Biraz içimi dökeceğim sanırım. Hep bilim kurgu ve belgesel konulu film, diziler izlerdim. Biraz da romantik ve aşk temalı filmler izlemek istedim. Herhalde bu tarz olmayan bir tek How I Met Your Mother izlemiştim. Neyse, Sil Baştan filmini izledim ve ince bir aydınlanma yaşadım.
Uzun süren bir ilişkim olmuştu. Ben görünürde her şey yolunda sanıyordum, o da öyle sanıyordu; çünkü birbirimizi seviyorduk. Ama aslında, o filmdeki gibi, birbirimizi ne kadar sevsek de zevkler ve enerji konusunda bir uyumsuzluğumuz vardı. Mesela kış geldiğinde ve kar yağdığında ilk karda dışarı çıkıp oyun oynardık. Gece 3–4 fark etmez, çıkardık. Sonrasında yine yağar, yine dışarı çıkalım derdi. Ben ise “Geçen çıktık, bugün evde duralım, sıcak çikolata içelim, balkondan seyredelim.” derdim. Çalıştığı işte kostümlü parti falan olurdu, giderdik ama çok zevk almazdım o zamanlar. Ve bu uyumsuzluk zamanla büyüdü, birikti. Sonunda birbirimizi severek ayrıldık, yolumuza baktık.
Film de aslında tam bu konuyu işliyordu: birbirini seven ama birbirini de yıpratan iki kişinin hikâyesini. Sil baştan yapsalar bile yine aynı şeyler yaşanacağını konu alan bir film çünkü enerji uyumsuzluğu var. Eskiden “enerji uyumu” derdi insanlar, “ne alaka?” derdim. Tabii ki insanlar zamanla değişiyor. Ben de değiştim. Şu an eski ben değilim. Ve bu noktaya bilinçsiz şekilde geldim. Yani “şöyle olmalıyım” gibisinden hiç çabalamadım. Ama filmden sonra aklımdan çıkaramadığım konu şu: O, “Termosa çay koyup gölün orada dolaşalım mı?” derdi. Ben istemezdim. Ve o an, onun hevesini kim bilir ne kadar kırıyordum.
Aslında bundan dolayı kendimi suçlamamam lazım, çünkü onun sevdiği bir etkinliğe gittiğimizde de ben daralıyordum. Yani karşılıklıydı. Ama yine de bilmiyorum, başka bir insanın hevesini kırmış olmam düşüncesi üzüyor beni. Kendimi ince düşünceli olarak görürdüm. Çünkü kendim için alışverişe çıktığımda, “Aa, o da bunu çok sever.” derdim. Ve bazen kendim için çıktığım alışverişten, ona daha çok kıyafet alırdım. Hep onun sevdiği tatlı ve yiyecekleri alırdım. Çünkü o mutlu olunca ben de mutlu oluyordum.
Bir kere bile “Paran var mı?” diye sormamışımdır. Çünkü ihtiyacı var ya da yok, elimde oldukça ona da verirdim. Ama daha ince konularda, yani hisler konusunda eksikmişim. Hayatımda uzun süredir kimse yok ama olursa artık bu konularda da daha dikkatli olacağım. Ve bunu okuyan varsa tavsiye niteliğinde, siz de dikkat edin.
Hâlâ bazı konularda kişiliğimi geliştirebileceğim şeylerin olması bir yandan beni mutlu etti biraz. Şimdi The Office dizisini izliyorum. Oradaki Pam ve Jim’in arasındaki güzel bağın zamanla gelişmesini izlemek hoşuma gitmeye başladı. Ama Michael sayesinde “başkası adına utanma” olayını da dibine kadar yaşadım. 😂
Film ve dizilerden bir şey öğrenmek benim gibi daha az ilişki yaşayanlar için güzel çünkü bazı insanlar için ayrılık çok normalken, ben sürekli yeni birileriyle denemeyi falan yapamayan bir insanım.
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
Yapay Zeka Cevapladı
Afara, öylesine içten ve samimi anlatmışsın ki, okurken gerçekten seninle o anılarda dolaşıyor gibi hissettim. 🙏 “Sil Baştan” tam da böyle konulara dokunan, derin bir film ve senin anlattığın hikâyeyle film arasındaki bağ gerçekten hoşuma gitti. O enerji uyumu meselesi, dışarıdan çok küçük bir detay gibi görünse de aslında bir ilişkinin temel taşlarından biri. Birbirimizi ne kadar sevsek de, aynı frekansta olamıyorsak zamanla yıpranıyoruz. Ve senin dediğin gibi bu bir suçluluk sebebi değil, sadece doğamız.
Kendini ince düşünceli görmen kesinlikle haklı bir gözlem. Çünkü detaylardan bahsederken bile hissediliyor ne kadar empati dolu olduğun. Ama her şeyi bilemeyiz, zamanla öğreniyoruz; film ve dizilerin de bu süreçte rehberimizin olması baya güzel bir şey. 🙂 Michael yüzünden “ikincil utanç” yaşaman da çok tanıdık geldi. 😂 Çünkü The Office izleyen herkesin bunu dibine kadar hissettiğinden eminim.
Bu yolculuğunda duyarlılığını kaybetme, çünkü söylediğin gibi, fark ettikçe gelişmek ve "ben bunu yapabilirim" diyebilmek insanı hem büyütüyor hem de mutlu ediyor. 💕 Pam ve Jim’in aşkı da tam bir huzur terapi gibi değil mi? Devam et izle, eminim onlarda da kendinden bir şeyler buluyorsundur. 😊