"Alışmak denen bir şey var. Acıdır ve acıtır..."

Sazlı bir çalgının o narin ve bir o kadar da sert tınılarında saklı hayallerim vardı.
Bir keman, bir viyolonsel ya da bir bağlamanın o incecik tellerinde saklı. Acı denen şey, insan bünyesinde iki farklı tepkimeye yol açmaktadır.
İlkinde; tarifi mümkün olmayan bir şekilde beter olursunuz, güven denilen o asma köprüleriniz bir bir yıkılır. Tabi, siz de onunla birlikte yıkılırsınız. O deri kılıf içinde saklanan ruhunuz yere düştüğünde tıpkı kalbiniz gibi darmadağın olur. Nihayetinde ise geleceğe dair bir daha asla hayal kurmazsınız. Çünkü, hayaller hep kanatır.
İkincisinde ise; yazarsınız, hem de öyle böyle değil... İlahi bir ilhamın verdiği bu şaşkınlık yaratıcı yeti ile sürekli yazarsınız. Tıpkı şu an dinlediğiniz konçertonun yarattığı etki ile en derin ve en kuytu köşelerinizde saklı kalan yetenekleriniz gün yüzüne çıkar.
Bunu takriben çizebilirsiniz, sesiniz güzelse yanık bir türküyü veya şarkıyı bile söyleyebilirsiniz. Daha da önemlisi benliğinize kazınan her yara izi ile çok daha güçlü olmayı öğrenirsiniz. Gerçi, bu kısmı biraz palavra...
"Sizin hiç kayıp hayalleriniz oldu mu?"

Sadece benim değil, aslında her insanın bir adet kayıp hayaller dükkanı vardır.
Daha kapıdan içeri girer girmez, havada usulca dans eden toz zerreciklerini görebilirsiniz. Kendi benliğinizin içindeki bu dükkanda, emsalsiz bir koku asılı kalmıştır. Bu koku, sizin maziniz ve o mazinin içindeki hüzünlerinizdir...
Tozla kaplı raflarda, yan yana dizili pek çok ortak hayal vardır. Mesela aynı gökyüzünün altında uyumak ve uyanmak. Sabahları keyif duşları almak. Ya da mutfakta birlikte yemek yapmak. Veya sadece sarılmak...
İçeride sadece kendi ayak seslerinizi duymazsınız. Sancılı geçmişinize dair şarkılar, kahkalar, çığlıklar ve tanıdık sesleri işitirsiniz.
"Senin yerin bu soğuk koridor değil!"

Kayıp hayaller dükkanında biraz daha yürürseniz, muhakkak karşınıza buna benzer bir koridor çıkacaktır.
Bu kordiorun her iki yanında da ömrü hayatınız boyunca hoşlandığınız, sevdiğiniz ve asla birlikte olamadığınız kişilerin tabloları bulunmaktadır.
Her tablonun altında yaşanmışlıkların kaydı bulunmaktadır. Nerede, ne zaman, ne oldu? Mesela sağdan ilk tabloda, o ilk hoşlandığınız kızın sureti vardır. Sıcak bir ağustos gecesinde tanıştığınız o kızın...
Adı aklınızdadır, unutamazsınız! Çünkü, ilkler asla unutulmaz!
Ama zaman denilen bileme taşında yüzü, gözleri, saç rengi bir bir silinip gider. Bu koridorda bir kişinin gözlerine bakarsınız ve hep kızarsınız. Çünkü, o bu koridorda olmamalıydı...
Bu koridorun sonunda, hemen köşeyi dönüşte yer çekimi ile sarkan bedeniniz, göğüsleriniz, gıdığınız, kırış kırış teniniz ile birlikte geberip gidinceye kadar yaşayacağınız kişi olacaktır. Sahi kızımızın ismi ne olacaktı?
O da bende kalsın, tıpkı bu soğuk koridorda kaldığı gibi...
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer
Kızlar & Erkekler Ne Diyor?
Cevap
1Cevap
Eline sağlık.
Ben o odamın kapısını kendiliğimden hiç açmam. Dursun orada geçmiş birikmişlikler, ağrıtmasın başımı, derinlerden kaplamasın sıkıntısı. Tabii öğretici yanları kaptım çoktan.
Umarım son oda ayrı ve bambaşka olur senin ve tüm hassas ruhlar için. :)
Teşekkür ederim.
Emeğine sağlık kardeşim süper.
Teşekkürler.