Gizli Üye(30-35)+1 yılAteistim 1 kadınlarda baş örtüsü nereden çıktı.
2 bunu cevaplayacak Müslüman yok. Bunu cevapla dişimi kırıp Müslüman olucam...
Kadınlar ölünce ne olacak bir tane ayet ver de göreyim.
3 kuranı kerimi hz Muhammet yazmadı kim yazdı.
4 hz Muhammedin cenazesi neden ortada kaldı ve kim kaldırdı.
5 kabe daha önce ne idi.
Daha sorularım var bunları cevapla sabaha kadar soru sorucam.
Birde ben bunların hepsini biliyorum.
6 hz Muhammet Aişe ile kaç yaşında evlendi ikisinin de yaşı
7 Hz Muhammedin kaç. Eşi var
8 hz Muhammede neden cinsel ayetler indi. Eşlerinle sıralı ilişki ye gir denildi.
9 hz Muhammedin neden misafirlerine fazla oturmayın diye ayet indi.
Off daha onlarca sorum var her ayet saçmalık tek tek bütün ayetleri konuşmalıyız.02 Yorumla
Soran+1 yılİlk tesettür ayeti erkeklere inmiştir. Kadınlar ise kendini korumak açısından öyle giymiştir.
Kuranı kerimi bir insan yazmadı. Ve Kuranın Allahın kelamı olması Allahın yazar olduğunu göstermiyor. Bildiğimiz gibi Allah kitap yazarı değildir.
Sorularla islamiyette hz Aişenin evlilik yaşı geçmekte. Kabe daha önce putların olduğu bir yerdi ve ondan öncede bir evdir.
Diğerlerinin cevabını ise bahsettiğim sitede bulabilirsiniz
Cevap sahibi+1 yılHiç bir sorumun cevabını alamadım. Boş konuşup durmuşssun birde ateist arıyorsun. Kuranı kim kitap haline getirdi onu söyle hiç olmazsa bir cevap anlayıp.
En İyi Cevaplar
Nuhl 15
﴾15﴿ O, sizi sarsmaması için yere sağlam dağlar yerleştirdi, ırmaklar ve yollar açtı ki gideceğiniz yere ulaşabilesiniz. Dağların olduğu kısımlar her zaman daha tehlikelidir.
Çöllere bakın hiç tehlikeli deprem oluyormu?
Çölde yaşayanların depremden öldüğünü gördünmü?
Peki dağlar sadece Türkmenistan da onlarca insan ölüyor bu sebepten.014 Yorumla
Soran+1 yıl“(Allah) sizi sarsar diye (sarsmaması için) yeryüzünde dağları sabitleştirdi.” (Nahl, 16/15)
- Ayette yer alan “revasi” kelimesi, “rasiyet” kelimesinin çoğulu olup sabitlenmiş, kazık gibi çakılmış (evtad) anlamına gelir.
Kur'an’da gemilerin bir limanda durup sabit kalması / lenger / demir atması için de aynı kökten gelen “mürsa” kelimesi kullanılmıştır. (Hud, 11/41)
Nahl suresi 15. ayette yer alan “ELKA” kelimesi, ilka etmek, bir yere bırakmak, bir yere koymak, dikmek, yerleştirmek manasına gelir.
Ayette “yeryüzünde” diye meal verilen kelimenin aslı “fi’l-ard”dır. Yani, yer kelimesinin başında Fİ harf-i cerri kullanılmıştır. Fİ ise, zarfiyeti (bir şeyin içini/içindekini) ifade eder.
Buna göre, ayette yer alan “fi’l-ardı”nin manası, “yeryüzü” değil, “yeriçi”dir. Ayetin meali ise şöyle olmalıdır: “(Allah), sizi sarsar diye (sarsmaması için), yerin / toprağın içine / derinliklerine dağları sabitleştirdi / yerleştirdi.”
Bu meal, Kur'an’da dağların “EVTAD = kazık” (Nebe, 78/7) olarak nitelendirilmiş olması gerçeğine de uygundur.
- Şimdi, kökleri yerin / toprağın derinliklerine yerleştirilmiş dağların varlığını inkâr etmek mümkün müdür?
Demek ki, “dağların aşınması, yükselmesi, alçalması ve erozyona uğraması...” onların göz önündeki varlığı, özellikle de yerin derinliklerine kök salmış olan dağların sabit olduğundan şüphe etmek için biraz da SOFESTAİ olmak gerekir.
Soran+1 yıl- Bilindiği üzere, sonbaharda bir ağacın, yaprak, meyve ve çiçeklerinin yok olması, o ağacın varlığına zarar vermez. Kışta yeryüzünün yeşilliğini, ürünlerini kaybetmesi, hatta toprağının erozyona uğraması, aşınması, yeryüzünün sabit olmadığı kimin aklına getirir?
Keza, bir insanın bir böbreği, dalağı, bir akciğeri, tiroit bezi ameliyatla bedeninden alınmış olsa, hatta iki kulağı, iki eli, iki ayağı da kesilmiş olsa yine de bu adamın hayatta sabit kalmadığını düşünmek bile kimsenin aklına gelmez!.. Demek ki, Kur'an’ın ifadelerini anlamakta zorlanan, üstelik beyni ateizm illetiyle müptela olan bir kimsenin kuruntularıyla Kur'an güneşi söndürülemez. Gözünü kapayan yalnız kendine gece yapar, gündüze hiçbir zarar veremez.
Cevap 2:
İlgili ayetlerin meali:
“De ki: Siz yeri iki günde yaratan (Allah)’a karşı nankörlük edip de başkalarını Ona denk mi tutuyorsunuz? Oysa O Âlemlerin Rabbidir. O, dört günde yerin üstünde sabit dağlar yarattı, onu bereketli hale getirdi ve rızık arayanlar için azıklarını ihtiyaca uygun şekilde takdir etti.” (Fussilet, 41/ 9-10).
Soran+1 yıl“Haşr-i baharîde (bahar haşrinde) görüyoruz ki: Beş-altı gün zarfında küçük ve büyük hayvanat ve nebatattan üç yüz binden ziyade enva'ı haşredip neşrediyor.” (bk. Sözler, s. 80)
“Bütün ağaçların, otların köklerini ve bir kısım hayvanları aynen ihya edip iade ediyor. Başkalarını ayniyet derecesinde bir misliyet suretinde icad ediyor. Halbuki maddeten farkları pek az olan tohumcuklar o kadar karışmışken, kemal-i imtiyaz ve teşhis ile o kadar sür'at ve vüs'at ve sühulet içinde kemal-i intizam ve mizan ile altı gün veya altı hafta zarfında ihya ediliyor. Hiç kabil midir ki: Bu işleri yapan Zâta bir şey ağır gelebilsin, semavat ve arzı altı günde halkedemesin, insanı bir sayha ile haşredemesin? Hâşâ!” (bk. age., s. 81)
- Bütün bu deliller yanında şunu da diyebiliriz ki, ayette işaret edilen yaratılış safhalarından sonra, hele günümüzde “bazı dağların meydana geldiğini” gösteren hiçbir ilmi delil yoktur.
Soran+1 yılVe bu ayeti tesfirli okumanız gerekir. İyi bakınız ;
“Allah, geceyi gündüzün içine sokar, gündüzü de gecenin içine sokar.” (Fatır, 35/13)
“Allah, gökleri ve yeri hak ile yarattı. Geceyi gündüzün üzerine sarıyor, gündüzü de gecenin üzerine sarıyor.” (Zümer, 39/5)
“Gece de onlar için bir delildir. Gündüzü ondan çıkarırız, bir de bakarsın karanlık içinde kalmışlardır.” (Yasin, 36/37)
Soran+1 yılİslam alimlerinin cevabı bu ayete bu şekildedir. İyi günler önemli olan tefsirdir :)
- +1 yıl
Tefsiri herkes yapar.
Sonuçta tefsiri yapan insanda dindar biri. Bu yazıyı saptırmadan yazabilmesi imkansız.
Kur'an evrensel olmadığı nasıl da Bariz tefsir edecek insanlara gerek duyuyorsunuz.
Taa Akad döneminde yazılmış semevi dindir Zebur.
Diğerleri zaten birbirlerini kopya ederek devam etti.
İnsanların yazdığı saçma sapan kitaba tapıyorsunuz.
Soran+1 yıladmin Mevlana Takviminde Bugün
Tefsîr yapacak âlimin aşağıda zikredilen on beş ilmi gâyet mükemmel şekilde bilmesi lâzım gelir.
Bu ilimleri kemâliyle (tam ve en olgun şekilde) bilmeyen kimselerin Kur’ân’ tefsîr etmeye çalışması, şer’an câiz değildir. (Şerîat’ın buna izni yoktur.)
Lûgat (Arap dili) 2. Tasrif (Sarf ilmi)
Nahv ilmi 4. İştikak
Me’ânî ilmi 6. Beyân ilmi
Bedi’ ilmi 8. Kıraat ilmi
Usûl-i dîn ilmi 10. Usûl-i fıkıh ilmi
Esbâb-ı nüzûl 12. Nâsih ve mensûh
Fıkıh ilmi 14. Hadis ilmi ki mücmel ve mübhemin tefsîri ancak bununla yapılır.
Müfessirin sahip olması gereken 15’inci ilim, ilmü’l-mevhibedir. Bu öyle bir ilimdir ki, onu Cenâb-ı Hakk Hazretleri, ilmiyle amel eden bahtiyar kuluna ihsân eder.
(Sırrı Paşa’nın saydığı bu 14 ilim kesbîdir, yâni çalışıp öğrenmekle elde edilebilir. 15’inci ilim ise vehbîdir, yâni Allâh (c. c.) vergisidir. O, verirse verir; vermezse, çalışmakla öğrenilip elde edilemez.)
İşte bu 15 ilim, müfessirin (tefsîr âliminin) mutlaka, kesin sûrette ve hiç şüphesiz ve eksiksiz mükemmel bir şekilde sâhip olması zorunlu bulunan ilimlerdir.
Ama bunlardan başka, Kur’ân-ı Kerîm’i tefsîr edebilmek için müfessirin diğer ilimlerde (ve çağının gerektirdiği genel kültür bilgilerinde) derinleşmiş olması da şarttır.
Yakın dönemde kaleme alınan tefsirlerin sahipleri için aynı şeyi söylemek mümkün değildir. Bir kısmı Arap edebiyatına vakıf olmasına rağmen, önemli bir bölümü hadîs ilminde zayıftır. Yakın dönemde tefsir yapmaya çalışanların kelime tahlillerinden uzak durmaları ve âyetleri derinlemesine tahlile yaklaşmamaları, sahip oldukları yüzeysel mâlumatın doğal bir yansımasıdır.
Soran+1 yılSana tavsiyem Hakikatın İzinden youtube kanalı. Şimdi benim bilimsel mucizeleri sıralamam zaman alır orada apaçık sorularına cevap bulabileceksin. Henüz yeni açıklanmış (bilimin ) 1400 sene önce Kuranda açıklamış. Hem keyifli bir şekilde izlersin. Benim dediklerimde orada kaynaklarla verilmiş iyi günler :)
- +1 yıl
Maksat 114 onlarla bile defalarca konuştum ben bu konuları. Konusmanın sonunda Onlar bile ne istersen ona inan diye pes etti.
Mucize ne ya.
Yok âğsayı sahile vurmuş deniz ikiye ayrılmış vay efendim ay ikiye yarmış.
Ateş gül bahçesine dönüşmüş. 1 tanesinin bile ispatı yok.
Kur'an diyorsunuz onun içi yalanlarla dolu.
Kesin bir çocuk yazmıştır hayal gücü iyi olan bir çocuk.
Maşallah iyi sallamış.
Soran+1 yıl“Biz göğü ‘büyük bir kudretle’ bina ettik ve şüphesiz Biz (onu) genişleticiyiz.” (Zariyat Suresi: 4
Rus fizikçi Alexander Friedmann ve Belçikalı evren bilimci Georges Lemaitre, 20. yüzyılın başlarında evrenin sürekli hareket halinde olduğunu ve genişlediğini teorik olarak hesapladılar.
“Sizi annelerinizin karınlarında, üç karanlık içinde, bir yaratılıştan başka bir yaratılışa geçirerek yaratmaktadır. İşte Rabbiniz olan Allah budur, mülk O’nundur. O’ndan başka İlah yoktur. Buna rağmen nasıl çevriliyorsunuz?” (Zümer Suresi: 6)
Soran+1 yıl
Yukarıdaki ayette Türkçeye “üç karanlık içinde” manasıyla çevrilen Arapça “fi zulûmâtin selasin” ifadesi embriyonun gelişimi sırasında bulunduğu üç karanlık bölgeye işaret etmektedir. Bu bölgeler sırasıyla:
a) Batın duvarı karanlığı
b) Rahim duvarı karanlığı
c) Amniyon zarı karanlığıdır.
Görüldüğü gibi bugün modern biyoloji, bebeğin embriyolojik gelişiminin yukarıdaki ayette bildirildiği şekilde, üç farklı karanlık bölgede gerçekleştiğini ortaya koymuştur. Ayrıca embriyoloji alanındaki gelişmeler bu bölgelerin de üçer katmandan oluştuğunu göstermiştir.
Ayrıca ayette, insanın anne karnında, birinden diğerine farklılaşan üç ayrı evrede meydana geldiğine işaret edilmektedir.
Gerçekten de bugün modern biyoloji, bebeğin anne karnındaki embriyolojik gelişiminin üç farklı devrede gerçekleştiğini de ortaya koymuştur. Bugün tıp fakültelerinde ders kitabı olarak okutulan bütün embriyoloji kitaplarında bu konu en temel bilgiler arasında yer alır. Örneğin, embriyoloji hakkında temel başvuru kitaplarından biri olan Basic Human Embryology (Temel İnsan Embriyolojisi) isimli kaynakta bu gerçek şöyle ifade edilmektedir:
Rahimdeki hayat 3 evreden oluşur;
Preembriyonik evre (ilk 2,5 hafta),
Embriyonik (8. haftanın sonuna kadar) ve
Fetal evre (8. haftadan doğuma kadar).
Bu evreler bebeğin farklı gelişim aşamalarını içerir.
Anne rahmindeki gelişim ile ilgili bu bilgiler, ancak modern teknolojik aletlerle yapılan gözlemler sayesinde elde edilmiştir. Ancak görüldüğü gibi bu bilgilere de, diğer pek çok bilimsel gerçek gibi, mucizevî bir biçimde Kur’an ayetlerinde dikkat çekilmiştir.
Soran+1 yılNahl Suresi 68. ayette şöyle buyrulmuş: “Rabbin dişi bal arısına vahyetti: Dağlardan, ağaçlardan ve insanların kurdukları kovanlardan evler edin.”
Arapça'da arının erkeği ve dişisi aynı şekilde “Nahl” olarak yazılır, bu kelimenin ayrıca dişisi yoktur. Ancak Kur’an, arıya yapılan vahyi ve arının yaptıklarını anlatırken, fiilin dişi formunu kullanmaktadır. Arapça'da fiiller dişiye ve erkeğe göre farklı çekilirler. Başka birçok dünya dilinde de bu böyledir. Arının yaptıkları anlatılırken fiilin dişi sigası kullanılmıştır. İşte ayette:
1- “ev edin” manasını beyan etmek için; erkek için kullanılan “ittehaz” kelimesine bedel, dişi için kullanılan “ittehazîi” kelimesi gelmiştir.
2- “her türlü meyvelerden ye” manasını ifade etmek için; erkek için kullanılan “kul” kelimesine bedel, dişi için kullanılan “kulîî” kelimesi gelmiştir.
3- “Rabbinin yollarına gir” manasını beyan için yine: erkek için kullanılan “üsluk” kelimesine bedel, dişi için kullanılan “üslukîî” kelimesi gelmiştir.
4- Ve “Bal onun karnından çıkar” ifadesindeki “onun” zamiri, erkeğe işaret eden “hû” ya bedel, dişiye işaret eden “hâ” ile ifade edilmiştir.
Demek Kur’an'ın saydığı eylemler olan; evini yani kovanını inşa etmesi, bal özünü toplamak için doğadaki faaliyeti ve bal yapma işi; dişi bal arısı tarafından yapılmaktadır.
Soran+1 yılGerçektende Kur’an'ın saydığı bu üç faaliyeti de dişi arı olan işçi arılar gerçekleştirmektedir. Kur’an'ın saydığı bu faaliyetler ile erkek arıların hiçbir ilişkisi yoktur. Dişi olan işçi arılardan daha iri yapılı ve kocaman gözlü olan erkek arıların tek görevi genç ana arıyı döllemektir. Yaz sonunda bu görevini yerine getiren erkek arılar dişi arılar tarafından kovandan atılır ve dişi arıların bakımıyla yaşamaya alışkın oldukları için çok geçmeden ölürler.
Hâlbuki Kur’an'ın indiği dönemde insanların kovan içindeki iş bölümünün detaylarından, işçi arıların dişi olduğundan, kovanı inşa etmenin, bal yapmanın, bal yapmak için meyvelerin özünü toplamanın dişi işçi arıların görevi olduğundan haberleri yoktu.
Bu yüzden Kur’an'ın arının görevlerini sayarken fiili dişi sigasıyla belirtmesi ve erkek arıları bu görevlerden dışlaması mucizevî bir ifadedir.
Kızlar & Erkekler Ne Diyor?
Cevap
12Cevap
Ahahahah 😀
Sende ki öz güven, Kaf Dağında yok hee..
Maşallah Maşallah :)114 Yorumla
Soran+1 yılTeşekkürler :)
Soran+1 yılTeşekkürler tekrar :D
Soran+1 yıl“Allah’a benzer hiçbir şey yoktur.” (Şura, 42/11)
“Allah mahlukatı yaratmadan önce bir ‘AMA’da idi. Amanın altında da hava, üstünde de hava vardı.”(bk. El-Futuhatu’l-Mekkiye, I/148).
Alimlerin bildirdiğine göre, ‘Amâ’dan maksat, Allah ile birlikte hiçbir şey yoktu demektir. (Tirmizî, agy.)
Bazı şeyler insanın iradesini aşar. Ancak Allah bize merhametinden bırakmıştır. Ve bazı özellikler örneğin ;
“Allah’a benzer hiçbir şey yoktur, O, her şeyi hakkıyla işitendir, her şeyi hakkıyla görendir.”(Şura, 42/11.
Bundan anlaşılıyor ki, Allah’ın görmesi, işitmesi vardır, fakat bizimkine benzemez.
İşte bunun gibi, Allah’ın kızması da var, fakat bizimkine benzemez. Bizde öfkeyi gerçekleştiren bir anlamda sinirsel bir gerilimdir. Fakat Allah’ın kızmasının nasıl olduğunu bilemeyiz. Ancak biz iman ettiğimiz Kur’an’da yer alan Allah’ın gazabına ve intikamına da iman etmek zorundayız. Bir de onun bu sıfatlarının bizimkine benzemediğine; onun Zat-ı Akdesine layık, uluhiyet makamına yakışır birer sıfat olduklarına iman ederiz.
Soran+1 yılKardeşim ben fikrimi koymam Kuranda ne yazıyorsa odur ve bunu arapçası iyi olan kişiler açıklayabilir. "Arapçada bazı kelimelerin dişisi tekili çoğulu yoktur. Bunu ise arapçası gelişmiş kimseler daha iyi yorumlayabilir. Örneğin dünyanın deve kuşu yumurtası gibi geoit şekle benzetildiği Kuranda apaçık yazmakta ama bunu arapçası iyi olmayan biri nasıl açıklayabilir ki?"
Soran+1 yılSizede diğerlerine sunduğum gibi açığa çıkan 3 mucizeyi sunayım
“Biz göğü ‘büyük bir kudretle’ bina ettik ve şüphesiz Biz (onu) genişleticiyiz.” (Zariyat Suresi: 4
Rus fizikçi Alexander Friedmann ve Belçikalı evren bilimci Georges Lemaitre, 20. yüzyılın başlarında evrenin sürekli hareket halinde olduğunu ve genişlediğini teorik olarak hesapladılar.
Soran+1 yıl“Sizi annelerinizin karınlarında, üç karanlık içinde, bir yaratılıştan başka bir yaratılışa geçirerek yaratmaktadır. İşte Rabbiniz olan Allah budur, mülk O’nundur. O’ndan başka İlah yoktur. Buna rağmen nasıl çevriliyorsunuz?” (Zümer Suresi: 6)
Yukarıdaki ayette Türkçeye “üç karanlık içinde” manasıyla çevrilen Arapça “fi zulûmâtin selasin” ifadesi embriyonun gelişimi sırasında bulunduğu üç karanlık bölgeye işaret etmektedir. Bu bölgeler sırasıyla:
a) Batın duvarı karanlığı
b) Rahim duvarı karanlığı
c) Amniyon zarı karanlığıdır.
Görüldüğü gibi bugün modern biyoloji, bebeğin embriyolojik gelişiminin yukarıdaki ayette bildirildiği şekilde, üç farklı karanlık bölgede gerçekleştiğini ortaya koymuştur. Ayrıca embriyoloji alanındaki gelişmeler bu bölgelerin de üçer katmandan oluştuğunu göstermiştir.
Ayrıca ayette, insanın anne karnında, birinden diğerine farklılaşan üç ayrı evrede meydana geldiğine işaret edilmektedir.
Gerçekten de bugün modern biyoloji, bebeğin anne karnındaki embriyolojik gelişiminin üç farklı devrede gerçekleştiğini de ortaya koymuştur. Bugün tıp fakültelerinde ders kitabı olarak okutulan bütün embriyoloji kitaplarında bu konu en temel bilgiler arasında yer alır. Örneğin, embriyoloji hakkında temel başvuru kitaplarından biri olan Basic Human Embryology (Temel İnsan Embriyolojisi) isimli kaynakta bu gerçek şöyle ifade edilmektedir:
Rahimdeki hayat 3 evreden oluşur;
Preembriyonik evre (ilk 2,5 hafta),
Embriyonik (8. haftanın sonuna kadar) ve
Fetal evre (8. haftadan doğuma kadar).
Bu evreler bebeğin farklı gelişim aşamalarını içerir.
Anne rahmindeki gelişim ile ilgili bu bilgiler, ancak modern teknolojik aletlerle yapılan gözlemler sayesinde elde edilmiştir. Ancak görüldüğü gibi bu bilgilere de, diğer pek çok bilimsel gerçek gibi, mucizevî bir biçimde Kur’an ayetlerinde dikkat çekilmiştir.
Soran+1 yılNahl Suresi 68. ayette şöyle buyrulmuş: “Rabbin dişi bal arısına vahyetti: Dağlardan, ağaçlardan ve insanların kurdukları kovanlardan evler edin.”
Arapça'da arının erkeği ve dişisi aynı şekilde “Nahl” olarak yazılır, bu kelimenin ayrıca dişisi yoktur. Ancak Kur’an, arıya yapılan vahyi ve arının yaptıklarını anlatırken, fiilin dişi formunu kullanmaktadır. Arapça'da fiiller dişiye ve erkeğe göre farklı çekilirler. Başka birçok dünya dilinde de bu böyledir. Arının yaptıkları anlatılırken fiilin dişi sigası kullanılmıştır. İşte ayette:
1- “ev edin” manasını beyan etmek için; erkek için kullanılan “ittehaz” kelimesine bedel, dişi için kullanılan “ittehazîi” kelimesi gelmiştir.
2- “her türlü meyvelerden ye” manasını ifade etmek için; erkek için kullanılan “kul” kelimesine bedel, dişi için kullanılan “kulîî” kelimesi gelmiştir.
3- “Rabbinin yollarına gir” manasını beyan için yine: erkek için kullanılan “üsluk” kelimesine bedel, dişi için kullanılan “üslukîî” kelimesi gelmiştir.
4- Ve “Bal onun karnından çıkar” ifadesindeki “onun” zamiri, erkeğe işaret eden “hû” ya bedel, dişiye işaret eden “hâ” ile ifade edilmiştir.
Demek Kur’an'ın saydığı eylemler olan; evini yani kovanını inşa etmesi, bal özünü toplamak için doğadaki faaliyeti ve bal yapma işi; dişi bal arısı tarafından yapılmaktadır.
Soran+1 yılGerçektende Kur’an'ın saydığı bu üç faaliyeti de dişi arı olan işçi arılar gerçekleştirmektedir. Kur’an'ın saydığı bu faaliyetler ile erkek arıların hiçbir ilişkisi yoktur. Dişi olan işçi arılardan daha iri yapılı ve kocaman gözlü olan erkek arıların tek görevi genç ana arıyı döllemektir. Yaz sonunda bu görevini yerine getiren erkek arılar dişi arılar tarafından kovandan atılır ve dişi arıların bakımıyla yaşamaya alışkın oldukları için çok geçmeden ölürler.
Hâlbuki Kur’an'ın indiği dönemde insanların kovan içindeki iş bölümünün detaylarından, işçi arıların dişi olduğundan, kovanı inşa etmenin, bal yapmanın, bal yapmak için meyvelerin özünü toplamanın dişi işçi arıların görevi olduğundan haberleri yoktu.
Bu yüzden Kur’an'ın arının görevlerini sayarken fiili dişi sigasıyla belirtmesi ve erkek arıları bu görevlerden dışlaması mucizevî bir ifadedir.
Soran+1 yılAynı şeyi çoğu mucize bekleyen kişiye de yazdım :)
- +1 yıl
Maşallah sana hacı abla 😀
Döktürmüşsün yine..
Dur ben de sana bir mucizeden bahsedeyim..
Hani diyorsun ya, Arapça bilmek gerek Onu anlamak için.. Bu tarz düşünceleri çıkar aklından. Kuran Tüm insanlığa inen global bir kitaptır.. Arapça yazılması seni aldatmasın. ya da seni arapça öğrenmek zorunda olduğuna inandırmasın. Kuran her kes için anlaşılır bir kitaptır.. Çünkü Allah öyle diyor :)
Ve o mucizeye gelirsek şayet.. Sen Kurana Kalbini açarsan, o da sana sayfalarını açar. Ve sana bilmediklerini öğretir.. Bu vesileyle Allah ile arana bilmem kaç bin tane alim ülamayı koymana da gerek kalmaz.. Kapiş?
Soran+1 yılo da doğru tabi teşekkürler orayı yanlış ifade ettim sanırsam kusura bakmayınız
+1 yılyorumlarını okudum bir bk bilmiyon ve aciklayamiyon millet anya diyo sen konya diyon ezberlenmis tatmin edici olmayan sozler git arastir sonra bu islere katil komik gozukuyon cunku
04 Yorumla
Soran+1 yılBen açıklayamam. Yahu bunu daha nasıl söyleyebilirim? Kuranda ne yazıyorsa odur ve bunu arapçası iyi olan kişiler açıklayabilir. "Arapçada bazı kelimelerin dişisi tekili çoğulu yoktur. Bunu ise arapçası gelişmiş kimseler daha iyi yorumlayabilir. Örneğin dünyanın deve kuşu yumurtası gibi geoit şekle benzetildiği Kuranda apaçık yazmakta ama bunu arapçası iyi olmayan biri nasıl açıklayabilir ki?" Ve evet her şeyi bilen yalnızca Rabbimizdir. Arkadaşlara konyayı sundum hala mucizelerden yüz çeviriyorlar
- +1 yıl
rabbine iman etmeye devam et kendini gelistirmeden din hakkinda bilgin olmadan bu taraklara girme objektif hicbi sey aciklayamiyosun zaten millet bir seyler demiş sen kendine gore aciklamissin hakikaten din eğitimi aldiysan yazik zamanina ama almamissin belli ki
Soran+1 yılBilgin olmadan diyorsun. Tanımadığın bir insana böyle demen seni bilgin kılmaz. Din eğitimi alan biri burada gelip böyle konuşmaz. Ben hiç bir şey açıklamam bilgisi ve arapçası iyi olan bilginin yazıtlarını insanlara anlatırım. Ben burada kendimi alim ilan etmiyorum. Tefsiri iyi yapan insanlarının kini açıklarım sadece. Kuranın ayetlerini kendime göre yorumlayamam orada ne yazıyorsa o dur. Bunu ise bilgisi yüksek insanlar tefsir edebilir.
- +1 yıl
o zaman yapabiliyomus gibi davranma aciklamalarin uyduruk ve yetersiz kendini bir nimet yapabiliyomus gibi acikliyorum hala yuz ceviriyolar falan demen komik tatmin edebilcek tezler bulunca yaz konuşalim, allah boyle istemis biz niye yapalim? savunmasi dışında
Diğer konusunda 470 cevap paylaştı. O zamanlarda kuran ı yazacak kadar zeki bir insan oğlu yoktu bu kadar şey uydurulamazzz
10 Yorumla
+1 yılKuranda saçma ayet yoktur bu bir, ikincisi ise sende ayeti açıklayacak ilim yoktur buda 2, herkes ayeti kafasına göre yorumlasaydı herkes alim olurdu.
12 Yorumla
Soran+1 yılBen kendime göre değil islam alimlerrinin sözleri ile cevap veriyorum :)
- +1 yıl
Hmm anladım 🙂
+1 yılateistim ama şu an aşırı üşeniyorum belki daha sonra
10 Yorumla
+1 yıl00 Yorumla
+1 yılÇok sevdiğim bir laf vardır maalesef argo biraz sansürleyeceğim;
Yemeyeceğin ****** altına yatmayacaksın.10 YorumlaDiğer konusunda 2,3b cevap paylaştı. Yahu ne gerek var? Bırak insanlar istediğine inansın, istediği ayeti saçma bulsun.
11 Yorumla
Soran+1 yılSadece bir münazara
yoo bende geldim buyur.
12 Yorumla
Soran+1 yılBulduğun saçma ayeti söyle
Gizli Üye(36-45)+1 yılBilmiyorum biraz okuyup boyke sacmalik olmaz diyip biraktim
01 Yorumla
Cevap sahibi+1 yılbenim sana tavsiyem sapiens diye bir kitap var onu oku ufkun acilsin aslinda neymis ogren
- Diğer konusunda 9,2b cevap paylaştı.
+1 yılAhzab süresi sıkıntı dostum
023 Yorumla
Soran+1 yılmealini tefsiri ile okumalısın
- +1 yıl
Ben senden daha iyi biliyorum. Emin ol
Soran+1 yıl“Biz göğü ‘büyük bir kudretle’ bina ettik ve şüphesiz Biz (onu) genişleticiyiz.” (Zariyat Suresi: 4
Rus fizikçi Alexander Friedmann ve Belçikalı evren bilimci Georges Lemaitre, 20. yüzyılın başlarında evrenin sürekli hareket halinde olduğunu ve genişlediğini teorik olarak hesapladılar.
Soran+1 yıl“Sizi annelerinizin karınlarında, üç karanlık içinde, bir yaratılıştan başka bir yaratılışa geçirerek yaratmaktadır. İşte Rabbiniz olan Allah budur, mülk O’nundur. O’ndan başka İlah yoktur. Buna rağmen nasıl çevriliyorsunuz?” (Zümer Suresi: 6
Yukarıdaki ayette Türkçeye “üç karanlık içinde” manasıyla çevrilen Arapça “fi zulûmâtin selasin” ifadesi embriyonun gelişimi sırasında bulunduğu üç karanlık bölgeye işaret etmektedir. Bu bölgeler sırasıyla:
a) Batın duvarı karanlığı
b) Rahim duvarı karanlığı
c) Amniyon zarı karanlığıdır.
Görüldüğü gibi bugün modern biyoloji, bebeğin embriyolojik gelişiminin yukarıdaki ayette bildirildiği şekilde, üç farklı karanlık bölgede gerçekleştiğini ortaya koymuştur. Ayrıca embriyoloji alanındaki gelişmeler bu bölgelerin de üçer katmandan oluştuğunu göstermiştir.
Ayrıca ayette, insanın anne karnında, birinden diğerine farklılaşan üç ayrı evrede meydana geldiğine işaret edilmektedir.
Gerçekten de bugün modern biyoloji, bebeğin anne karnındaki embriyolojik gelişiminin üç farklı devrede gerçekleştiğini de ortaya koymuştur. Bugün tıp fakültelerinde ders kitabı olarak okutulan bütün embriyoloji kitaplarında bu konu en temel bilgiler arasında yer alır. Örneğin, embriyoloji hakkında temel başvuru kitaplarından biri olan Basic Human Embryology (Temel İnsan Embriyolojisi) isimli kaynakta bu gerçek şöyle ifade edilmektedir:
Rahimdeki hayat 3 evreden oluşur;
Preembriyonik evre (ilk 2,5 hafta),
Embriyonik (8. haftanın sonuna kadar) ve
Fetal evre (8. haftadan doğuma kadar).
Bu evreler bebeğin farklı gelişim aşamalarını içerir.
Anne rahmindeki gelişim ile ilgili bu bilgiler, ancak modern teknolojik aletlerle yapılan gözlemler sayesinde elde edilmiştir. Ancak görüldüğü gibi bu bilgilere de, diğer pek çok bilimsel gerçek gibi, mucizevî bir biçimde Kur’an ayetlerinde dikkat çekilmiştir.
Soran+1 yılNahl Suresi 68. ayette şöyle buyrulmuş: “Rabbin dişi bal arısına vahyetti: Dağlardan, ağaçlardan ve insanların kurdukları kovanlardan evler edin.”
Arapça'da arının erkeği ve dişisi aynı şekilde “Nahl” olarak yazılır, bu kelimenin ayrıca dişisi yoktur. Ancak Kur’an, arıya yapılan vahyi ve arının yaptıklarını anlatırken, fiilin dişi formunu kullanmaktadır. Arapça'da fiiller dişiye ve erkeğe göre farklı çekilirler. Başka birçok dünya dilinde de bu böyledir. Arının yaptıkları anlatılırken fiilin dişi sigası kullanılmıştır. İşte ayette:
1- “ev edin” manasını beyan etmek için; erkek için kullanılan “ittehaz” kelimesine bedel, dişi için kullanılan “ittehazîi” kelimesi gelmiştir.
2- “her türlü meyvelerden ye” manasını ifade etmek için; erkek için kullanılan “kul” kelimesine bedel, dişi için kullanılan “kulîî” kelimesi gelmiştir.
3- “Rabbinin yollarına gir” manasını beyan için yine: erkek için kullanılan “üsluk” kelimesine bedel, dişi için kullanılan “üslukîî” kelimesi gelmiştir.
4- Ve “Bal onun karnından çıkar” ifadesindeki “onun” zamiri, erkeğe işaret eden “hû” ya bedel, dişiye işaret eden “hâ” ile ifade edilmiştir.
Demek Kur’an'ın saydığı eylemler olan; evini yani kovanını inşa etmesi, bal özünü toplamak için doğadaki faaliyeti ve bal yapma işi; dişi bal arısı tarafından yapılmaktadır.
Soran+1 yılGerçektende Kur’an'ın saydığı bu üç faaliyeti de dişi arı olan işçi arılar gerçekleştirmektedir. Kur’an'ın saydığı bu faaliyetler ile erkek arıların hiçbir ilişkisi yoktur. Dişi olan işçi arılardan daha iri yapılı ve kocaman gözlü olan erkek arıların tek görevi genç ana arıyı döllemektir. Yaz sonunda bu görevini yerine getiren erkek arılar dişi arılar tarafından kovandan atılır ve dişi arıların bakımıyla yaşamaya alışkın oldukları için çok geçmeden ölürler.
Hâlbuki Kur’an'ın indiği dönemde insanların kovan içindeki iş bölümünün detaylarından, işçi arıların dişi olduğundan, kovanı inşa etmenin, bal yapmanın, bal yapmak için meyvelerin özünü toplamanın dişi işçi arıların görevi olduğundan haberleri yoktu.
Bu yüzden Kur’an'ın arının görevlerini sayarken fiili dişi sigasıyla belirtmesi ve erkek arıları bu görevlerden dışlaması mucizevî bir ifadedir.- +1 yıl
Zeyd ve zeynep ayetleri sorun
Soran+1 yıl"Boşanma biz insanlar için bazen gerekli bazen gereksizdir. Burada Allahın bilmemesi gibi durum yoktur gaybı yalnızca Allah bilir. Biliyoruz ki dünya bizler için yaşama ev sahipliği yapmıştır ve bizi imtihandan geçirmektedir. Aslında burada sınama söz konusudur. Burada sınanan Zeyneb binti Cahş'dır. Ve zeynep resullahın öz gelini değildir. Orada Zeynep ve Zeydin nefsi sınanıyor ve bunun üzerine
"Âllah ve Rasûlü bir işe karar verip hükmettiği zaman, mü'min bir erkekle, mü'min bir kadın için işlerinde muhayyerlik (seçme hakları) yoktur. Kim, Allah ve Rasûlüne isyan ederse, muhakkak ki o, apaçık bir sapıklık etmiş olur." (Ahzâb, 33/36)"
Onu birde tefsirli alimlerden okumanızı rica ederim :)- +1 yıl
Benim dinim ile sorunum yok. Sadece rahatsız olduğum sureyi sana söyledim. Mealler üzerine geliyorsun. Zeyd ve Zeynep olayını tarihsel değerlendirip meal yapmalısın
- +1 yıl
Ek olarak ahzab suresi bu ayetleri indiğinde müslümanlar tepki göstermiştir.
Soran+1 yılEn doğrusunu Allah bilir dostum onu alimlerin tefsiri ile oku orada açıklamakta :) Bu hesabı yeni açtım buraya link koyamıyorum.
Soran+1 yılve ben açıklamaya çalıştım umarım anlaşıldım
Soran+1 yılve ayrıca bir sürü mucizesi olan, gaybı bilen Allah , merhametlilerin en merhametlisi her şeyinde bir hikmet olan , ölüye yaşam veren Allahın burada bir hikmeti yok mudur sence? en doğrusunu Allah bilir dostum
- +1 yıl
Alimler? Allah akıl vermiş sana. Okuduğun kitabı bilmiyor musun? Ben çok emek verdim. Tabii birileri görüşüp akıl verip, fikir altmışlıklarımız oldu. Önemli olan sonuca varmak..
Soran+1 yıladmin Mevlana Takviminde Bugün
Tefsîr yapacak âlimin aşağıda zikredilen on beş ilmi gâyet mükemmel şekilde bilmesi lâzım gelir.
Bu ilimleri kemâliyle (tam ve en olgun şekilde) bilmeyen kimselerin Kur’ân’ tefsîr etmeye çalışması, şer’an câiz değildir. (Şerîat’ın buna izni yoktur.)
Lûgat (Arap dili) 2. Tasrif (Sarf ilmi)
Nahv ilmi 4. İştikak
Me’ânî ilmi 6. Beyân ilmi
Bedi’ ilmi 8. Kıraat ilmi
Usûl-i dîn ilmi 10. Usûl-i fıkıh ilmi
Esbâb-ı nüzûl 12. Nâsih ve mensûh
Fıkıh ilmi 14. Hadis ilmi ki mücmel ve mübhemin tefsîri ancak bununla yapılır.
Müfessirin sahip olması gereken 15’inci ilim, ilmü’l-mevhibedir. Bu öyle bir ilimdir ki, onu Cenâb-ı Hakk Hazretleri, ilmiyle amel eden bahtiyar kuluna ihsân eder.
(Sırrı Paşa’nın saydığı bu 14 ilim kesbîdir, yâni çalışıp öğrenmekle elde edilebilir. 15’inci ilim ise vehbîdir, yâni Allâh (c. c.) vergisidir. O, verirse verir; vermezse, çalışmakla öğrenilip elde edilemez.)
İşte bu 15 ilim, müfessirin (tefsîr âliminin) mutlaka, kesin sûrette ve hiç şüphesiz ve eksiksiz mükemmel bir şekilde sâhip olması zorunlu bulunan ilimlerdir.
Ama bunlardan başka, Kur’ân-ı Kerîm’i tefsîr edebilmek için müfessirin diğer ilimlerde (ve çağının gerektirdiği genel kültür bilgilerinde) derinleşmiş olması da şarttır.
Yakın dönemde kaleme alınan tefsirlerin sahipleri için aynı şeyi söylemek mümkün değildir. Bir kısmı Arap edebiyatına vakıf olmasına rağmen, önemli bir bölümü hadîs ilminde zayıftır. Yakın dönemde tefsir yapmaya çalışanların kelime tahlillerinden uzak durmaları ve âyetleri derinlemesine tahlile yaklaşmamaları, sahip oldukları yüzeysel mâlumatın doğal bir yansımasıdır.
Soran+1 yılRabbimize güveniniz o herşeyi hakkıyla bilen işitendir. Ve tefsir yapmak çok ilim sahibi insanın işidir. Alimlere yüce demeyiz sadece bilgi sahipleridir.
- +1 yıl
Sünni islamın getirdiği şartlar bu. Kurani değil bunlar. Kurana sorun bunları. Hacı hocaya gerek yok.
Soran+1 yılhacı hoca diyorsunuz işte bir insan kendi kafasına göre Kuranı açıklayamaz. Sarhoş birini düşün yorumlamak isterse ya da çok bilgili arapçası gelişmiş birini düşün sen hangisinin ki nin sözüne inanırsın? Sen zaten biraz önce Kuranı inkar ettin o zeyd olayında. Kuranda Allaha güveniniz diyor ama neymiş sana saçma gelmiş. Herşeye gücü yeten Allahın bunda bir hikmeti yok mu? ama Rabbim bir ayet gönderdi.
Saptırmayı dilediğinin de göğsünü öylesine dar ve sıkıntılı kılar ki, o göğe yükseliyormuş gibi olur. (6:125)
Bu ayette, bazı ruhsal durumlardan dolayı göğsünde darlık ve sıkıntı oluşan kişi, gökyüzüne doğru yükselmekte olduğu için göğsünde darlık ve sıkıntı hisseden kişiye benzetilir. Gerçekten de gökyüzüne doğru yükseldikçe, Atmosfer basıncı azalmakta ve kan, basınçla damarları ve kalbi zorlamaktadır. Ayrıca yukarı çıkıldıkça azalan oksijen nefes alma güçlüğü doğurur ve göğsümüzün içindeki akciğerlerde sıkıntı ve daralma hissedilir. Bu darlık ve sıkıntı gökyüzüne yükseldikçe artar ve sonunda yaşamın mümkün olmadığı noktaya gelinir.
Yani inanmayanları bile bir mucize ile anlatıyor Rabbim. Kuranın mucizelerini gün ışığına çıkaranlar ise alimlerdir kardeşim. Arapçada bazı kelimelerin dişisi tekili çoğulu yoktur. Bunu ise arapçası gelişmiş kimseler daha iyi yorumlayabilir. Örneğin dünyanın deve kuşu yumurtası gibi geoit şekle benzetildiği Kuranda apaçık yazmakta ama bunu arapçası iyi olmayan biri nasıl açıklayabilir ki. Ya da bilgisiz bir kişi ?- +1 yıl
Güzel kardeşim. Ahzab süresinin bu ayetlerini dönemin müslümanlarını sıkmış. Beni sıkması çok çok normal. Kuran eğer Türki bir yöre de infaal olsaydı şu an bunları konuşuyor olmazdık..
Soran+1 yılBu sizin yapınızdır. Rahatsız olmanız normal ama siz güvenin yeter ki bunda bir hikmet olmalı :)
- +1 yıl
Çok şükür Allah’a güveniyorum. Sen sadece sordun. Ben de sana karşına çıkacak ayeti paylaştım. Ben bir ara çok mücadele verdim. Açıklama için pes ettim..
Soran+1 yılpeki yanlış yazdıysam özür dilerim bende bilgili değilim bazı konularda :)
- +1 yıl
Yok iyisin, Allah’a adanmış bir insan seziyorum. Ne mutlu size
+1 yılBen desitim sana bir ayet söyleyim açıkla
03 Yorumla
Soran+1 yılokey hadi
- +1 yıl
Ahzab 36. Ayet. Allah zeyd ile zeynebin evlenmesini istiyor, karşı çıkarlarsa sapkın olmakla itham ediyor. Sonra bu karar neticesinde zeyd ile zeyneb evleniyor. Fakat boşanıyorlar. Madem zeyd ile zeynebn evliliği başından beri kötü gidecekti allah bilmiyor muydu böyle olacağını? Neden zorunlu kıldı evlenmeleri için? Allah karar verdiyse o işin mükemmel evlilikle sonuçlanması lazımdı.
Soran+1 yılBoşanma biz insanlar için bazen gerekli bazen gereksizdir. Burada Allahın bilmemesi gibi durum yoktur gaybı yalnızca Allah bilir. Biliyoruz ki dünya bizler için yaşama ev sahipliği yapmıştır ve bizi imtihandan geçirmektedir. Aslında burada sınama söz konusudur. Burada sınanan Zeyneb binti Cahş'dır. Ve zeynep resullahın öz gelini değildir. Orada Zeynep ve Zeydin nefsi sınanıyor ve bunun üzerine
"Âllah ve Rasûlü bir işe karar verip hükmettiği zaman, mü'min bir erkekle, mü'min bir kadın için işlerinde muhayyerlik (seçme hakları) yoktur. Kim, Allah ve Rasûlüne isyan ederse, muhakkak ki o, apaçık bir sapıklık etmiş olur." (Ahzâb, 33/36)
Ayeti indi. Hepimizin içinde boşananlar vardır. Ama burada ne oluyor koskoca alemi yaratan , ölüyü dirilten Tanrı birinin boşanacağını mı bilmeyecek?
Sevgiyle kalın
+1 yılBence bu işlere hiç girişme.
00 Yorumla
+1 yılTanrı bir 'Bilen olarak siteye giriş yaptı...
00 Yorumlamaide suresi 51. ayet
02 Yorumla
Soran+1 yıl"Ey iman edenler! Yahudileri ve Hıristiyanları dostlar edinmeyin. Onların bazısı, bazısının dostlarıdırlar. İçinizden kim onları dost edinirse şüphe yok ki, o da onlardandır. Muhakkak ki Allah o zalimleri hidayete, doğru yola iletmez." (Mâide Sûresi, 5:51)
"Şüphesiz ki, şirk büyük bir zulümdür." (Lokman, 31/13)
İkisi çok iyi açıklıyor. Tek bir Allaha ve mucizelerle dolu Kuranı Kerime itaat etmeyen kendisine ve aklına saygısızlık etmiş olur. Tanrının bir bedene ihtiyacı olduğunu söyleyen , insana tanrı diyen biri ilk öncelikle kendi aklına saygısızlık etmiş olur. Zaten tarihte onlar çoğu zaman bizi kandırdı. Ve ayrıca kendisine saygısı olmayan insanla biz neden dost olalım?
İyi günler- +1 yıl
@soran kardeşim sen önce neden insanların dine mansup oldugunu ögren hristiyanlar ve yahudilerden bazıları annesiyle babasından gördügü için yahudi veya hristiyan ayrıca kendi aklına syagısızlık etmişdir diyorsunda asanın yılana dönüştügüne kadının sevişmeden hamile kaldıgına inanıyorsun önce başka inançlara laf etmeden önce kendi inancına bir bak adı üstünde inanç bu mantık aramıycan
+1 yılAhzap 50 53 kanka
020 Yorumla
Soran+1 yıl(Ahzab, 33/53)
Öncelikle Kur’an-ı Kerim’de bu tür ayetlerin niçin var olduğu konusuna değinirsek, Kur’an’ın sadece ahirete yönelik gerekli amelleri tebliğ için indirilmediği, dünya hayatındaki toplumsal, sosyal, ahlaki vb. kuralları belirlemenin ve toplum düzenini sağlamanın da Kur’an’ın bir amacı olduğunu biliyoruz. Zira, insanlar için indirilmiş bir dinin, insanların toplumsal yaşamı hakkında da kural ve öğretiler sunması gayet doğaldır
Ayetin nüzul sebebini incelersek görürüz ki (bk. Elmalılı M. Hamdi YAZIR, Kur’an-ı Kerim Tefsiri, ilgili ayet), Peygamberimiz (sav), evinde bazen yemek daveti verirdi ve insanların yemek ve davetten çok önce, izin almadan Peygamberimizin evine gelmesi, davet bittiğinde de evden gitmeyip geç saatlere kadar Peygamberimizin evinde durması söz konusuydu. ‘Peygamber müminlere canlarından ileridir. Onun eşleri de müminlerin anneleridir.’ (Ahzab, 33/6) gibi ayetlerin verdiği rahatlıkla ve Peygamberi kendilerine yakın hissettiklerinden, bu zamansız ve izinsiz gelişlerinin ve evlerinde uzun süre kalmalarının adab kurallarına uymadığının bilincinde değillerdi. Elbette bu, hane halkı için de, hane sahibi için de sıkıntı verici ve kişiyi yapacağı işlerden alıkoyan bir durumdur. Peygamberimiz evine zamansız gelen ve evinden gitmeyenlere, onları kırmamak adına bir şey söyleyemiyordu. Nur Suresi’nde, ‘Ey iman edenler! Kendi evlerinizden başka evlere izin alıp sahiplerine selam vermeden girmeyin.’ (Nur, 24/27) buyurulmasına rağmen, bu emrin Peygamberin evi için de geçerli olduğunun bilinmesi gerekliydi. İnen ayetle Allah, daha önce müminler için indirdiği adab kuralının Peygamberin evi için de geçerli olduğunu beyan ediyor ve müminlerin anneleri olan Peygamber eşlerinin, müminlere karşı tesettürden muaf tutulmayacağının tebliği yapılıyordu
Soran+1 yılBu ayet, adab-ı muaşeret bilmeyen, kaba bedevi adetlerinin içinden gelmiş insanlara bir adab kuralı niteliğindedir. Nitekim, bu tür ayetler, müslümanların görgü ve ahlak kurallarıyla medeni bir hale gelmeleri ve kendilerinden sonrakilere karşı tebliğ ve irşad vazifelerini yerine getirirken istenilen şekilde model olmaları için öenm arz eden ayetlerdir.
Soran+1 yılİlk olarak, ayette kimlikleri belirtilen Peygamberimizin akrabaları artık çocuk doğurmaktan kesilmiş ileri yaşlarda kadınlardı. İkinci olarak, bu ayet indikten sonra Peygamberimiz, ayette geçen hiçbir kadınla evlenmemiş ve ayetin helal kılınma durumlarıyla amel etmemiştir. Yani, ayetin ‘sana ganimet olarak verdiklerinden elinin altında bulunan kadınları (cariyeleri); seninle beraber hicret eden, amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını ve teyzelerinin kızlarını; mehirsiz olarak kendini Peygambere hibe eden ve Peygamberin kendisini nikahlamak istediği herhangi bir mümin kadını sana helal kıldık’ kısmının hiç birisiyle amel etmemiştir ve hayata geçirmemiştir.
Haşa, eğer Kur’an’ı Peygamber kendi elleriyle yazmış olsaydı ve bu ayeti de içine ekleseydi bunda amacı ne olurdu? Tabiî ki, ayette zikredilen kadınlarla evlenmek! Peki, evlenmiş mi? Hayır! Demek ki, Peygamber bu ayeti yazmamıştır. Öyleyse ayet niçin nüzul olmuştur:
Öncelikle, bu ayetten dini bir hüküm çıkarılır. O hüküm ise sadece Peygamberimize has değil tüm müminler için geçerlidir ki, bu ayetle amca, hala, dayı, teyze tarafından kuzenlerle nikahın haram olmadığı, caiz olduğu bildirilmiştir. Bu durumla amel edilir ya da edilmez, insanlara kalmış bir tercihtir. Ancak, olur da nikah gereği duyulursa, nikahın caiz olduğuna dair genel bir fıkhi kaide çıkarılmıştır.
Ayetin diğer bir hikmeti, ayette İslam uğruna bin bir türlü zorluğa ve sıkıntıya katlanarak hicret eden kadınlar söz konusudur. Bu kadınların Hz. Peygamberin eşliği şerefine ulaşabilecek bir manevi makamda olduğu ve bu kadınların ayet ile onure edildiği görülmekte ve Müslümanlara gösterilmektedir. Peygamber eşlerinin ve eş adaylarının Allah katındaki üstünlüğü yukarıda zikrettiğimiz gibi bir kısım mezheplerin argümanlarını da yok edecek türdendir
Soran+1 yıl
Bu ayetler ve devamında gelenler, Peygamberimize geniş bir serbestlik alanı vermiştir ancak Peygamberimiz bu alanı kullanmamıştır. En önemlisi de, bu ayetten sonra Ahzab 52. ayette gelen ‘Bundan sonra hoşuna gitse dahi hiçbir kadınla evlenemezsin.’ ayeti manidardır. Zira, haklarında evlenme serbestliği indirilmiş kişiler yaşça büyük insanlar ve Peygamberimiz ayetin nüzulünden sonra onlarla evlenmemiştir, cariye de almamıştır. 52. ayette ise, “Artık hoşuna gitse dahi kimseyle evlenemezsin” denilerek bundan sonra eşleri vefat etse, eşlerinden boşansa dahi kimseyle evlenemeyeceği ortaya konulmuştur. Bu hususta İslam karşıtlarına sormamız gerekir:
Hz. Peygamber, ‘Zaten evlenmeyeceği kadınlar için ayet yazdırıp üstüne artık kimseyle evlenemezsin’ diyebilir mi! Peygamber ayeti haşa kendi elleriyle yazmış olsa böyle bir ikileme, çelişkiye asla düşmezdi. Ayet, apaçık Allah’ın sözlerdir.
Soran+1 yılİslam alimlerin görüşü bu şekildedir. İyi günler
- +1 yıl
Kanka kılıf uydurmaları anlatma kendi fikirlerini söyle ben bunları okudum zaten.
Mesela cariyelik neden komple yasaklanmamış , neden kölelik kaldırılmamış.
Köleye iyi davranın demek yerine komple kalksaymış.
Soran+1 yılDinimizin kölelikle ilgili hükümleri kesin olarak yoktur denecek şekilde kaldırmadığı vakıadır. Bütün emir ve yasaklardaki gibi bundaki hikmeti de kati şekliyle bilemeyiz. Şunu biliriz ki, ancak köle olarak yaşaması gereken bir nesil bu dünyada sürekli var olacaktır. Onlara karşı kölelik silahının da aktif olarak kalması gerekmektedir. Aksi taktirde onları köle yapmayanları onlar Guatamala ve benzeri yerlerde köleden beter yapmaktadırlar. Köleliği insanlık kaldırdı ise İslam’ın buna itirazı yoktur. Bu ittifaka İslam da evet diyebilir ama gemilerle Amerika’ya taşınan kölelerin hesabı sorulmadan nedenlere yer açılmayacak demektir. Kölelik bir silahtır, o silahı gömmeyi gerektirecek şartlar da o zaman oluşmamıştı demek.
Kölelerin hak ve görevleri: Ehliyeti, hak ve yetkileri çeşitli bakımlardan kısıtlanmakla birlikte, köle bir insandır ve Allah'ın bir kuludur. Bu yüzden âyet ve hadislerde köle ve câriyelere insanca muamele yapılması tavsiye edilmiştir. Kur'ân-ı Kerim'de; "Sahip olduğunuz kölelere iyilikte bulunun" (en-Nisâ, 4/36) buyurulması, çeşitli hadis-i şeriflerde; "Onlara "kölem " demeyiniz "oğlum, kızım " diye hitap ediniz", "Köleler, Allah'ın sizin yanınızda bulundurduğu kardeşlerinizdir. Allah sizi de onların hizmetine tabi kılabilirdi. O halde onlara iyi davranın" buyurulması bu tavsiyelere örnek olabilir. (Köle ile ilgili hadisler için bk. Wensinck, Meftâh, "Abîd" ve "ltk" mad.). Ayrıca bk. Azad, Mühatebe mad.- +1 yıl
Saçma değilmi kanka. Mesela sen bir savaşta ganimet olarak ele geçirilsen ve seni kendi cariyem yapsam hoşuna gidermi? adaletsizlik değil mi bu? Ne kadar iyi davranırsam davranayım cariye neden olsun ki. Bide peygamberin evine gitmeyin oturmayın yemeğe kalmayın diye bir ayet vardı sen bunları cevapla ben sana ardı arkası kesilmeyen ayetler sorarım kanka müslüman yap beni.
Soran+1 yıl“Kim Müslüman bir köleyi azat ederse onun her uzvuna karşılık azat edenin bir uzvunu, Allah Teala cehennem ateşinden kurtarır...”
(Hadis-i Şerif)
Kölelik savaştayken tek bulunan kişiler oluyor o zamanda ( mısır ahitten önce ) ve orada kölelere iyi bakmamızı ve onlara insan gibi bakmamız apaçık verilmiş. Azat etmek ise salıvermektir yani kuranı hadisler tamamlar burada ise önce iyi bakıp onlara sonra ise salmamız tekrar verilmiş.
Tekrar iyi günler- +1 yıl
Kanka kaçma daha bir tane ayeti bitirmeden kaçıyorsun müslüman yap beni.
Ben diyorum ki islam deseydi ki kölelik ve cariyelik yasaklanmıştır. Tüm köleler azad edilmiştir deseydi neden kısmi kısmi getirdi
Soran+1 yılPeygamber’e itaat eden, Allah’a itaat etmiş olur. Kim de itaatten yüz çevirirse aldırma! Çünkü biz seni, onların üzerine bekçi olarak göndermedik.
Kardeşim demiş olduğum gibi Kuranla çelişmeyen ( uyduruk olmayan ) hadisler Kuranı bizzat açıklar ve tamamlar. Sana ayetleriyle kaynaklarıyla verdim iyi günler :)- +1 yıl
Kanka iyi günler deyin duruyon git bari. Tamam hadi 😂
Soran+1 yılHAKİKATIN İZİNDEN kanalını takip et kanka orada her şeyi kaynakları ile açıklıyor benim mucizeleri sıralamam çok zaman alır. Orada apaçık cevap bulabilirsin :D
- +1 yıl
Tamam
Soran+1 yılYine de sana sadece 3 mucize açıklamamı istermisin? Ben sorularınızı cevapsız bırakmadım kanıtlarla :) Ama elim boş gitmesin sadece 3 mucize ister misin?
- +1 yıl
Kanka ben 50 tane soru soracaktım daha durup durup iyi günler diyip kaçıyorsun ondan tamam deyip geçtim ben sana. Neyse sal gelsin bakalım mucizeleri
Soran+1 yıl“Biz göğü ‘büyük bir kudretle’ bina ettik ve şüphesiz Biz (onu) genişleticiyiz.” (Zariyat Suresi: 4
Rus fizikçi Alexander Friedmann ve Belçikalı evren bilimci Georges Lemaitre, 20. yüzyılın başlarında evrenin sürekli hareket halinde olduğunu ve genişlediğini teorik olarak hesapladılar.
Soran+1 yıl“Sizi annelerinizin karınlarında, üç karanlık içinde, bir yaratılıştan başka bir yaratılışa geçirerek yaratmaktadır. İşte Rabbiniz olan Allah budur, mülk O’nundur. O’ndan başka İlah yoktur. Buna rağmen nasıl çevriliyorsunuz?” (Zümer Suresi: 6
Yukarıdaki ayette Türkçeye “üç karanlık içinde” manasıyla çevrilen Arapça “fi zulûmâtin selasin” ifadesi embriyonun gelişimi sırasında bulunduğu üç karanlık bölgeye işaret etmektedir. Bu bölgeler sırasıyla:
a) Batın duvarı karanlığı
b) Rahim duvarı karanlığı
c) Amniyon zarı karanlığıdır.
Görüldüğü gibi bugün modern biyoloji, bebeğin embriyolojik gelişiminin yukarıdaki ayette bildirildiği şekilde, üç farklı karanlık bölgede gerçekleştiğini ortaya koymuştur. Ayrıca embriyoloji alanındaki gelişmeler bu bölgelerin de üçer katmandan oluştuğunu göstermiştir.
Ayrıca ayette, insanın anne karnında, birinden diğerine farklılaşan üç ayrı evrede meydana geldiğine işaret edilmektedir.
Gerçekten de bugün modern biyoloji, bebeğin anne karnındaki embriyolojik gelişiminin üç farklı devrede gerçekleştiğini de ortaya koymuştur. Bugün tıp fakültelerinde ders kitabı olarak okutulan bütün embriyoloji kitaplarında bu konu en temel bilgiler arasında yer alır. Örneğin, embriyoloji hakkında temel başvuru kitaplarından biri olan Basic Human Embryology (Temel İnsan Embriyolojisi) isimli kaynakta bu gerçek şöyle ifade edilmektedir:
Rahimdeki hayat 3 evreden oluşur;
Preembriyonik evre (ilk 2,5 hafta),
Embriyonik (8. haftanın sonuna kadar) ve
Fetal evre (8. haftadan doğuma kadar).
Bu evreler bebeğin farklı gelişim aşamalarını içerir.
Anne rahmindeki gelişim ile ilgili bu bilgiler, ancak modern teknolojik aletlerle yapılan gözlemler sayesinde elde edilmiştir. Ancak görüldüğü gibi bu bilgilere de, diğer pek çok bilimsel gerçek gibi, mucizevî bir biçimde Kur’an ayetlerinde dikkat çekilmiştir.
Soran+1 yılNahl Suresi 68. ayette şöyle buyrulmuş: “Rabbin dişi bal arısına vahyetti: Dağlardan, ağaçlardan ve insanların kurdukları kovanlardan evler edin.”
Arapça'da arının erkeği ve dişisi aynı şekilde “Nahl” olarak yazılır, bu kelimenin ayrıca dişisi yoktur. Ancak Kur’an, arıya yapılan vahyi ve arının yaptıklarını anlatırken, fiilin dişi formunu kullanmaktadır. Arapça'da fiiller dişiye ve erkeğe göre farklı çekilirler. Başka birçok dünya dilinde de bu böyledir. Arının yaptıkları anlatılırken fiilin dişi sigası kullanılmıştır. İşte ayette:
1- “ev edin” manasını beyan etmek için; erkek için kullanılan “ittehaz” kelimesine bedel, dişi için kullanılan “ittehazîi” kelimesi gelmiştir.
2- “her türlü meyvelerden ye” manasını ifade etmek için; erkek için kullanılan “kul” kelimesine bedel, dişi için kullanılan “kulîî” kelimesi gelmiştir.
3- “Rabbinin yollarına gir” manasını beyan için yine: erkek için kullanılan “üsluk” kelimesine bedel, dişi için kullanılan “üslukîî” kelimesi gelmiştir.
4- Ve “Bal onun karnından çıkar” ifadesindeki “onun” zamiri, erkeğe işaret eden “hû” ya bedel, dişiye işaret eden “hâ” ile ifade edilmiştir.
Demek Kur’an'ın saydığı eylemler olan; evini yani kovanını inşa etmesi, bal özünü toplamak için doğadaki faaliyeti ve bal yapma işi; dişi bal arısı tarafından yapılmaktadır.
Soran+1 yılGerçektende Kur’an'ın saydığı bu üç faaliyeti de dişi arı olan işçi arılar gerçekleştirmektedir. Kur’an'ın saydığı bu faaliyetler ile erkek arıların hiçbir ilişkisi yoktur. Dişi olan işçi arılardan daha iri yapılı ve kocaman gözlü olan erkek arıların tek görevi genç ana arıyı döllemektir. Yaz sonunda bu görevini yerine getiren erkek arılar dişi arılar tarafından kovandan atılır ve dişi arıların bakımıyla yaşamaya alışkın oldukları için çok geçmeden ölürler.
Hâlbuki Kur’an'ın indiği dönemde insanların kovan içindeki iş bölümünün detaylarından, işçi arıların dişi olduğundan, kovanı inşa etmenin, bal yapmanın, bal yapmak için meyvelerin özünü toplamanın dişi işçi arıların görevi olduğundan haberleri yoktu.
Bu yüzden Kur’an'ın arının görevlerini sayarken fiili dişi sigasıyla belirtmesi ve erkek arıları bu görevlerden dışlaması mucizevî bir ifadedir.
Detaylı bilgi
Bu paylaşımı beğenmene sevindik!
Kendi cevabını paylaşmak ister misin?
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Cinsel Yaşam
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer