Kimsenin yalan söylemediği, yalan kelimesinin bile icat edilmediği bir dönem düşünün. Yalan diyemiyorsun da gerçek olmayan diyorsun, ağzından çıkana herkes inanıyor çünkü dünya düzeni bu şekilde. Nasıl ama efsane bir ortam değil mi? Peki bunu bozan ilk sen olsan? Yalanı icat edip şöhrete, servete ve hayallerindeki kadına ulaşan bir senaristin hayatına hazır mısın?
İşten kovuldun, evden atılacaksın, kirayı ödeyecek kadar paran yok. Peki ne yaparsın?

İşten kovulan ve bankada son 300 doları kalan Mark, yarına kadar 800 dolar ödemezse ev sahibi başına bela olacaktı. O da bankaya gitti, tüm parasını çekmek istediğini söyledi. Banka sistemi bozuktu; tüm paranız ne kadar diye soruldu. Mark düşündü düşündü ve 800 dolar dedi… İşte ilk yalan böyle icat edildi.
Mark sonra bir bara gitti, arkadaşlarına yaşadığı bu çılgın deneyimi anlatmak istedi.

‘’Ben bir şey söyledim, öylece ağzımdan çıkıverdi’’ dedi. Etrafta biralarını yudumlayanlar umursamadı. Mark onlara da peşi sıra yalanlar söyledi. ‘’Ben zenciyim, uzaylıyım…’’ Etraftakiler sorgulamadan inandı. Mark artık her şeyi yapabileceğini anlamıştı.
Kafandan bir senaryo yazıp, gerçek tarih buymuş gibi satmaya ne dersin?

Kovulduğu yazarlık şirketine bütün öz güveniyle geri dönen Mark, uydurduğu bir senaryoyu tarihin gerçek notları diye sattı. Filmi büyük sükse yaratacaktı belli ki ama işlerin bombok olacağı başka bir şey yaşandı…
Mark’ın annesi ölüm döşeğinde çok acı çekiyordu…
Annesi ölürken yok olacağını, hiçliğe karışacağı için üzgün olduğunu söyleyince Mark aklına geleni söylemeye devam etti. Hiçlik yok, göklerde büyük adam yaşıyor ve en sevdiklerinle birlikte olacaksın dedi. Annesi inandı ve huzur içinde öldü ama sorun, etraftakilerin de bunları duymalarıydı…
Göklerde yaşayan adam kimdi, kuralları nelerdi? Mark bunları açıklamalıydı.

Mark Pizza Hut kutularına yazdığı yeni bir din ve kurallarını kapısının önünde yığınla bekleyen halka açıklıyordu.
Göklerde yaşayan adam insanlara 3 tane yanlış yapma hakkı veriyordu.
Evet birine zarar vermek büyük yanlıştı ve hayır küfür etmek asla yanlış sayılmazdı.
Durup dururken din icat etmiş, filmleriyle peşinden koşulan ve dünyanın en bilinen adamına dönüşen Mark elbette ki birine aşıktı; Anna…
Anna’yı kandırmak için de yalanlar söyleyecek miydi?

Anna’yı çok seviyordu ama Anna şişman, domuz burunlu bir adamın genetik kodlarıyla bir çocuk doğurmaya karşıydı. O nedenle asla sevgili olamıyor, sadece arkadaş kalabiliyordular. Mark Anna’yı kandırmak için yalan söyleyebilirdi hem de birçok kez ama söylemedi… Kararı Anna’ya bıraktı. Anna ise genetik kodlarını beğendiği Brad ile evlenmeye karar vermişti…

Brad, Mark’ın iş arkadaşı ve neredeyse baş düşmanı sayılabilecek kılın tekiydi. Pozitif olabilecek yönleri ise köşeli çenesi, renkli gözleri ve fit vücudu sayılabilirdi.
Mark, Anna’nın düğününe gitti ve son kez onu sevdiğini söyledi…

Anna bütün genetiğe küfür ederek Mark’ın peşine takıldı ve gerçekten de genetik olarak en istemediği şekilde şişman, tıknaz ve domuz burunlu bir çocukları oldu. Ama yine de çok mutluydular çünkü aynı genetik kodlar, babanın yalan söyleme yeteneğini çocuğa da geçirmişti. :)
#Yalanınİcadı
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer