20 gü

Hayatta kalmayı "profesyonel bir yalnızlık" haline getirenler, nihai kurtuluş biletini gerçekten bulabilir mi?

İnsanların bazıları hayatı en ön sıradan izlemeye zorlanır ama hep ikinci planda kalmanın o güvenli, soğuk gölgesine sığınır. Çünkü o gölgede arzularını, hayallerini ve kendi bedenini bile sessize almak zorundadır. Çevre baskısı ve o malum 'toplumsal kronometre' (yaş, evlilik, beklenen o nihai atama haberi) işlemeye devam ederken, içeride bambaşka bir kıtlık savaşı verilir.
Yıllarca süren bu yoksunluğun ve baskının getirdiği o gizli yorgunluk, insanı bir yerden sonra en kestirme kurtuluş yolunu aramaya iter. Kendi emeğinle kıramadığın o kalın kabuğu, finansal olarak güçlü, her şeyi tek kalemde çözecek 'güçlü bir figürün' kanatları altına girerek, yani bir nevi sınıf atlayarak tamamen yırtıp atmak istersin. Bütün o geçmişin, cinsel baskıların ve kıtlığın faturasını, hayatına girecek o varlıklı limana kesmek istersin. Bu yüzden bazen, sana aynayla gelen ve seni gerçekten gören insanları bir anda 'silip' yok sayarsın. Çünkü o ayna, senin bu büyük, gizli planını ve çaresizliğini yüzüne vurur.
Her şeyi kontrol altında tuttuğunu sanıp aslında hiçbir şeye dokunamayan, kurtuluşu sadece güçlü bir güvencede arayan bir ruh, kapıyı çalan gerçek bir zihne neden arkasını döner? Gerçekten o kelepçeleri parlatacak birini mi arıyorsunuz, yoksa anahtarın başkasında olmasından mı korkuyorsunuz?"
Hayatta kalmayı "profesyonel bir yalnızlık" haline getirenler, nihai kurtuluş biletini gerçekten bulabilir mi?
Cevapla