Kendimi Affedemiyorum!


Alarm çalmaya başladı. Telefonumu şarj olsun diye uzanamayacağım uzaklıktaki komidinin üzerinde bırakmıştım. Gözlerimi açtım ama yataktan çıkmak istemiyordum. Yapmam gerekeni biliyordum. Hiçbir şey düşünmeden kalkıp dişlerimi fırçalamak. Bu bana tarifsiz bir zevk veriyordu. Dişlerimi fırçalarken aynanın önünde biraz daha uyumak. Gözlerim kapalı bir şekilde, bir elimle duvardan destek alırken, diğer elimle de dişlerimi yavaş yavaş fırçalamak ve ağzımdan süzülen mavi köpüklerin çıplak vücudumda süzülmesi değişik bir keyif. Kendimi özgür hissettiğim anlardan. Aman köpükler dökülmesin diye bir kaygım yok çünkü az sonra duşa gireceğim.

Ev sessiz ve huzurlu

Yalnızlığı seviyorum. Uyandığımda yanımda kimse yok. Salondaki muhabbet kuşumun sesi rahatsız etmiyor. Huzur doluyum. Sadece iç çamaşırıyla dolaşıyorum evde olduğum zamanlar ve az önce onu da çıkarmıştım. Vücudumdaki mavi köpükler kurumadan duşa girdim. Yine iki elimi birden duvara dayadım ve yaz olduğu halde sımsıcak suyun altında başımı öne eğip, hiçbir şey düşünmedim. Suyun sıcaklığı beni iyice mayıştırıyordu. Derin bir nefes alıp, yavaş yavaş nefesimi verirken iyice gevşedim ve bıraktım kendimi suyun sıcaklığına.

Hiçbir şey umrumda değil

Yere yeşil sabun düşmüş. Almaya mecalim yok. Bugün sadece suyla sevişsem ve kimyasal hiçbir şey kullanmasam ne olur ki? Hiçbir şey olmaz. Göğsümün üzerinde biraz mavi diş macunu artığı kalmış. İlla ki elimle ovuşturmam gerekiyor çıkması için. Ama üşeniyorum. Üşenmesem bile onun orada kalması değişik bir his. Kalsın. En kötü bornozuma silerim. Bornozumu almayı unutmuşum. Odamdaki kapının arkasında asılı kalmış sarı bornozum. Ama ne farkeder ki, ıslak ıslak vücudumdaki sular süzüle süzüle çırılçıplak gezerim evin içinde. Kime ne?

Odama geçtim

Islak vücudumu kurulamadan yatağıma uzandım. Yatağımdaki pamuk çarşafın suları emişini hissedebiliyordum. Sigarama baktım elimin uzanabileceği mesafede duruyordu ama kül tablası almayı unutmuştum. Zaten iki tane sigara vardı paketimde. Birisini yaktım. Diğerini çıkartıp komidinin üzerine koydum. Boş paketi küllük olarak kullandım. Sigaramı söndürürken parkenin üzerindeki ayak izlerimi gördüm. Küçük su birikintileri şeklinde...

İşe gitmem gerekiyor

Gitmesem de olur aslında ama mecburum. Komşu mağazalar laf ediyor sonra. "Bu saatte dükkan mı açılırmış? Bereketi olmazmış." Ulan zaten 6 aydır sinek avlıyoruz, neyin bereketi? Gitmiyorum anasını satim. Evde oturup, sabahtan içmeye başlayacağım. Hesap vereceğim kimse yok.

Muhabbet kuşum tüm sessizliği bozdu

İkinci sigaramı da yaktım. Camın kenarındaki yatağımda uzanıyorum ve hafiften bir sabah serinliği var. Telefon, televizyon, müzik seti vs. her şey kapalı. Sadece ben varım ve muhabbet kuşumun ötmeleri. Kaç gündür kafesinden çıkarıp uçurmadım hayvanı. Hep bugün çıkartırım deyip unutuyorum. Bas bas bağırıyor. Yemi ve suyu var. Neden bağırıyor ki bu hayvan? İlgi bekliyor muhtemelen ama benim de ilgiye ihtiyacım var. Yataktan kalkmaya mecalim yok. O kadar çırpınmaya başladı ki kafesi düştü. Kafesi yüksekte tutan ayaklık biraz bozuktu zaten. İki çırpınmayla düştü. Yenilerim onu. Ama bu lanet olası muhabbet kuşum boğazlıyorlamış gibi bağırmaya devam ediyor. Sesi aniden kesildi. Yataktan ışık hızıyla fırladım ve salona koştum. Camdan kaçan kediyi gördüm ve yerdeki boş kafesi...

Kendimi Affedemiyorum!
Cevapla