Ya da bir kaktüs misali dikeni sevip çiçeğinde mutlu olmak mı?
Ben çiçeklerden en çok papatyayı severim. Çünkü bana hâlâ masum kalan bir şeyler olduğunu hatırlatır. Ama en cok sadeliğini ve zerafetini severim. Gösterişten uzak ama bir o kadar da göz alıcıdır. Narin görünür ama dayanıklıdır. Ayrıca onu satın almanıza gerek yoktur. Kırlarda özgürce salınır, gidip toplayabilirsiniz.
Özgürdür saksıda süs bitkisi gibi yetistiremezsiniz onu ama bir kaldırım köşesinde hayat bulur bazen. Ayrıca papatyalar bana hep ilkbaharı hatırlatır. Gül ya da yasemin gibi güzel kokmaz belki ama onlar gibi nazlı da değildir. Güçlüdür zor şartlara direnebilir. Ve gülü pek çok kişi sever ama papatyayı sevmek hayatı anlamak ve sevmektir bence..
Gülü sevmek biraz cesaret ister çünkü güzelliğiyle büyülerken dikenleriyle de canını acıtabilir, bu da aşkın bedelini hatırlatır. Papatya ise sade, masum ve huzurlu bir sevgiyi simgeler; kolayca sevilir, içine diken saklamaz. Biri yoğun ve derin bir tutkunun yolculuğudur, diğeri dinginlik ve huzurun sessiz çiçeği. Benim için ikisi de ayrı anlam taşır; bazen kalp güle dokunmak ister, bazen de papatyanın yalınlığında saklı güveni arar.
Burada güller yetişmez taç yaprakları yanar fidesi yeşil kalır ama çiçek vermez... papatyalar daha çok yetişir olduğum yerde ben ikisinide severim. Hangisi çiçek açar daha çok dersen papatyalar. Taç kısımlarını koparıp çay yapmak için kullanıyoruz. Güller ise ciddi bir bakım gerektirir yetişmesi için.
Yeterlidir. Papatyalar solduklarında dahi çok güzel kokarlar. Papatyalar ölmez. En kötü koşullarda bile kurusa da güzelliklerini korur. Az şey bilmek bile yeterli onlar için. İyi geceler...