Düşmanlarınızı Sevin!

Bu yazının ana fikri "Düşmanlarınız mı var? Öyleyse hayatta bir şeyler başarmışsınız." değil. Bu da doğru bir bakış açısı ama ben başka bir şey anlatmak istiyorum.

Diğer insanlar tarafından sevilmemek, eleştirilmek, deyim yerindeyse onlardan negatif enerji almak birçok kişiyi rahatsız ediyor.

Açıkçası eskiden, biri karşıma geçip beni sevmediğini hatta benden nefret ettiğini söylediğinde hem öfkelenir hem de üzülürdüm. Lakin şimdi olsa, üzülmek ve kızmak bir yana düşmanıma teşekkür bile edebilirim çünkü şunu fark ettim ki bu hayatta bize en çok zarar verenler düşmanlarımız değil dostlarımız daha doğrusu dostumuz olduğunu iddia eden kişiler. Hz. Ali'nin şu sözü, bütün konuyu özetliyor:

Düşmanların en büyüğü, düşmanlığını gizleyendir. Açık kalp ile konuşan düşman, içten pazarlıklı dosttan daha iyidir.

Düşmanlarınızı Sevin!

Bu fikrimi destekleyecek pek çok olay yaşadım. Özellikle lise yıllarında arkadaşım olarak gördüğüm insanlara güvenmemeyi öğrendim.

Dost gibi görünen düşmanlar çok tehlikelidir çünkü onların yanında tüm sırlarınızı, zayıf yönlerinizi, kendinizin ve sevdiklerinizin kusurlarını anlatırsınız. Normal şartlarda düşmanınıza bunları söyler miydiniz?

Geçenlerde internette bir haber okudum ve şok oldum. Üniversite tercihi yapan bir kız, arkadaşına şifresini vermiş ve onu içten içe kıskanan sözde arkadaşı onun tüm tercihlerini silmiş. İşte haber:

Bu olay, pek çok 'dost kazığının' yanında masum kalıyor diyebilirim. Sınıf arkadaşım bana bir şey anlatmıştı. İki sene önce, arkadaşıyla bankamatikten para çekmişler ve arkadaşı onun şifresini görmüş. Ardından banka kartını çalmış ve o fark etmeden yüklü miktarda parasını harcamış.

Ben çok sosyal biri değilim. Kendi küçük çevremde bile bu kadar arkadaş ihaneti görüyorsam kim bilir görmediğim, bilmediğim yerlerde neler yaşanıyordur?

Siyasete girmeyi çok sevmem ama son zamanlarda yaşadıklarımıza sebep 'gizli düşmanlarımız' değil mi? Cumhurbaşkanı RTE yıllarca ülke içinde ve dışında düşmanlarını aradı, kendisini eleştiren kişileri hapse attırdı, kendince tedbirler aldı ama sonunda en büyük düşmanı 'dost sandığı kişiler' çıktı. Baş yardımcısından, askerlerine, politikacılarına, arkadaşlarına kadar... Onu eleştirdiği için sevmediği, kızdığı insanlar ne kadar mert ve dürüsttü. Onu sürekli öven, destekleyen ve savunanlar ise ikiyüzlünün, adinin tekiydi. Türkiye, en sıkıntılı dönemlerini yaşıyor çünkü dost kim düşman kim bilmiyor, bilemiyor.

Sizi teselli edecekse söyleyeyim, bunları yaşayan tek ülke biz değiliz. Tarih boyunca devletlere, devlet adamlarına, önemli şahsiyetlere en büyük zararı bu tip kişiler vermiştir.

Düşmanlarınızı Sevin!

Sanat tarihçisi olduğum için Hristiyan sanatını inceliyorum. Bu tablonun ismi 'Yahuda'nın Öpücüğü'. Resmin merkezinde Yahuda, Hz. İsa'yı öpüyor. Şimdi diyeceksiniz ki bunun konuyla ne ilgisi var? Hemen açıklıyorum.

” İsa`ya ihanet eden Yahuda, “Kimi öpersem, İsa odur. Onu tutuklayın, güvenlik altına alıp götürün” diye onlarla sözleşmişti. Gelir gelmez İsa`ya yaklaştı, “Rabbî” diyerek onu öptü.”-Markos 14:44-45

İsa Mesih’in ikinci çilesi Yahuda’nın öpücüğüdür. Bu öpücükte birçoğumuz kendini bulmuştur. Birazdan Petrus de onu inkar edip, ihanet edecekti. Bugün değmez şeylerin cazibesine kapılıp, “otuz gümüş” için Rab’be ihanet öpücüğü veren çok kişi vardır. Rab bu ihanetlere agresif bir şekilde değil, bir soru ile cevap verir, ona ihanet eden Yahuda’ya “arkadaşım” diye seslenir.

Uzun lafın kısası, bu tablo tarihteki en büyük dost ihanetlerinden birini anlatıyor! Hz. İsa'nın dostları tarafından kandırılmasını, yakalattırılıp öldürülmesini gösteriyor. Sadece Hristiyanlıkta değil İslamda da bu konuya önem verilir. İslam dininin en büyük düşmanları kafirler değil münafıklar idi. Tarihteki tüm dost kazıklarını anlatmaya kalksam sayfalar yetmez o yüzden hepinizin aşina olduğu şu sözü tekrarlıyorum.

Et tu, Brute? Sen de mi Brutus?
Düşmanlarınızı Sevin!

Kendi yaşantımıza dönersek... Gerçekten bizi en çok mutsuz eden, endişelendiren, korkutan şey düşmanlarımızın verebileceği zarar mı yoksa sevdiklerimizden gelebilecek ihanet mi? Gece yastığa kafamızı koyduğumuzda düşmanlarımızın yapacaklarını mı düşünürüz yoksa arkadaşlarımızın, sevgilimizin sadakatini mi sorgularız?

"Arkadaşıma sırrımı anlatmakla iyi mi ettim?" "Sevgilim beni aldatıyor mu?" "Eğer bir gün sevgilimden ayrılırsam bazı şeyleri koz olarak kullanır mı?" "Acaba beni sevdiğini söyleyen kişiler ne kadar samimi?" Emin olun, bu cümleleri pek çoğumuz kuruyoruz.

Her zaman şunu söyler ve savunurum. Düşmanın bile iyisi ve kötüsü vardır. Dürüst, mert, açıkça saldıran bir düşmana saygı duyarım. Beni kızdıran dost gibi görünen, ardından sırtından hançerleyen aşağılık hainler.

O yüzden, bundan sonra biri sizi sevmediğini söylerse sadece gülümseyin ve teşekkür edin.

Düşmanlarınızı sevin çünkü kusurlarınızı yalnız onlar açıkça söyleyebilir. - Benjamin Franklin

Düşmanlarınızı Sevin!
Cevapla