Vicdan azabıyla nasıl baş edebilirim?

Ben çok fena bir şey yaptım ve bununla nasıl baş edebileceğimi bilmiyorum. Tek katlı, ufak bir bahçesi olan bir evde ailemle birlikte yaşıyorum. Son zamanlarda bizim bahçe çığırından çıkmıştı. Her yer hormon kokuyor, her sabah çamaşır sularıyla verandayı yıkamama rağmen o koku gitmiyordu. Mahallenin bütün kedileri bahçedeydi; en az 5 tane yabancı erkek kedi. Sürekli hormon atıp Coni'ye (haziran yavrusu 8.5 - 9 aylık) ve küçüklere (eylül yavruları 4.5 - 5 aylık) tecavüz ediyorlardı. Yavruları içeri alıp beslesem bile bahçedeki yabancı kediler gitmiyorlar. Küçüklere dayanamıyorum ne zaman kapıyı açsam kapı mermerindeler içeri girmek istiyorlar, dolayısıyla diğer kediler de hep etraftalar. Annem ve babam nefret ediyorlar bu durumdan annem kahvaltıda 'bıktım bu hayvanlardan bu kokudan midem bulanıyor' diye yakınıyordu. Ne zaman kapıyı açmaya yeltensem yavaşça açıp acaba oradalar mı diye düşünüp stres yapıyordum. Bahçedeki durumu kontrol altına alabilmek, diğer kedilerin gitmesini sağlamak, yavruları tecavüzden kurtarmak ve mama derdini çözmek için (hayvanlara mama dayanmıyor) birkaç gün önce Kazım ve Kezban'ı (yavrulardan iki tanesi) bizim eve 10 dakikalık mesafedeki Starbucks'ın oraya bıraktım. Bursa Kebap da hemen yanındaydı, bir şekilde başlarının çarelerine bakarlar, hayvanseverler vardır, beslenirler diye düşündüm. Çünkü ne zaman gitsem orada en az bir köpek yatıyor kimse de kovalamıyor hayvanı demekki hayvan orada rahat, birileri besliyor herhalde. Yavruları salıp eve döndükten sonra rahatladığımı farkettim. Artık onları tecavüze uğrarken görmeyecektim. Bahçedeki mama kabını da içeri aldım yemek koymadım birkaç gün. Kediler azaldı, bahçe sakinledi. Coni de herhalde başka bir ekmek kapısı buldu ki pek fazla bahçede görmüyorum onu, sanırım yandaki sitede takılıyor bazen görüyorum. Kamil ise benimle, geriye kalan son yavru. Zaten en sevecen olan oydu. Bazen bahçede bazen evde idare ediyorum. Ama eve aldığımda hayvana baktığım zaman içim parçalanıyor, eskiden kardeşleriyle oynuyordu şimdi yalnız. Bazen gözlerinde o yalnızlığı görüyorum gibi geliyor ve o anda kendimden nefret ediyorum. Gözlerime bakıp beni suçluyor sanki. Dayanamıyorum o bakışa. Hayvanı hem çok seviyorum hem de onun varlığı bana Kazım ve Kezban'ı da hatırlatıyor. Acaba kardeşleri iyiler mi? Yaşıyorlar mı yoksa ezildiler mi? Ezildiklerini sanmıyorum yola bırakmadım sonuçta. Onlar da kendilerini orada yalnız mı hissediyorlardır? Onları götürmek için kedi taşıma kutusuna koyduğumda Kazım 'Neden? Biz sana ne yaptık? Ne yapıyorsun sen?' bakışı atmıştı sanki ama o anda dikkate alamadım. Muhteşem bir vicdanla başbaşayım anlayacağınız lütfen bana yardım edin. Ne yapacağımı bilemiyorum. Elime doğdu o hayvanlar, onları biz büyüttük, büyüyüşlerini izledim. Ölsem mi acaba? :((((
Vicdan azabıyla nasıl baş edebilirim?
Cevapla