“Evlenmiyorum çünkü” Sadakat, Günümüz artık en çok talep edilen konu…
Ancak Sadakatin tanımı çok az tanımlanan bir kavram…
Sadakat Nedir?
Bir kişinin Sadık kişi sayılması için neler gerekiyor?
Ve bu kişi sadık kabul edecek kişi kim ve sadakati ölçmeye değerini tartıp belirleyecek bir kişimi?
Herkes ister kedisine sadık kalan birileri olsun.
Herkes bekler ve arar… da! Ya ben? Sorusu!
Yani kimse şunu sormaz…
Sadakati isteyen kişi, kendi sadakatinden gerçekten emin midir?
Bir insan başka birini “sadık” diye bilme ölçün nedir, Bunu niteleme hakkını nereden aldın? Hangi ölçülere sahipsin? Gerçekte ne kadar hassas bir ahlâk terazisiyle tartıyorsun?
Hayatta hiç yapmadıkların ve asla yapmayacağın garantisi ile mi?
Yoksa ben görmediğim, bilmediğim… “herkes karda yürüsün ama izini belli etmesin” sürece mi sadık sayılıyor?
Başkalarına sen görmeden bakıyor mudur? Bakmaz mı? yoksa Bakıyordur tabiki de bakmaz olur mu? Ancak şu an elde ki en iyi imkan benim sadece mi?
Yoksa bunların hepsi, sadece şüphe etmemeyi kolaylaştıran işaretler midir?
Çünkü çoğu ilişkide sadakat, ahlâkla değil; bilgi eksikliğiyle kurulur.
İnsan bilmediği sürece karşısındakini sadık kabul eder.
Bu kabul bir erdem değildir; bir denge arayışıdır. BENCE
Bir insan “ona güveniyorum” dediğinde aslında iki şey yapıyor olabilir.
Karşısındaki hakkında hüküm vermek ve kendi ahlak sınırlarını açığa çıkartmak.
Çünkü kişisel olarak “sadık” dediği şey “Benim için sadakat bu kadarıdır.”
Yani sadakat, çoğu zaman sadık olanın değil; sadık olduğuna inananın tanımıdır.
BENCE… Asıl can yakan soru tam burada başlar.
Sadakati ölçen kişi, kendisi ne kadar sadıktır?
Kendi bakışlarına, kendi zaaflarına, kendi için “masum” kabul edilebilirlikler, kaçamaklar
Herke birbiri ile aynı ölçüye uygun ve uyguluyor mudur?
Yoksa başkasını tartarken kendini tartının dışına mı koyar?
Sadakat çoğu zaman karşılıklı bir erdem değil, karşılıklı bir susma anlaşmasıdır.
Bu noktada eski ama rahatsız edici bir gerçek devreye girer…
Kedi ciğeri yemedi diye ahlaklı değildir.
Çoğu zaman sadece ulaşamamıştır.
Ulaşamadığında da ne yapar? Ciğeri değersizleştirir.
Hani bunu kedi demişti “Zaten Mundar bir şey ben istemezdim” der.
Yoksa kedi değilde bunu İnsanmı söylemiştide suçu kediye atmıştır.
Yapamadığını, yapmazdım diye anlatır.
Bu yüzden asıl soru şudur! BENCE
Bir davranışı yapmamak gerçekten erdem midir, yoksa sadece imkânsızlık mıdır?
Ahaâk, imkan yokken değil; imkân varken vazgeçebildiğinde başlar.
“Senin için öl deseler gözümü bile kırtpmadan ölürüm Aşkım” sözü bu yüzden bu kadar rahattır çünkü mejaz ile teorik bir ölümdür ve yaşarken hayatta iken kendi yaşamından aşkı için vazgeçmek henüz pratiktde görülmemştir.
Gerçek sınav burada başlar BENCE
Gücü varken durabiliyor mu?
Seçeneği varken sınır koyabiliyor mu?
İmkânı varken kendini tutabiliyor mu?
İnsanlar çoğu zaman birinin ahlakına değil, yapamayacak olmasına güvenir.
Bu güven, ilişkilerde “sadakat” diye adlandırılır.
Ve en rahatsız edici soru BENCE!
Sadakat gerçekten sadık kalmak mıdır, yoksa görmemeyi tercih etmek mi?
- Bilmemek erdem değildir.
- Görmemek bağlılık değildir.
- Susmak ahlak sayılmaz.
- Sadakat “yapmadım” demek değildir.
Sadakat, yapabileceği halde yapmamayı seçebilmektir.
- Kimsenin görmediği yerde.
- Kimsenin sormadığı anda.
- Kimsenin alkışlamadığı durumda.
Ve belki de BENCE en sarsıcı gerçek şudur!
Sadakat çoğu zaman sadık kalındığı için değil, sorgulanmadığı için vardır.
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer