İlk panik atağın geçti...
Doktorlar seni muayene etti.
Tetkiklerin normal çıktı.
Eve döndün.
Ama aslında o gece bitmedi...
Sadece hastanede kaldı.
Ertesi sabah gözünü açtığında ilk yaptığın şey neydi?
Kalbini dinlemek...
"Hızlı mı atıyor?"
Göğsüne dokunmak...
"Acaba yine başlayacak mı?"
O gün dışarı çıktığında...
Eskisi gibi yürüyemedin.
Her attığın adımda bedenini dinlemeye başladın.
Kalbini...
Nefesini...
Başını...
Mideni...
Artık vücudundaki en küçük değişiklik bile seni korkutuyordu.
Merdiven çıktığında kalbin hızlanınca...
"Yine mi başlıyor?"
dedin.
Miden gaz yaptığında...
"Kalp krizi mi geçiriyorum?"
diye düşündün.
Başın biraz dönünce...
"Acaba beynimde bir şey mi var?"
dedin.
Aslında değişen vücudun değildi...
Değişen, onu dinleme biçimindi.
İşte panik atağın en görünmeyen tuzağı tam da burada başlar.
İlk atak geçer...
Ama beyin o günü unutmaz.
Çünkü beyin, seni korumak ister.
Ve sana şöyle der:
"Bir daha aynı şeyi yaşama... Dikkatli ol..."
Başlangıçta bu seni korumaya çalışan masum bir uyarıdır.
Fakat zamanla...
Bu uyarı hayatını yönetmeye başlar.
Artık tek başına alışveriş merkezine gitmek istemezsin.
Asansöre binmeden önce iki kez düşünürsün.
Otobüste kapıya yakın oturursun.
Toplantılarda en kenar koltuğu seçersin.
Yanında mutlaka bir şişe su olur.
Belki tansiyon aleti...
Belki "Lazım olur." diye çantana koyduğun bir ilaç...
Belki de en yakın hastanenin nerede olduğunu bilmeden kendini güvende hissedemezsin.
Dikkat ettin mi?
Aslında artık panik ataktan kaçmıyorsun...
Panik atağın gelebileceğini düşündüğün yerlerden kaçıyorsun.
İşte buna beklenti korkusu denir.
Ve çoğu zaman insanın hayatını daraltan şey, panik atağın kendisinden çok bu beklentidir.
Vay... be...
Belki de yıllardır seni yoran şey, çarpıntın değilmiş...
Çarpıntının tekrar başlayacağı düşüncesiymiş.
Beyin ilginç bir organdır.
Bir yeri tehlikeli olarak öğrendiğinde, seni korumak için aynı yere gitmeni istemez.
Bu yüzden ilk atağını alışveriş merkezinde geçirdiysen orası korkutucu gelmeye başlar.
İlk atağın arabada olduysa direksiyon başına geçmek zorlaşır.
İlk atağın yalnızken olduysa yalnız kalmaktan çekinirsin.
Oysa seni korkutan market değildir...
Araba değildir...
Asansör değildir...
Yalnızlık değildir...
Beynin, o günü o mekânlarla eşleştirmiştir.
İşte bu yüzden panik atak yaşayan insanlar bazen "Hayatım gitgide küçülüyor." der.
Çünkü farkında olmadan kaçındıkları her yer, hayatlarından bir parça daha alır.
Ama şimdi sana umut verecek bir gerçeği söyleyeceğim.
Beyin nasıl korkuyu öğrenebiliyorsa...
Aynı şekilde güvenmeyi de yeniden öğrenebilir.
Yani bugün korkarak uzaklaştığın birçok yere, doğru yöntemlerle zaman içinde yeniden dönebilirsin.
Çünkü beynin taş değildir...
Öğrenen bir organdır.
Ve öğrendiği gibi...
Yanlış öğrendiklerini de düzeltebilir.
İşte iyileşmenin ilk kapısı tam da burada açılır.
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer