Bir piyano sesine hayranım, bir de eylül akşamlarında hafiften esen rüzgarın, sararmaya yüz tutmuş yaprakları ıslatan yağmur eşliğindeki ıslığına. Samba yapmayı da çok severim. Hatta tangoya da bayılırım ama, eylül yağmurlarının, sokak ortasında yine o kurumuş yapraklarla valsine bayıldığım kadar değil.
Hadi gelin Alpay ve "Eylülde Gel" eşlik etsin satırlarımıza.
Yüzü gözü is pas içinde, ciğerleri duman olmuş, öksürük ve göz yaşları arasında nefes almaya çalışarak yangından hızla kaçan bir kadın ve o kadına tutkun bir adamın fütursuzca, umarsızca, kaygısızca, kan ter içinde koştuğu aşk hikayesindeki o yangındır bazen, bazen de yangın yeridir eylül. Köpükler arasında kaybolmuş bedenlerin, hazin sonlara direnmesi gibi bir direniş. Yarım kalmış bir öpücüğü tamamlamaya hırslı bir dudağın kor ateşi.
Hüzün kokar, ayrılık kokar, belki ondan.
Onun için yanık yanık tütsü kokar, onun için değdiği yeri kanatır. Eylülde aşk, eylülde acı, eylülde yalnızlık zordur, eylülde her şey zordur, ben eylülü onun için severim. Eylül ışıklarında çırılçıplak ruhlar yıkanır. Herkes herşeye kapısını aralar bir aşk oluverir aşinalık. Ölüm kıvırcık saçlarını hayatın göğsüne dokundurur. Aşkı ve ölümü ben hep bu ayda beklerim. Nasıl da mahsun ve nasıl da tehditkardır. Ben eylülde bütün aşklardan ve kadınlardan korkarım...
Ben her yıl eylülün çıplak ayaklarına bir yazı adarım. Ve ben eylüle akarım. Bir hüzün gibi akarım ben eylüle, kanayan bir aşk gibi akarım. Siyah şallara bürünmüş bir genç ölüm gibi akarım... (Ahmet Altan)
Uzanıp, tam sarılacakken kaybolandır eylül
Karanlıktan gelen bir ışığın, aynı karanlıkta kayboluşu gibi. Umut dolu bir başlangıcın, umutsuzca bitişi hani. Yelkenlerini rüzgara kaptırmış bir katamaranın, dalgaları ikiye bölerek rotasını arayışı, denizin lacivertini, köpükleriyle beyaza bulayan virası gibi.
Bazen bir insan için kendinizden vazgeçebilirsiniz. Bazen kendiniz için bir başkasından. Asıl vazgeçilmez olanın kim olduğunu bilmeden hani. Arada kaldığınız zamanlarda arası olmayandır eylül.
Mevsimlerin nöbet değişimidir eylül
Yazın bitimi, güzün başı, baharın sonu, kışın habercisi. Renklerin her tonunu kucaklayan bir ahengin, güneşle matlaşıp, yağmurla parlaması. İnce bir şal olup omuzlarınıza attığınız sıcaklık, içinize çektiğinizde başınızı döndüren toprak kokusu, gözlerinizden kaybolana kadar bakmaktan sıkılmadığınız göç eden kanatlar, saçlarınızdan savrulan hafif bir esinti. Göz kamaştıran bir sevgilinin güzelliğine eş değer bir güzellikle gözyaşınıza karışan yağmur damlaları. Koyu renkteki bulutların içinizi sıktığı bir anda, ansızın ortaya çıkan güneş ile yüzünüzü güldüren huzur. Deniz kıyısında kayalıklar ile öpüşen bir dalga. Ve sahildeki tekneden alınan sıcacık sardalye ekmek. Şömine ateşinde çıtırtılara eşlik eden bir kadeh kırmızı şarap. O şarabın damaklarınızda bıraktığı enfes tattır eylül.
Eninde sonunda sizi esir alandır eylül
Anlamlar yüklemekten sıkıldığınız bir aşk, bir öfke, çıldırtıcı bir kıskançlık, dayanılmaz bir özlem oluverir hiç beklemediğiniz bir anda. Çaldığınız her kapıdan eli boş dönmenin hayal kırıklığı oluverir bazen. Bazen de hiç ummadığınız anda gelen bir telefon sesi. Geceye karışan yağmur, yağmuru romantik bir filme dönüştüren sokak lambası, sokak lambasının altında oturan bank ve artık o bankta olmayan hayalleriniz ve siz. Uzanmakla uzanmamak arasında kalırsınız hani. Gerçek olduğunu hissetmek istercesine yüzünüze tokatlar atarsınız. O attığınız her tokatta yüzünüze yapışandır eylül.
Yeniden umutlanmaktır eylül
Hayatım boyunca çok önemli anlarım oldu eylül gecelerinde, eylül sabahlarında, akşamlarında ve tüm zamanlarında. Bilinmez bir şekilde ben önemsedim belkide. Bu yüzden kızımın adı Eylül. Zaman zaman başka başka sayfalara, başka başka satırlara, bazen bir dergi, bazen bir gazete bazen de bir peçete parçasına gizlediğim, okudukça yeniden andığım, andıkça heyecanlandığım, yaşattıkça gülümsediğim yaşanmışlıklarımı bir araya getirmeyi planladığım kitabın adı da. Kim bilir...
Güz denizini ayıran halatlar ve her aynı yaz denizinden geçiş melankolisi. Yaz denizini güz denizinden ayırandır eylül. Yaz aşklarından usandıran, uslandırandır aslında kimi zaman. Mevsimlerin nöbet değişimi. Yeni başlangıçlara, yeniden başlamalara ilk adım, yeni telaşeler, yinelemelerden sıkılmayacağımız planlar, umutlar...vs... vs...
15 yıldır eğitim hayatım yüzünden eylülü sevmiyorum... ama bu sene son... son bahar ayları en sevdiklerim olacak... İleride zengin olursam belki yazı da seve bilirim :/
En İyi Cevaplar