Demiş ki Rosa Luxemburg
"Hareket etmeyen zincirlerini farkedemez"
Zamanın süratli akışında ama zamanın çok daha gerisinde geçip giden hayatlarımızı izleyip duruyoruz. Hareket etmiyoruz, çünkü bizi hareketsiz bırakacak yükler edindiğimiz için, ruhlarımıza taktığımız/takılan o zincirleri bilmeden nefes alıp vermeye devam ediyoruz. Oysa bize verilen ve de tekerrürü olmayan yalnızca bir tane ömür var. Belki bir kısmımız daha başındayız, kimimiz yarıladı yahut da çoktan geçtik bile yarısını... Fakat kimin hanesinde kaç rakam yazılı ve kaçı gitti, kaçı kaldı kimsenin en ufak bir fikri dahi yok.
Hiç!
Peki çeşitli insanlara ve de şeylere adadığınız ömürleriniz icin o son anlara yaklaştığınızda yanınızda onlara dair acıdan ve de paslı bir yalnızlıktan başka bir şey bulamadığınız o.. Çaresiz anlarda kendinize verebilecek bir hesabınız olacak mi? Tamam yormayın kendinizi, ben söyleyeyim:
-Olmayacak çok büyük ihtimalle.
Hatta daha da 'acımasız' bir ifade ile tekrarlayacak olursam; pişmanlıklarınız siz tabuta girmeden evvel bir tabut gibi çöküp kalacak omuzlarınza...

O hâlde ilk önce kendisi için ayağa kalkmalı insan; ben demeli. Ben demek bencillik etmek demek değildir zira, söyledim ya en başından.. Kendisine kayıtsız, kendisine uzak, kendisine sessiz, ve de zalim insan kimlere, ne şekilde iyi ve faydalı olabilir ki? Kendisi sağlıksız insanın verebilecekleri de sağlıksız olur. Kurduğu ilişkiler, edindiği çocuklar, ailesi, yuvası.. kariyeri vesaire... Öyleyse esas önceliği kendisi olabilmeli insanın.
Buğulu camlar ardında geçip giden ömrünün izlerini ruhunda sancılarla takip ederken yağmurlu bir günde örneğin, sizlerle o sancıyı çekecek kimse olmayacak yanınızda, yakınınızda.. ve dahi uzağınızda bile.
Çünkü insanlar geçicidir, değişken ve de karmaşıklardır, tıpkı mevsimler gibi!
Şimdi isterseniz elinizi, kolunuzu bağlayan o zincirlerden kurtulmak için kıpırdayın.. ya da kendi ömrünüzü sanki başkasından ödünç almışcasına ödlekçe ve de emaneten "yaşamaya" devam edin...
Bana gelince,
ben kafamda olmayan bir sigarayı yakıp süzülen dumanında bir Ahmet Kaya parçası açıp dinlemeye koyuluyorum...
unutmayınız
düşüşünüz de kendinize olsun.
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Cinsel Yaşam
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Dünya Kupası
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer
Kızlar & Erkekler Ne Diyor?
Cevap
1Cevap
Kesinlikle katılıyorum.
Elinize sağlık.
Dünya kainatın bir hazine sandığıysa şayet insan dahi onun işlenmiş ya da işlenmeyi bekleyen bir mücevheridir.
Benceme göz atıp değerlendirmeniz beni memnun eder. Zira kaleminiz çok kuvvetli☺
Elinize sağlık
tesekkür ederim, düsüncelerinize memnun oldum
elbette bencenizi okumayi isterim.. peki ya nerede bulabilirim onu?
www.kizlarsoruyor.com/.../a78141-dunya-kainatin-hazine-sandigidir
Buradan bakabilirsiniz☺
Şavk reyiz bana esmeyi anlat.
Esip geçmeyi anlat.
Balık tutmayı öğret bana şevk reyiz :/
balik suya, sen ise mizaha zincirlenmissin yahu:D
Balık sudan bende mizahtan çıktım mı cavlağı çekeriz :))
Zincirlendiğini düşündüğümüz balıklar deryaya da hasret. çarha döner göl İçinde...
Göl İçinde Çarha Döner
Susuzluktan Bağrı Yanar
Alemler Seyrana İner
Seyir Var Seyir İçinde..
Çok daha derin manalarımızda vardır şavk reyizde deliye vururuz kendimizi.. :))
ikinci cümlenin sonlarina yaklasinca kafamda
kartal kalkar dal sarkar, dal sarkar kartal kalkar tekerlemesi yankilanmaya basladi:))
delilik bir nimet de haberi yok kimsenin o degil de:)
Ben diyemeyen birine, ders niteliğinde bence.
Yüreğine sağlık.
Dediklerinize aynen katılıyorum, ekleyecek birşeyim yok şlkjh