Geçenlerde internette bir yazı okudum Eğitim Danışmanı Duygu Doğan'ın. Okuduğum bu yazıyı ben sizlere kendi anladığım şekilde yazıp paylaşmak istedim.
Günümüzün gençliği artık üniversite okuyor.

Okuyor ama nasıl okuyor neden okuyor çoğu daha bunun bilincinde bile değilken üzerine bir de yüksek lisans yapıyorlar. Hiçbir tecrübesi olmayan bu gençler iş arayışına girdiklerinde ise ne yazık ki hüsranla karşılaşabiliyorlar. Çünkü çoğu daha ne istediğini bile bilmiyor.
4 yıl üniversite okumuş bir genç ve 2 yıl da yüksek lisansını yapmış.

Bu çocuklara neden yüksek lisans yaptığını sorduğumuz zaman alınan cevap "cila olsun diye." Ne yazık ki bilinçsizce, amaçsızca ve alelacele verilen bir cevap.
Sonra bu gençler iş başvurularına gitmeye başlıyorlar.

Önce bir yollanan CV'ye bakıyorsunuz, ama ne yazık ki diğer CV'lerden hiçbir farkı yok. Tek farklı olan isim ve soy isimler sadece.
Bu gençlerimiz önceden gidip herhangi bir yerde mesleği ile ilgili bir staj bile yapmamış oluyorlar.

Herhangi bir kulüpte, dernekte, vakıfta göreve almamışlar. Kısacası hiçbir sivil toplumda yer almamış birçoğu. Ama nedir sadece okumuş, yüksek lisans yapmış. Aslına bakılırsa farkında bile olmadan boş boş okumuş. Hiçbir şekilde çevre yapmamış, insanlarla tanışmamış bu kişiler.
Çoğumuzun kendimize aldığı bir rol model mutlaka ki vardır.

Bu kişiler rol model aldığı kişiye e-posta gönderip "bir kahvenizi içmek istiyorum" der ve sonrasında yanına uğramazlar bile. Ama şimdi iş arıyor. Milyonlarca CV ile aynı özelliği sahip olan CV'si ile.
İşin kötüsünü yapmaya o kadar çok alışmış ki: Çalışmak, verimli olmak, kendini bir yerlerde göstermek, işin ufağı büyüğü, deneyim kazanmak, kendi alanında en iyi olmak için çabalamıyor ne yazık ki. 
Peki ya ne için bunu niçin istemiyorlar aslında günümüzde herkesin de çok istediği para yüzünden.

Para istemek tabi ki en doğal hakkı diye düşünelim. Ve bu kişiye "ne kadar maaş istiyorsun?" diye sorduğunuzda "2000 lira." Ve ne yazık ki bunu söylerken gençlerimizin gözü ışıldıyor bu rakam karşısında. Çok büyük para geliyor onların gözünde. Aslında kafadan şöyle basit bir hesap yapsa o paranın hiçbir şekilde ona yetmeyeceğini anlayacak.
Ve hemen iş başvurusu yapan kişinin yanında bir hesap yapmaya başlıyoruz.

“Bak” diyorum, “2000 Lira istiyorsun ya, o 2000 liraya ayda 20 gün çalışacaksın. 20 güne böldüğünde günlük maaşın 100 lira yapar. O paraya da temizlikçi Fatma Abla gelip evini temizlemez. Doğru mu?”
Gözlerindeki parıltı kaybolur. Bu hesabı daha önce hiç yapmamış. Boynu bükülüyor. “Evet” diyor.. “Peki sen 18 sene bunun için mi okudun?” diyorum.
Bu hesap karşısında cevap bile veremiyor ne yazık ki.

Asıl önemli olan burada aldığı maaş değil. Belki ilk girdiğinde asgari ücret bile olabilir. Ama burada önemli olan ve vurgulamak istediğimiz kişilerin daha lise çağlarında kendini geliştirmeye başlaması ve hedefler koymuş olması gerekiyor. Üniversite yıllarında ise kendini daha da geliştirip üniversite bitiminde iyi bir işe girebilmesi için gerçekten çok büyük önem taşıyor.

Hayat bir anda akıp gidecek, hayatları akıl tokluğuna, karın tokluğuna avuçlarından akıp gitmeden, bir DUR desinler…
Dostça ve sağlıcakla kalın...
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar