Şimdinin yarı yaşında olduğum zaman çok sevmiştim. Üşüdüğü bir akşam kazağımı giydirdim üstüne. Gece o kazakla yattım, giyerek değil yüzümü gömerek. Sonra kokusu tamamen kaybolana kadar kazak hep benimleydi. Üstelik ayrı da değildik. Nerdeyse her gün görüşüyorduk. Zaten sürekli bildiğim kokuya geceleri bu düşkünlüğüm neydi benim? O kadar mı seviyordum? Değilmiş. Sevdiğim şey onun kokusu değil, bizim kokumuzmuş. Çünkü kazakta ikimizin kokusu var. İnsan kendi kokusunu almadığı için bilemiyor bunu. Anladığımda aradan yıllar geçmişti.
Bunu da niye anlattım şimdi bilmiyorum. Ama kişileri yüceltirken kendimizi yok saymak aşkın kendisine haksızlık olur. İnsanın burnunun direğini sızlatan şey başkasına ait olan kokular değil, birlikte geçen zamanın anılarını içine hapseden bir kazaktı işte.
Dudaklardan alınan bir öpücük lezzeti ile beyine ve yüreğe kazınır ilave olarak da teninin kokusu aynı yere kazınır.. Sonra her ayrılıkta o kazınmışlar beyinde alarm verir.. özlem çanları çalar özlem arttıkça insanın gerçekten burnunun direği sızlar o kuyu almadığı için.
Bu konular cok acitiyor ablacigim ayrica o duygu hayatta sadece bir kisiyle yasanir. Insanin sirf burnunun diregi degil kalbi sizlar hatta sokakta herkesi ona benzetmeye baslarsin hayalini bile görürsün. Ama ihametinde de nefretin bir o kadar da büyük olur
Evet bu duyguyu çok yakından yaşadım. Babamı kaybettiğim gün onu bir odaya almışlardı annem ile tekrar bakmaya gittiğimizde ona sarıldığımda aldığım kokuyu oldum olası unutamıyorum. Bu koku daha sonra birgün bir vesile ile tekrar duyumsadım 5 sene sonra. Ara ara o kokuyu kaybolmaması için özel olarak saklıyorum. Burnumun direği sızlıyor her zaman.
Yalnız çok iyiymiş soru.. Hayvan gibi sızlar, hunharca hemde. Hani eskiden ayıların burunlarına halka takarlarmis ya, işte o halka varmis gibi olur burnunda haykırarak ağlarsın.
En İyi Cevaplar