirde üniversite okumayın. Biraz hayatı görün, aileden uzak kalmak sorumluluk duygusunu arttırıyor. Ama dikkatli olun özgürlük adı altında kendinizi rezil etmemeye özen gösterin. Paranızı harcarken dikkatli olun. Mesela arkadaşlarla cafeye gittiniz hesabı siz ödediniz ama eğer bu birden fazla olduysa dikkatli olmakta fayda var kendinizi kullandırmayın. Hatta Alman usulü hesap ödeme çok iyi bir yöntem, kelimelerinizi iyi seçerek bunu karşınızdakilere söyleyebilirsiniz.

- Asla kimseyle duygusal bir bağ kurmayın gerek sevgili olsun gerek normal arkadaşınız olsun, emin olun orada ki herkes çıkar için birbiriyle konuşuyor. Sevgiliye kesinlikle tamamen güvenmeyin ve kendi özel alanınız olsun oraya yaklaştırmayın. Zaten zamanla ilişkinizin ciddi olup olmadığını anlarsınız. Arkadaş konusunda da kardeşten öte kelimesini fazla kullanmamaya özen gösterin. Son olarak dedikodu yapmamaya özen gösterin. Yapılır ama gerçekten güvendiğiniz kişilerle yapılır. Birisi gelip sürekli birinin sırlarını size anlatıyorsa muhtemelen sizinkini de başkalarına anlatı, kendinizden bahsederken belli bir sınır koymaya özen gösterin yani.

Bunları böyle söyledim de herkes kötü falan deyip asosyalleşmeyin haa üniversite hayatınız berbat geçer. Yapmamız gereken şey belli okumak, sade bir öğrenci olup kendimizi yetiştirmek. Bu noktaya geldikten sonra zaten lamı cimi yok bazen kötü günlerimiz olabilir hayat tozpembe değil ama biz yine de iyi olmak için elimizden geleni yapalım. Her şeyin başı sağlık, sağlımız yerinde olduğu sürece geriye kalan şeyler gelip geçici umarım hepimiz istediğimiz yerlere varabiliriz. Bu süreç içerisinde hepimize sağlıklı, mutlu, huzurlu vakitler diliyorum. Umarım size yardımcı olabilmişimdir eğer öyleyse ne mutlu bana, hoşça kalın <3
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar