Daha önce Shaman King'deki Hao Asakura ve Iron Maiden Jeanne karakterleri için hayali röportajlar yapmıştım. Bu kez Hao Asakura ve Elfen Lied'ın gözdesi Lucy'i aynı evrende hayal ettim ve ikisini bir televizyon programına götürdüm. Şimdi söyleşi zamanı.

Sunucu: Öncelikle değerli konuklarımıza hoş geldin, bizi ekranları başında izleyen seyircilerimize merhaba demek istiyorum. Söz verdiğimiz gibi, bugün programımıza Hao Asakura ve Lucy-San'ı davet ettik. Kendileriyle kısa bir sohbet yapacağız, ardından konuklarımız onlara istedikleri soruları sorabilecek. Bu arada geldiğiniz için tekrar teşekkür ederim. Uzun zamandır izleyicilerimizden bu konuda istek alıyorduk. Size soru sormak isteyen çok kişi olmalı. Özellikle size Lucy çünkü bir süredir ortalıklarda görünmüyorsunuz.
Lucy: Bu doğru. Yaklaşık altı aydır hiç dışarı çıkmıyorum çünkü insanlardan ve çevreden uzak kalmak bana iyi geliyor.
Sunucu: Peki, bu süreçte takım arkadaşlarınızla hiç görüştünüz mü?
Lucy: Hayır, Hao ile dahi konuşmadım. Zaten beni aramadı.
Sunucu: Neden?
Hao: Yalnızlığı seven biri olduğu için rahatsız etmek istemedim.
Sunucu: Bu iyi bir şey. Birbirinize karşı anlayışlı olmanızı kast ediyorum. Amaçlar ve fikirler aynı bile olsa takım olmak ve birlikte yaşamak zor. Sonuçta hepimiz farklı karakterlere sahip insanlarız. Bu konu hakkında birkaç şey soracağım ama öncelikle şunu merak ediyorum. Siz nasıl tanıştınız ve ittifak kurma kararı aldınız?
Hao: Lucy ile beş yüz yıl önce yani bir önceki şaman turnuvasında tanıştık. Bir arkadaşımın maçını izliyordum ve o da izleyenler arasındaydı. Şans eseri düşüncelerini okudum ve bana ne kadar benzediğini fark ettim. Onunla konuştum ama hemen anlaşmadık. Yaklaşık birkaç ay görüştük ve arkadaş olduk. Biliyorsun, benim ikinci denememdi, o ise ilk kez turnuvaya katılmıştı. Bu soruları çok duyuyorum. Hayır, ona reenkarnasyon ile ilgili hiçbir şey öğretmedim. Lucy güçlü ve yetenekliydi. Her şeyi kendi keşfetti.
Lucy: Ortak bir amacımız ve fikirlerimiz var ama aslında oldukça farklıyız. İlk başta sorun çıkacağını düşündüm ancak Hao böyle şeyleri umursamayan biri. Benim de dert ettiğim söylenemez.
Sunucu: Ne gibi farklılıklarınız var?
Lucy: Böyle sorulunca aklıma bir şey gelmiyor ama farklıyız bence.

Sunucu: Takımınıza katılması için şaman seçerken zorlanıyor musunuz? Yani, birinizin isteyip diğeriniz karşı çıktığı durumlar oluyor mu?
Hao: Bu soruyu sevdim. Lucy aşırı seçici, ne zaman 'falanca kişi takımımıza katılsa çok iyi olur' desem bana karşı çıkıyor. Ona göre herkes yetersiz, güvenilmez, beceriksiz.
Lucy: Herkes değil ama tanıdığım insanların yüzde doksan dokuzu güvenilmez, iki yüzlü ve çıkarcı. Eğer öyle olmasalardı ben de bu kadar seçici olmazdım.
Sunucu: Konuklarımız size birkaç soru sormak istiyor. Hazır mısınız?
Lucy: Tamamdır.
X: Merak ediyorum, neden şaman olmayan tüm insanlardan nefret ediyorsunuz? Bu soruyu ikinize de soruyorum.
Hao: Bu soru artık hayatımın bir parçası oldu galiba. Neden mi? Basitçe, bir insanın dünyaya ve doğaya saygılı olması, ona zarar vermemesi, yaşamın ve ölümün özünü bilmesi için şaman olması gerekiyor. Cehalet ve ruhsal körlük tüm kötülüklerin asıl sebebi. Yazdığım kitapta daha ayrıntılı bir şekilde açıklamıştım bunları.
X: Yani, insanlar ruhları göremedikleri için bilgisiz kalıyorlar ve cehaletleri suç işlemelerine neden oluyor. Öyle mi?
Hao: Kesinlikle.
Lucy: Her insan ölür, şamanlar ölümsüzlüğü elde edebilir. Eninde sonunda ölecekler ve buna rağmen dünyayı mahvediyorlar. İşte, bu kadar basit.
Hao: O da doğru.
Alex: Lucy-san'a bir şey sormak istiyorum. Neden Nana'ya zarar vermekten bu kadar zevk alıyorsun, amacın ne?
Lucy: Ona zarar vermek beni hiç eğlendirmiyor. Eskiden biraz zevk alıyordum tabii... Kollarını ve bacaklarını kopardıktan sonra sıkıcılaştı.

Mary-Sue: Ölümden sonrasını hiç düşünmüyor musunuz? Ya sandığınızın aksine bir yaratıcı varsa ve sizi yaptığınız kötülüklerden dolayı cezalandırırsa? Bundan korkmuyor musunuz?
Hao: Dini konulara ilgim yok. Bunu, sen söylemeden önce düşünmemiştim.
Lucy: Hayır, korkmuyorum. Varlığı henüz kanıtlanmamış şeyler yüzünden kendi düşüncelerimden ödün veremem.
Y: Eğlence amaçlı savaştığınız oldu mu? Olduysa kim kazandı?
Lucy: Birkaç kez yaptık ama kısa sürdü. Berabere kaldık sanırım.
Hao: Bu maçın sonucunu ben de merak ederim. İnsanın, kendisine denk kişilerle karşılaşması çok zevkli.
Tom: Teknolojiyi sevmediğinizi söylüyorsunuz fakat ikiniz de Facebook'u kullanıyorsunuz. Bu biraz garip.
Hao: Son zamanlarda canım çok sıkılıyor, Facebook'ta bir şeyler yazmak beni oyalıyor. Konuşmak zorunda kalmadan, birçok kişiyle iletişim kurmak güzel.
Lucy: İnternetten hoşlanmıyorum, gereksiz insanların egolarını tatmin ettiği bir yer... İnsanlarla yüz yüze konuşmayı da fazla sevmiyorum doğrusu, sosyal medya bazen işime yarıyor.
Billy: Ben sizi sevmiyorum çünkü insanları öldürüyorsunuz. İnsanların hayatları sizin elinizde olmamalı. Hayır, onlar yaşamayı sizden daha az hak etmiyordu.
Lucy: Bu bir soru değil?
Hao: Her insan eşittir ve herkes özünde iyidir gibi şeylere inanmıyorum. Bence bazılarının ölmesi gerekiyor.
Billy: Bence bu söyleşi gerçekçi ve adil değil. İnsanlar sizden korktuğu için bazı şeyleri sormuyor. Nana konusu çok çabuk kapandı mesela. O kıza yaptığın eziyetler yetmedi, bir de utanmadan alay mı ediyorsun?
Lucy: Beni kızdırmaya mı çalışıyorsun?
Sunucu: Lütfen, sakin olun. Elbette herkes istediğini sorabilir.
Lucy: Kendinle çelişiyorsun. Eğer benden korksaydın bu şekilde konuşamazdın fakat korkman senin yararına olurdu. Sadece söylüyorum.
Billy: Sadece fikrimi belirttiğim için beni tehdit ediyorsun! İşte siz busunuz. Başka hiçbir niteliğiniz olmadığı için tüm sorunlarınızı öldürerek çözüyorsunuz.
Hao: Bence bu konuyu kapatın.
Sunucu: Katılıyorum. Billy başka bir sorun var mı?
Billy: Hayır. Diğer arkadaşlarımın söz hakkını çalmak istemem.
Jenny: Ben diğerlerinin aksine sizi çok seviyorum ve destekliyorum. İnsanlar sırf onlardan farklı düşünüyorsunuz diye size saldırıyor. Bu kötü.
Hao: İşte, gerçeğin yansıması.
Lucy: Farklı olan dışlanmaya mahkumdur. Doğanın kanunu.
Haart: Buradan diğer şamanlara göndermek istediğiniz bir mesaj var mı?
Lucy: Altı aylık sessizliğin ardından tekrar kalabalığa karıştım. Bu beni biraz gergin ve sinirli yaptı. Kısaca davranışlarınıza ve sözlerinize dikkat edin, eğer yaşamak istiyorsanız.
Hao: Her zaman söylediğim gibi bize katılın, biz en iyisiyiz.

Z: Çok yakışıyorsunuz, sevgili olmayı düşünür müsünüz?
Hao: Biz sadece arkadaşız. Evet, klişe bir yanıt oldu.
Lucy: Ben aşk ve sevgililik kavramlarından nefret ediyorum.
Debby: Bu sorum Hao için, iki kez yenildin. Tekrar yenilme ihtimalini de düşünürsek sence zamanını boşa harcamıyor musun?
Hao: Bunu zaman kaybı olarak görmüyorum. Kimse sabretmeden bir şey elde edemez. Yenilsem bile tekrar denerim.
Debby: Bir şey daha, neden kardeşin Yoh'u takımına katmak istiyorsun, onun senden hoşlanmadığının farkındasın değil mi?
Hao: Evet. Şunu biliyorum ki her insan fikirlerini değiştirebilir, bu yüzden endişelenme, Yoh, benim haklı olduğumu eninde sonunda fark edecek.
Joyser: Neden John Miller'i öldürdünüz?
Lucy: Hesap vermek zorunda olduğumuzu sanmıyorum. Böyle aptalca sorular sorarsanız sizi öldürürüm. Muhtemelen John da aynısını yapmıştı.
Hao: Ben de onun bize neden saldırdığını sormak istiyorum. Bizim en büyük düşmanımız olan insanları kurtarmak için mi?
Uwjey: Bence bu konuları tartışmak anlamsız. Geçmişte olmuş bir olayı değiştiremezsiniz sonuçta. Ben her zaman sizin yanınızda olduğumu belirtmek istiyorum.
Lucy: Bu konuyu daha sonra konuşalım. Ayrıntılı şekilde.
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Cinsel Yaşam
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer
En İyi Cevaplar