Yolda yürüdüğüm esnada, sık sık çevreyi gözlemlerim. En çok, eski, terkedilmiş ve virane olmuş evler çeker dikkatimi. Kafamda o anda yılların yazarıymışcasına farklı farklı hikayeler beliriverir. Mesela şu ev derim. İlk sahipleri ya da kiracıları... Belki de ilk çocukları burada oldu. Anne ve baba, bebeklerine sıkı sıkı sarılıp, öpüp kokladılar onu. diye düşünürüm. Ya da komşu oğlu için kız istemeye geldiler bu eve. Kızın da gönlü oğlandaydı. Sevinivermiş ve heyecanlanmıştı. Düğünleri evin yanındaki boş arsada yapılmıştı belki. Ve bunlar gibi milyon hikayeyi yazarım oracıkta. Sormak istiyorum. Sizlerin aklına ne gelir böyle manzaralarda? Ben gibi yapan var mı?
Böyle bir ev görmüştüm çocukken. Çok dikkatimi çekmişti. Uzun uzun bakıp yoluma devam ettim. Aradan birkaç gün geçti annem dayım ve ben tekrar o evin önünden geçiyordum. Anneme dönüp burası kimin evi diye sorduğumda dayımın olduğunu söyledi. Dayıma döndüm, benim değil diyerek o yıkık dökük evin içine girdi aradan birkaç dakika geçtikten sonra yanında iri yarı biriyle dışarı çıktı ve yanımıza geldi. Çok şaşırmıştm. Hayatın herseyini elinden aldığı bir dayımın olduğunu öğrenmiştim o gece. Ailesini bile...
Burası bizim orda bakmayın böyle güzel göründügüne aslında ürkütücü bir tipi vardır şu an restarasyon aşamasında zamanında burada izmirin en zengin insanı yaşarmış bazen köşke bakıp gözümden canladırır gibi olurum ozmanın yaşantısını
Huzun kaplar icimi boyle zamanlarda... Anneannem gelir aklima. Sut kokan boynu, kucuklugumde bana sarmalar, icli kofteler ogretisi, bostanına gosterdigi emek, kirmizi bir cilek gordugunde henuz 7 yasinda olan bana ayirması... önce bir sıcaklık kaplar benliğimi; sonra aklima gelir tum bu anilarin yerinde yalnizca harabe bir ev ve tahrip olmus bahcesi kaldigi...
Bende öyleyim. Bir sürü hikayeler geçer aklımdan. Hatta gözlerimi kapatıp canlandırırım o sahneleri. Bazen resimlerim oraları ve gerçekten hikayeleştiririm :)
Bakırköyün girişinde korkunç bir virane ev. . Kapkaranlık. ben ve sen. Sen dış kapıdan çıkıyordun bense ön kapıdan. . Hatırlıyorum da bizi tutuklarken aynı araca almışlardı. Adam ölmüştü. . Kim öldürdü sen mi ben mi. ?
O karanlık virane. . Seni de beni de karanlığa gömdü. .
Dedemin kendi elleeriyle yaptigi evi, şu görünen penceredeki odada oyunlar oynardık kuzenlerimle. Hayatımın en eğlenceli günleriydi. Şimdi ne babanem var içinde ne de dedem, eve girdiğinizde örümcek ağları sizi karşılıyo. Bense parmak uçlarımla yürüyorum hatıralar uyanmasın diye. Usul usul dolaşıp geri çıkıyorum..
Severim saatlerce izlemeyi kulağımda slow bir şarkı o evdeki yaşanmışlıkları düşünürüm. Kim bilir kimlere ev sahipliği yapmıştır? O yıpranmış duvarları hangi ölümlere, ayrılıklara, kavuşmalara, gözyaşlarına, kahkahalara şahit olmuştur. Gibi sorular da sorarım kendimce. :)
ben hem hüzünleniyorum hemde farklı duygular besliyorum yani zamanında oara birilerinin yaşaması veya bir ailenin bizim gibi birşeyler paylaşması beni sanki imkansızmış gibi oldukça şaşırtıyor.
O evlerin icinde neler oldugu ne mutluluklar yasandi ne hayaller kuruldu cocuklarin sevinle kosturmalari sonra guzel eglenceli anilarin oldugu aklima gelir huzunlenirim.
Böyle evler gördügümde düsüncelere dalarim. kim bilir kimler neler yasamis. ne hayat görmüs bu ev. bu evi insaa ederken yillar sonra bu hale gelecegini bilseydi?
Gördüğümde çok etkilenir, derin düşüncelere dalar giderim. O evlerin eski zamanlardaki yaşantıların parçası olduğu günleri canlandırmaya çalışırım olabildiğince.
Acaba kimlere ev sahipligi yapti ve neler yasandi diye düşünürüm acisiyla tatlisiyla. Terkedilmis, basi bos birakilmis, deger verilmemis yalniz insanlara benzetiyorum ben boyle evleri nedense.
En İyi Cevaplar