Çok sevdiğim bir aforizma vardır: 'Bana ne bildiğini anlatma, bildiklerinle ne yaptığını göster.' Hepimiz doğru ve yanlışları konuşurken, tartışırken neredeyse her şeyi çok iyi biliyoruz. Ancak, çok iyi bilmemize rağmen çok iyi yaşayamıyoruz. Neden?
Aristo’nun öğretmeni olan Descartes, bir gün Mısır’dan memleketi Yunanistan’a bir gemiyle döner. Tahta iskeleye adımını atıp kalabalığa seslenir:
'Merhaba, ey ülkemin değerli insanları! Sizleri tekrar görmekten büyük sevinç ve mutluluk duyuyorum.'
Tam o sırada, kalabalığın içinden genç bir ses yükselir:
'Descartes, Descartes! Düşüncenin babası sayılan Descartes! Nokta kadar menfaat için virgül kadar eğilinir mi?'
Descartes, bu sözleri söyleyenin kim olduğunu görmek ister ve seslenir:
'Bu sözleri söyleyen kişi öne çıksın ki ona cevabımı yüzüne karşı vereyim!'
Aristo, kalabalıktan sıyrılarak öne çıkar ve dimdik durarak konuşur:
'Bu sözlerin sahibi benim. Buyurun, cevabınızı yüzüme söyleyin.'
Descartes, Aristo’ya dikkatlice bakar ve sorar:
'Emin misin bu sözleri senin söylediğine? Yoksa birisi sana söyletmiş olabilir mi? Çünkü ettiğin söz boyundan büyük görünüyor.'
Aristo tereddütsüz bir şekilde yanıtlar:
'Hayır, bu sözlerin sahibi de muhatabı da benim.'
Descartes gülümseyerek başını sallar ve konuşmasına devam eder:
'Peki, şimdi anlayacağız evlat… Hayatta her şey göründüğü kadar gerçek midir? Ancak bazen her şey göründüğü gibi olmayabilir. Sence neden, evlat? Neden her şey bazen göründüğü gibi değildir?'
Aristo, neredeyse hiç düşünmeden cevap verir:
'Çünkü menfaat...'
Bu cevabı duyan Descartes, kalabalığı adeta yararak oradan uzaklaşır. Tam altı yıl boyunca ondan haber alınamaz. Altı yıl sonra geri döndüğünde, karşısında artık öğrencisi olacak olan Aristo’yu bulur ve ona şöyle der:
'Evlat, senin benden, benim de senden öğreneceğimiz çok şey var…
Şayet sen arana beklenen o Doğru insan olsaydın ve insanların yaptıkları durulmaları ben yapmam size bunun da garantisi veririm deseydin bunun garantisi ne olur du?
Herşeyi çok iyi bilmem , ben yaşadıklarımı bilirim ve bilmediğim bir şey varsa bunu dile getiririm. tıpki Aristo ve descartes olayıyla ne demek istediğini çözemediğim gibi.
Video içeriği anlaşılabilir mi onuda bilmiyorum.. Benim bahcemde kendi emeğim ile ektiğim sebze ve meyvelerin bir başkası istifade edeceğini söylüyor isen şayet buna katılmıyorum. Sen senin bahcende ektiğin meyve ve sebzeleri herkesinki yapabilirsin ama ben kendi bahçemde , kendi emeğimle ve kendi çabamla yetiştirdiğim sebzeleri yine kendi irademe göre kullanma yetkisine sahip olacağım.
Savaşlar insanların ahm@klığından dolayı çıkmıştır.
Savaşlar Ahmaklık tan değil MEFATLER den çıkmıştır zaten sorunda ki eski insanların da yaşadığı ve günümüzde ki insanların da yaşadığım tüm temel sorunların tek sebebi hep biri ya da birilerinin Menfaatlerine dayalıdır onu anlatmaya çalıştım. Sen den soracağın her sorunun sonuna cevap olarak Menfaat kelimesini ekleyerek düşünmeni istedim
Geçmişte dünya üzerinde dolaşan birçok farklı insan türü aynı dönemde farklı coğrafyalara hakim olarak yaşadı. H. Sapiens son virajda üstünlüğü ele geçirerek dünyada hakimiyet kurdu. Sırf bu hakimiyetten ötürü tek tür olmak dahi bizi kibirli olmaya itiyor. Çünkü doğada alternatifi olmayan bir türüz. Bu da bizi diğerlerinin bizden aşağı kalır yanlarının olabileceği yanılgısına itiyor!. Soylarını devam ettirememiş olmaları onların bize göre her alanda ilkel olduğunu düşündürtüyor.
Oysa ki Neandertal insanının araç yapma bakımından H. Sapien'sten döneminde daha ileri olduğu ortada. Onların bulduğu ilk yapıştırıcıyı nasıl keşfettiğini hala çözebilmiş değiliz örneğin. Ölü gömme ritüellerinin olması, ölüm ve yaşam arasındaki farkı anladıklarını gösteriyor. Mezarları çiceklerle süslemeleri sevgi özlem gibi kendimize yakıştırdığımız hissleri duyumsadıklarını gösteriyor. Otzi'nin bedenine işlenen dövmelerin akupuktur noktalarına denk gelmesi sistemli bir bilginin o dönemde de yaygın olduğunu gösteriyor. Ya da Otzi'yi Alp'lerin zorlu coğrafyasına tırmanmayı göze aldıracak konu korku, suçluluk ya da sevgi, hasret miydi? Sırtından yediği ok düşmanlık, anlaşmazlık, kin ya da kıskançlıktanmıydı? Bunu bilemiyoruz. Ama anladığımız şey bizlerden hiçte geri olmadıkları.
Aksine asla keşfedemeyeceğimiz seviyede düşünsel anlamda ileride olabilirler. Onların astronomi bilgisi, hayvan türlerine olan yaklaşımları, bitkileri tanımaktan ötürü tıb yetenekleri, sosyolojik olarak kurdukları bağlar, yön bulma becerileri, tarım devriminin hazırcılığına alışmış bizlere göre çok daha ilerideydi. Gelişimle bu dürtülerin üzerine zamanın tozu birikmiş olsa da, hala doğada merakla dolaşıp öğününü arayan, sevdiği için kur yapıp, soyu için mücadele eden o basit insanımsılarız.
2
3 Yorumla
Soran
1 yıl
Çok güzel bir yorum elinize sağlık. Okurken keyif aldım.
Taş Devri’nde insanlar belki daha basit ve içgüdüsel bir yaşam sürüyorlardı, ama birbirlerine bağımlılıkları yüksekti. Hayatta kalmak için dayanışma şarttı. Bugünkü dünyada ise modern yaşam bazen bizi bireyselleştirdi ve stres, bencillik gibi zorluklara itti. Ama kim bilir, belki Taş Devri insanları daha saf, doğal bir nezaketi koruyabiliyordu. Nazik ruhlar her dönemde var bence.
Geçen yüzyıllarda insanlığın daha da yozlaştığını düşünüyorum. Değişen dünya düzeninde daha ‘yapay duygular’ ile özdeşleşen insanları görür olduk. Taş devrinde yaşayan birinin hayatta kalma modu açık olduğundan önceliği yaşam mücadelesine vereceğinden birlik ve beraberliğin daha önemli kabul edildiğini söyleyebiliriz. Şimdikinden farklı olarak.
1
6 Yorumla
Soran
1 yıl
Öyle ne yazıkki. Ah ah yapay duygular, diğer çoğu şey gibi insanın zihnini uyuşturan türden. Kesinlikle birlik ve beraberliğin cok önemli olduğu zamanlar. Sizi soruda görmek sevindirdi ara verdiğinizi düşünmüştüm : )
Ulaşılabilirlik sebepli miktar değişir sadece. İyi insan daha çok iyilik yapabilir, daha büyük çevrelere. Kötü insan da daha büyük kötülük, atom bombası gibi 🙃
Müslüman değilse kesinlikle evet örnek İslam öncesi Türkler şuanda olan Türkiyeden kafa yapısı olarak çok ama çok daha moderndi zeka demiyorum kafa yapısı diyorum yani modern kafa yapısına sahip birisi düşüncelide olur
Bu çok ilgimi çeken bir konu, O zamanın tarihi eserleri, yapıtları dönemin güçleri ve teknolojinin olmayışı ile nasıl inşa edildi kesinlikle büyüleyici
1
1 Yorumla
Soran
1 yıl
Kesinlikle dediğiniz gibi. Ayrıca Orada olabilmek bile farklı bir enerji veriyor.