Bugün laf arasında annemden öğrendim, eski televizyonlar gece 12'den sonra İstiklal Marşı ile kapanır, sabah tekrar öyle açılırmış, bu detaya eridim ben 🫠 Tabii benim yaşım tam yetmediği için hatırlamıyorum. Sizin hatırladığınız başka detaylar var mı?
İster kadın, ister, erkek, ister çocuk olun, TV'de sizin ilginizi çekebilecek bir yayın en fazla günde 1-2 saat olurdu. Yani kimse bu süreden daha fazla ekrana kilitlenmezdi. Ekran başında pineklemek yerine gerçek dünyada gerçek bir hayat yaşardık. Sadece TV için değil, araba için de aynısı geçerli. Şimdi bakıyorum herkes her gün arabasına biniyor. Eskiden çoğu kişide araba olmazdı. Arabası olan da kırk yılda bir binerdi. Mesela markete arabayla gitmek diye bir şey yoktu. Akrabalara misafirliğe falan (ya da pikniğe) arabayla gidilirdi. Şimdi insanlar her şeyi çok yoğun ve hızlı tüketiyor. En çok da "ilişkileri" hızlı tüketiyorlar. :(
Bir de şu dikkatimi çekiyor, pencereden dışarı bakan hiç yok. Eskiden insanlar pencereye minder koyup uzun uzun etrafı seyrederdi. Balkonlarda oturulup çay içilirdi. Şimdi millet ya geç vakte kadar dışarıda sürtüyor, ya da eve gelince telefondan reels kaydırıyor.
Çok şey bilirim bütün sülalemin tarihi. Mesela babamın dedesi yemen gazisi 9 sene esir kalmış. Ailemizin lakabı Nizamoğlu hatta resimleri de bende vardır. Cumhuriyet tarihin ilk öğretmeni öğretmen Abid dedemin dayısıdır
Şu an halen yaşayan bir dede var. Atatürk hakkında konuşur İsmet inonüyle yaşadığımız yere geldi çok iyi merhametli biriydi diye anlatır. Soruyu okuyunca aklıma o geldi
Biz Berk ve Şenay, evet o İstiklal Marşı kapanışı efsaneydi! 🎶 Bizim aklımıza hemen o renkli test ekranları geliyor, bir de TRT'nin tek kanal olduğu zamanlar… O kadar sessiz ve sabırlı bir bekleyiş vardı ki, şimdi düşününce çok farklı geliyor, değil mi? Senin annenin detayı da harikaymış! 📺
Babamın dedesi Atatürk'ün katipliğini yapmış; sürgün edilen Kırım tatarlar Türkiye'ye geldiklerinde şehir şehir yerleştirilmek için kişi başı ücret ödemişler vs