Beni takip edip yazılarımı okuyanlar iyi bilirler ki, son derece insancıl, sevgi ve umut dolu olup zaman zaman yazılarımda bu umudu size de aktarmaya çalışan biriyim. Bunu yaparken de amacım 'Bakın, bunca kötü olayın arasında ülkemizde güzel şeylerde oluyor. İnsan olmak, insanca davranmak halen çok geçerli ve iyi bir şeyler yaparak fark yaratan insanlar halen var' mesajını iletmek. İşte bunlardan biri ile yine sizlerleyim. Bugün sıra dışı bir projesi ile aslında pek de sevilmeyen fen bilgisi derslerini öğrencileri için şölene çeviren harika bir genç öğretmenden bahsedeceğim.
Yine umut dolu içimizi ısıtan birkaç güzel dakika başlıyor. :)

Adı Ferhat Öztürk. İstanbul Beyoğlu Ortaokulunda Fen Bilgisi öğretmeni. Genelde sıkıcı ve zor olarak bilinen Fen Bilgisi dersini geliştirdiği proje ile eğlenceli bir hale getirip öğrencilerinin derse ilgisini artırarak başarı oranını zirveye taşıyor.
Peki Ferhat öğretmen ne yapıyor derseniz;
Günümüzün popüler şarkılarının müzik altyapısını alıp şarkı sözlerini Fen Bilgisi konuları ile değiştiriyor. Hatta bu şarkılara klip bile çekiyor. Hal böyle olunca Ferhat öğretmenin girdiği derslerde sınıftan müzik sesleri ve fen bilgisi konularını bu şarkılarla sular seller gibi öğrenen öğrencilerin şen kahkahaları yükseliyor. Sonuç: Harika!
"Öğretmenlik benim mizacımda var"

Merhaba. Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?
Merhaba.1989 yılı Bursa doğumluyum. 2012 yılında Kocaeli Üniversitesi Fen Bilgisi Öğretmenliğinden mezun oldum ve 2013 yılında Sivas’ın en küçük ilçesi olan Koyulhisar’a atandım. Ben zaten çocukları sevdiğimi biliyordum ama bu Koyulhisar'da geçirdiğim kısa süre zarfında mizacımın öğretmenliğe çok uygun olduğunu, bu mesleği hem iş hem de hobi olarak sürdüreceğimi o zamanlar anladım.
2017-2018 eğitim öğretim yılında İstanbul’a atandım ve İstanbul’daki öğretmenlik maceram başlamış oldu.
Bu ilginç projeye basın kuruluşları duyarsız kalmadı
Ferhat bey, bir devlet okulunda en zor ve sanırım bir çok öğrencinin zorlandığı, hoşlanmadığı bir dersi eğlenceye çevirmeniz oldukça ilgi çekici. İlk bu fikir nasıl aklınıza geldi?
Fen dersi zor gibi görünebilir ama gerçekten zor bir ders değil. Fen konuları tamamen hayatla alakalı konular olduğu için, günlük hayattan örneklerle, deneylerle çocuğun ilgisini derse çekip öğrenmeyi daha kalıcı hale getirmek kolay aslında. Hatta Fen öğretmenleri olarak sürekli “Sen Fencisin bilirsin” şeklinde olumlu bir ön yargı ile doktorlara, mühendislere sorulması gereken sorularla muhatap oluyoruz.
"Bizim konularımızda anatomi de var fizik de, kimya da. Bunların hepsi de uygulamalı bilim. Yeter ki öğretmen bu dersi sırf para kazanmak için anlatıyor olmasın."

Bu da bizim anlattığımız konuların aslında ne kadar bilim ve hayatla alakalı olduğunu gösteriyor. Hatta bir anım var bununla ilgili. Koyulhisar’da iken karın ağrısı şikayetiyle doktora gittim ve ilçedeki doktor teşhis koyamayınca beni yan ilçeye sevk etti. Yan ilçedeki doktor da ne iş yapıyorsun diye sorunca “Fen öğretmeniyim” dedim ve bana kızdı. “Madem fen öğretmenisin nasıl anlamadın apandist ağrısı olduğunu” diye çıkıştı, meğer apandistim patlamış :D Yani bizim konularımızda anatomi de var fizik de, kimya da. Bunların hepsi de uygulamalı bilim. Yeter ki öğretmen bu dersi sırf para kazanmak için anlatıyor olmasın.
Eypio & Burak King'in 'Günah benim. Suç benim' şarkısı 'Mitoz benim. Mayoz benim' olursa nasıl bir şey olur? Yanıtı bu videoda
Çocuk tek bir deneyle bile bu derse ısınabiliyor. Ama bu bana yeterli gelmedi, deney yapsam da sıkılan öğrencilerim olduğunu ve bazılarına bu bilgilerin gerçekten ağır geldiğini gördüm. Konuyu anlamayan çocuk dersi sevmiyordu, dersi sevmeyen çocuk konuyu anlamaya çabalamıyordu. İstisnasız bütün öğrencilerin hoşuna gidecek bir şeyler yapıp dersi sevdirmeyi amaçlıyordum. Bunun için bir çözüm üretmek isterken, bu şarkı olayı geldi aklıma. Şarkı söylemeyi çok severim ve sesim de fena değildir. Ayrıca şarkıları söylerken bazen eğlencesine şarkı sözlerini değiştirirdim ve arkadaşlarım hep bunu çok iyi yaptığımı söyler ve şaşırırlardı bu kadar hızlı sözleri değiştirmeme.
"En işe yaramaz, en öğrenmez denen öğrencim bile şarkıyı ezberlemiş ve sınavda bu konuyla alakalı soruların çoğunu doğru cevaplamıştı"

Ben de bir gün oturdum “Mitoz Benim Mayoz Benim” adlı ilk şarkımı yazdım. O aralar bu şarkının melodisi çok revaçtaydı ve sözleri de çok güzel olmuştu. Kendi adımla açtığım youtube kanalıma yükledim ve kısa zamanda çok fazla tık beğeni ve yorum aldı. En işe yaramaz, en öğrenmez denen öğrencim bile şarkıyı ezberlemiş ve sınavda bu konuyla alakalı soruların çoğunu doğru cevaplamıştı. Sonra bu işin devamının gelmesinin gerektiğini anladım.
"Derste sürekli eğlenip şarkı söylemiyoruz. Şarkı çocuklara ödül ve motivasyon kaynağı"

Ferhat bey bir dersinizi anlatsanız. Ne yapıyorsunuz mesela... Nasıl geçiyor dersler?
Haberlerde öğrencilerle karşılıklı oynadığımız görüntüler çıktıktan sonra insanlarda şöyle bir algı oluşmuş. Bu derste sürekli şarkı söyleyip göbek atılıyor galiba. Böyle ders mi olur? Biz derslerimizi tabii ki de sürekli şarkı söyleyerek işlemiyoruz. Şarkı çocuklar için bir ödül, bir motivasyon kaynağı. Mesela bir etkinlik yapacağız ya da deneme, öğrencilerimin de canı istemiyorsa, hemen yaparlarsa şarkı açacağımı söylüyorum ve bir anda sınıf full konsantre moda geçiyor. Bizim derslerimiz genelde dersin başında ilgi çekici bir materyal, video ile ya da sıra dışı bir sohbet konusu ile başlar. Ama burada da yine amaç işlenecek konulara dikkat çekmektir her zaman. Ben bunu yaparken çocuk bunu yaptığımın farkına bile varmaz, bir bakmış işlenecek konuyla ilgili beyin fırtınası yapıyor. O yüzden derslerde yeri geliyor çok eğleniyoruz, yeri geliyor deney yapıyoruz, yeri geliyor sıkıcı aktiviteler de yapıyoruz. Çünkü bu bir öğrenme süreci ve hayat gibi inişli çıkışlı. Ama sonuç olarak baktığımda ben doğru yöntemleri kullandığımı, öğrencilerimin gözündeki parıltıdan görebiliyorum.
"Yolda görünce 'Bak bu bizim youtuber hoca' diye birbirlerine gösteriyorlar"
Erik dalı türküsü güneş sistemini anlatan sözlerle birleşirse ve 'Güneş dalı' olursa nasıl olur dersiniz. Şahane olmuş.
Öğrencilerinizin tepkileri nasıl oldu. Derse adaptasyonlarında bir artış başarılarında yükselme gözlemlediniz mi?
Öğrencilerimin tepkileri beklediğimden de olumlu oldu. Bu çocuklar dijital yerli olduğu için, bu tarz şeyler çok hoşlarına gidiyor. Beni okulumda tanımayan yok. Yolda görünce “Bak bu bizim Youtuber Hoca” diye birbirlerine gösteriyorlar. Ayrıca çalışmalarım sadece benim öğrencilerim tarafımdan değil ülkenin dört bir yanından öğrenciler ve öğretmenler tarafından da çok beğenildi. “Böyle hocam olsun 40.000 TL borcum olsun.” şeklinde videoların altına yorum atan öğrenciler var. Hatta ben o öğrenciye “40.000 TL'yi hazırla seneye sizin okula tayin istiyorum.” diye cevap yazdım. O da seneye kadar 40.000 TL'yi bir şekilde bulacağını yazmış. Çocuklarla aramda bu şekilde esprili ve sağlam bir etkileşim oluştu ve şarkılarımın bundaki payı yadsınamaz.

Herhalde öğrencilerin en sevdiği öğretmeni olmalısınız? Size sevgilerini dile getiriyorlar mı?
Burada mütevazılık çizgisinin biraz dışına çıkmış gibi olacağım ama gerçekten öğrencilerim beni çok seviyor. Ve bunu her fırsatta dile getiriyorlar. Hatta Koyulhisar’dan ayrılacağım zaman bir veda konuşması yapmaya çalışmıştım ama öğrencilerimin karşımda ağlamaya başladığını görünce benimde gözlerim dolmuştu konuşmamı bitirememiştim. Mezun öğrencilerim hala mesaj atar ve bu mesajlar her zaman bana mesleğimde güç veren itici unsurlar olmuştur. 5 sene önce mezun ettiğim öğrencim mesaj atıp “Üniversite sınavını kazandım hocam sizin anlattıklarınızı hiç unutmadım, onların sayesinde başarılı oldum, siz benim idolümsünüz.” diyorsa ben bu işi doğru yapıyorum demektir.
"Suriye'den gelmiş ve arkadaşları tarafından biraz dışlanmış bir öğrencim teneffüste gelip boynuma sarılıyor “Sizi babam gibi seviyorum hocam”diyor"

Şu an kendi sınıfımda 2 sene sınıf tekrarı yapmış hiperaktif bir öğrencim var ve çoğu zaman hiperaktivite için verilen ilaçlarını içmiyor ve annesi de pek sözünü geçiremiyor bizim inatçıya. Böyle olduğunda annesi arayıp benden rica ediyor konuşmamı ve ben söylediğimde o inatçı çocuk hapları jelibon gibi hemen yutuveriyor. Suriye’den gelmiş ve başlarda diğer öğrenciler tarafından dışlanmış bir öğrencim her teneffüste gelip bana sarılıp “Sizi babam gibi seviyorum hocam”diyor. İşte ben öğrencilerimle aramda bu şekilde bir ilişki kurabilirsem başarılı olduğumu var sayabiliyorum. Ama hiçbir zaman da bu işte tam yeterli olduğumu düşünmedim. Hep daha iyisini yapabilir miyim, dersimi nasıl sevdirebilirim, daha etkili nasıl ders anlatabilirim diye kafamda yeni projelerin, yeni yöntemlerin tohumlarını ekmeye çalışıyorum.
“Hayattan Fen’i alın, geri neyi kalır ki ?”

Bu yazıyı okuyan insanlara şunu söyleyebilirim. Vatanını en çok seven, görevini en iyi yapandır. İşini iyi yapan insan mutlu olur ve işe giderken ayakları geri geri gitmez. Hayatımızın büyük bir kısmını çalışarak geçirdiğimizi göz önünde bulundurursak, mutluluğun yaptığımız işte başarılı olmakta ve onu bir hobi olarak görmekte gizli olduğunu görürüz. Ve son olarak “Hayattan Fen’i alın, geri neyi kalır ki ?” diyorum. Bilimle kalın çünkü bizi ileriye taşıyacak olan o. :)
Teşekkürler Ferhat öğretmen..
Öğretmenler! Yeni Nesil Sizin Eseriniz Olacaktır. Atatürk
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar