4 gü

İslam dini kötülük, adaletsizlik ve ahlaksızlık varken mi anlam kazanıyor, bu yüzden mi dünyayı dönüştüremedi?

İslam dini (başka dinleri desteklediğim için değil, Türkiye İslam devleti olduğu için) mensupları, kaderci, adaletsizliğe ses çıkarabilen (zaman zaman, her zaman değil) insanlar gibi duruyorlar, tabi bu azınlık gerçek dindar olarak görünen kesim, diğer çoğunluğu zaten dikkate bile almıyorum (dindar geçinen) fakat bana adaletsizlikten, verilen zararlardan "nemalanıyorlarmış" gibi geliyor, mesela Filistin.. Filistin'i diline doluyor, sözüm ona isyan ediyor ama bu kadar. O zaman Filistin üzerinden bir dindar kendini parlatıyor anlamına geliyor. Acaba kötülük ve zarar verme, adaletsizlik, ahlaksızlık İslamcıların istediği bir şey olabilir mi (bu derin bir sorgulama yalnız, yüzeysel bakmayın) yani kötülük olmasa, ahlaksızlık olmasa, adaletsizlik olmasa İslamcıların bunlar üzerinden prim yapması mümkün olmayacak gibi. Bu esasen dini dışlarsak, sistemik olarak da böyle, insan denilen yaratık sanki kötülüğün, adaletsizliğin, ahlaksızlığın, manipülasyonun, yalanın olmasını istiyor gibi. Zira bu olunca buna "muhalefet" olma hakkını elde ediyor. Yani kötülük yapanları eleştiriyor, ya da savaşıyor gibi bir ilüzyon yaratıyorlar, zarar görenler zarar görürken bu tiyatro devam ediyor ve gerçek anlamda zarar görenlere yardım bile esasen bir çözüm olmuyor. Mesela bununla ilgili bir psikolog Afrika'da program kapsamında fakir çocuklara oyuncaklar alıyor, bu çözüm mü? Yoksa vicdan rahatlatma, takdir alma mı? (akademik çevreden)

İslam dini kötülük, adaletsizlik ve ahlaksızlık varken mi anlam kazanıyor, bu yüzden mi dünyayı dönüştüremedi?
Cevapla