evrene, gökyüzüne ya da kendi içime baktığımda tüm bu muazzam nizamın arkasında bir sanatçının varlığını hissetmemek benim için imkansız. ben kalbimin ve aklımın rehberliğinde bir yaratıcıya inanıyorum ama son zamanlarda agnostisizm üzerine derin derin düşünürken buluyorum kendimi. agnostikler bir yaratıcının varlığının ya da yokluğunun insan zihninin sınırlarını aşan, asla çözülemeyecek bir sır olduğunu savunuyorlar bu bana bazen uçsuz bucaksız bir okyanusun kıyısında durup karşı kıyıyı göremediği için okyanusu tamamen inkar eden ya da oradaki limanı ezbere tarif etmeye çalışan iki insanın arasındaki o sessiz temkinli üçüncü kişiyi hatırlatıyor. insan aklının sınırlarına saygı duymak, bilmediği şeye bilmiyorum demek entelektüel bir dürüstlük gibi görünse de bana göre insan ruhu sadece bir bilgi deposu değil o aynı zamanda bir sığınak arayışıdır bilginin bittiği yerde inancın ve sezginin başladığına inanıyorum. merak ediyorum sizce insanın evrendeki bu mutlak bilinmezlik karşısında bilmiyorum diyerek kıyıda beklemesi mi daha büyük bir cesarettir yoksa o sisli okyanusa inançla bir köprü kurmaya çalışması mı? agnostisizmin hakkında siz ne düşünüyorsunuz?
8 gü
Aşk İlişkileri
Bebek Bakımı
Gündem
Özel Gün & Sürprizler
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Üniversite Tercih
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer