Öncelikle ankette yer alan sözcüklerin anlamını söyleyeyim.
Keşf: "Sezgisel olarak görünmeyen alemler ile bağlantı kurmak" gibi bir anlamı vardır. Felsefe, akıl, din sözcüklerinin anlamlarını biliyorsunuz.
Kelam: Sadece dini irdeleyerek hakikate ulaşmak. Meşşailik: Gezimcilik olarak da bilinen, akılcılık ile hakikate ulaşmak. İşrakilik: "Gnostizm" diyorum siz araştırınız. Tasavvuf: İnsanın sezgi yoluyla, ibadet yoluyla kendinden geçerek Allah'a (hakikate) eriştiğini savunuyor. Hangisi kategoriye uyuyor düşünemedim. "Diğer" kategorisi zaten içinde her şeyi barındırıyor.
Hiçbiri. Hakikate yolculuk öze dönüş ile "kendini bil" ilkesi ile mümkündür. Hz Muhammed bu konuda "kendini bilen rabbini ( Hakkı) bilir" buyurmuştur. Senin sıraladıkların eşyanın hakikati ile ilgili ilimlerdir.
2
11 Yorumla
Soran
+1 yıl
Muhammed efendinizden öncede bu düşünce vardır.
Sezgisel felsefe üzerine hakikat arayışınız var. Din üzerine de olabilir çünkü Muhammad efendinizi örnek verdiniz.
Kendini bil felsefesi antik iyonya'dan tut, sümerlere, akadlara, islama, hinduizme, taocu ve onlarca felsefe ve biçim tarafından kabul görmüş, insanlığın ortak ve en eski nasihatidir. Efendimizi sadece daha iyi anlayabiliriz diyerek örnek verdim. kendini bilmek kavramını açmam gerekirse olimpostan, sinaya, tanrı dağlarından, himalaya dağlarına, japon kıyılarından, aztek harabelerine, oradan Bektaşi türbesine kadar götürebilirim :) Çok evrensel ve kabul görmüş bir hakikat yolculuğudur bu. Akıl , din, keşf ya da felsefe , bunların hiç biri benlik bilincini kazanamamış beşerlerde faydası yoktur.
Felsefenin temel sorularında "ben kimim?" soruları da vardır.
Din ise al sen busun der. Sorgulama aklın varsa veya sezgisel olarak inanıyor isen gel der. :)
Ben burada beşeri bir kısıtlama düşüncesine gitmedim. Ayrımlar bireysel hakikat arayışı vardır. Ve bunların temel farklılıklarını sundum. İslam felsefesinde bulunan kavramlardır
İslamda bu kavramlar müminler içindir , Mümin denilebilmesi için ise gerekleri yerine getirebilen ve o bilince ulaşmış inançlı insanlar olması gerekir. Dinde bir insanın inançlı olması için , inanıyorum demesi yetmez, özellikle diğer bahis konusu ettiğim inanış biçimlerinde de bu böyledir. Emirler net ve ayandır, dünyevi hazlardan uzaklaşarak , bilincinizi hiçliğe hazırlamaktır. Bunları anlatmamın sebebi hiç bir inanış al sen busun demez, "Bu vardır ve akli melekelerini kullanırsan ve emirlere uyarsan hakikat sana gelecektir" der bütün inanç biçimleri. Bireysel hakikat arayışına gelince , bende tam olarak aslında "kendini bil " diyerek bunu kastettim , kendi benliğinin farkında olmayan bir insana kattiyen hiç bir model yol gösteremez, kaldı ki bir tek inanç ve felsefe de değil, bu psikososyal deneylerde de açığa çıkmıştır, maslow örnek gösterilebilir, oda buna hiyerarşisin de"kendini gerçekleştirmek" der ve bu kabul görmüş bir teoridir.
sezgisel ya da felsefi diyorum, hangi biçim ya da model olursa olsun , Hakikat ancak insanın kendi özünde görülür. :) Apollo Tapınağın da ki alınlıkta yazar "Gnothi Seauton" ..
Kattiyen yok çatışma :) Siz modellerin her biri farklı yollardan hakikat arayışına sokar diyorsunuz, ben ise benlik bilinci yoksa hepsi boşadır diyorum :) Ben temelini atıyorum siz ayakta tutan kolonları dikiyorsunuz :) Umarım anlatmayı başarmışımdır
"İyinin ve Kötünün ötesinde" adlı kitapta hakikat yalanı vardır. Benim şu an kesin savunduğum bir şey yok. Ben iki dilde konuşuyorum bi' felesefe diye kendini kısıtlayanların dilinden birde sıfırın her şeyi anlatan bi' şey olduğu dilinde...
O tarafa gitmeden önce ufak bir kısım vardır o kısım da hayatın matematiği okunur. Hesaplaşma, düşünce her şey orada başlar ve biter Hakikati de ölüm getirir
En İyi Cevaplar