İngilizceyi Geliştirmek İçin İpuçları

İngilizceyi Geliştirmek İçin İpuçları

İlk olarak belirtmek isterim ki, sözcük ezberlemekten ve kısıtlı yabancı dil bilgisiyle çeviri çalışmaları yapmaktan kaçınmalıyız. Bu yöntemler işe yaramıyor, yaramayacak. Bir düşünelim lütfen, sizler gibi milyonlarca genç neden okul dışında dil öğrenmek zorunda kalıyor acaba?

Gençler dünyaya entegre olamasın diye, yabancı dil öğretiminin Türkiye'de onlarca yıldır bilerek ihmal edildiğine inanıyorum. Çok değil, bundan 25 yıl önce ekonomisi yerlerde sürünen Romanya'nın, yabancı dil öğretiminde geldiği aşamayı imrenerek izliyorum. Onlar hem AB'ye hem de dünyaya entegre olabildiler.

İkinci olarak, dilbilimci olarak, en temel gramer bilgisinin yeterli olacağını açık yüreklilikle söylüyorum. Gramerin önemini abartmamalı. Bebeklerin nasıl dil öğrendiğini aklıda tutmakta yarar var. Okullarda ya da bilmem ne markalı kurslarda öğretilen kurallar, tensler, ezberler ve çeviri ödevleri filan yeter artık, bööööğ gelmedi mi hala?

Bu yöntemlerle dil öğretilemediği açıkça ortada. Kendi kendine dil öğrenme konusunda son derece başarılı olmuş onlarca örnek biliyorum.

Kesin olarak biliyoruz ki, yabancı dil öğrenmenin yolu, dilde göz ve kulak dolgunluğu sağlayacak biçimde o dili yaşamak, içinde duyumsamaktır. Bunun kesinlikle en etkili yolu o dilin konuşulduğu toplumda yaşamaktır. Ancak gerek pandemi, gerekse ekonomik durumlardan dolayı başka ülkelere gitme şansı olmadığına göre, geriye TV izlemek kalıyor.

Kişisel önerim şudur: Türkçe olarak çok beğenerek izlediğiniz bir sinema filmini İngilizce olarak defalarca izlemek çok etkilidir. Çok az İtalyanca bilen bir öğrencim, Baba filmini toplam 25 kez izledikten sonra İtalyanca sohbet edebilecek aşamaya gelmişti. Dizinin değişik bölümleri yerine aynı filmi izlemek daha etkilidir.

İzlenen filmde yansıtılan yaşantıların hangi sahnelerinde hangi sözel tepkilerin verildiğini, nelerin nasıl söylendiğini, sözlerin hangi mimik ve davranış kalıplarıyla desteklendiğini öğrenmek, o dili duyumsamayı sağlayacaktır.

Böylece kişi göz/kulak dolgunluğuna erişir ve akıl o filmde akan olaylardaki kişiler, olaylar ve öğelerle ilgili durumlar arasında neden - sonuç ilişkisi kurar. Elde ettiği verileri bilinçte bilgiye dönüştürerek belleğe kaydeder. Bu yolla tek bir gramer kuralı, tens ya da sözcük ezberlemeye gerek duymadan, kişi o dilin doğuştan gelen bilişsel aygıt üzerine yerleşmesine izin vermiş olur.

İşitsel odaklanmayı zorlaştıracağından filmi izlerken ilk seferlerde alt yazıyı açmamayı öneririm. Tümüyle oyuncuları dinlemeye ve ağız hareketlerini izlemeye odaklanmalı. Başlarda hiç bir sözü anlamayacaksınız ama bu doğal, size yabacı olan bir dili öğreneceksiniz.

Belli bir duysal dolgunluğa eriştikten sonra, İngilizce altyazılı olarak da izlenebilir. Bir "movie player" ya da "media player" uygulaması üzerinden alt yazıyı 1-2 saniye geciktirmek süper olurdu. %75 gibi bir duysal dolgunluk noktasına geldiğini herkes kendine göre hisseder. Yalnızca son bir kaç seferde ise gene İngilizce ama Türkçe altyazılı izlenebilir ama şart değil.

Aynı filmi izlemekten sıkılırım offf pofff diyenler olacaktır. Görüşlerine saygı duyarım ama çok rica ediyorum, olumsuz yorumlarıyla başkalarının dil öğrenme isteğini kırmasınlar lütfen.

İngilizce öğrenmede yardımcı olabilecek izlemesi kolay filmler şunlar olabilir: Toy Story, Jurassic Park serisi, The Notebook vb.

Kolaylıklar diliyorum

İngilizceyi Geliştirmek İçin İpuçları
Cevapla