Dün Geceden Bir Not

Gökyüzü uyuyunca

Sigaramdan derin bir nefes alıp, kahvemi yudumladım. Kalbimde ki duygularla mantığım savaşırken derin bir yara aldım. Can kırıklıklarım bir kez daha canıma battı. Kahvenin durumuyla birleşen sigaramın dumanını izledim uzun uzun. Sesini sonuna kadar açtığım şarkılar hiç rahatsız etmedi beni. Kafamın içinde ki sorular dahil olunca savaşa kızdım kendime. Belki.. Belki gökyüzü uyuduğu zaman ağlayabilirdim.

Dolunay ve soğuk

Bir kahve daha yaptım kendime. Canımı yakan şey içten içe öldürüyordu sanki beni. Gökyüzünde dolunay var bu gece. Ağır ağır adımlarla sandalyemi küçük balkonun kapısına çekip dudaklarımdan usulca ayırdığım sigaramın dumanının dolunay ışığındaki dansını seyrettim.

Üşüyorum. Üşümek, kimin yanında olmadığını anlamanı sağlıyor. Anladım... Ve bir an için mürekkebimin tükenmesi istedim..

Dün Geceden Bir Not

Bu şehir ve bu gece

Çok uzun bir zaman oldu anlatmayı. Ne kadar yalnızlaşmışım öyle. Duvarlara küsmüşüm, aynalara... Bir sigara daha yakıyorum. İçime çekiyorum egzoz kokusunu ; ben ki denize aşık kadın... Kafamı kaldırıp inatla bakıyorum gökyüzüne. Gökyüzü bu gece ne kadar inatçı ve ne kadar kaba. Sokaktan geçen insanlar, evlerden gelen şen kahkahalar... İnancımı kaybedip umutsuzluğa doğru bir yol alıyorum. Kimseye ağlayamadan, kimseye anlatamadan, kimseye sarılamadan. Sahi ne kadar oldu sarılmayalı? Sahi kimim ben? Neredeyim? Bu şehir o şehir değil. Bu şehir kışın ortasında yüreğime papatyalar açtıran adamın, yazın o kavuran sıcağında gözlerimde yağmur oluşunu izlemek gibi. Bu şehir, şiirin en muazzam mısrasında mürekkebin bitmesi gibi...

Geç oldu

Çok zaman geçti aradan, vakit epey geç oldu. Uyuyalım güneş doğacak.

Sahi uyuyunca geçmeyen acılara ne yapmalı?

Dün Geceden Bir Not
Cevapla