İyi geceler ve sabah okuyanlara günaydın..
Bilhassa geceleri yüreğimde bir duygu taşkınlığı yaşarım. Taşar da taşar bir türlü sığmaz içime. Ben de yazılarımda satır aralarına sığdırırım. Bakın satırlara değil, satır aralarına. Zira içime sığmayan bir his bu, kelimeler nasıl yetsin? Ve bu satır aralarını da pek az kişi görebilir bazen.
Bazı hisler, yalnızca hissedilmeye mahkûmdur.

Ve bu bazı hisler kimi zaman öyle kahpedir ki, iliklerine kadar işler. İliklerine kadar işler de bir türlü dilin varmaz demeye.
Ve bu bazı hisler kimi zaman öyle ağırdır ki, gözyaşların bile kaldıramaz, kaldıramaz da bir türlü akmaz, kalır gözlerinde..
Gece olur, güneş küserek uzaklaşır bizlerden ve yerini loş ışığıyla yeryüzünü aydınlatan aya bırakır. Ay'ı görebildiğim gecelerde bir nebze olsun uzaklaşır yalnızlık benden. En azından derim, en azından zifiri karanlıkta yolumu bulabileceğim bir umudum var. Amma velâkin bazen ay da bırakır bizi üstadım. İşte o zaman karanlıktır gökyüzü, karanlıktır yeryüzü, karanlıktır için. İşte bu yüzden en çok da geceleri acır insanın canı. Çünkü karanlık insanın içine dönmesine sebep olur. Ve insan içine dönünce, yalnızlığı bekler onu kalbinin kuytu köşelerinde.
Hani canı yanar da insanın, canı bile ona yanar ya?

Kalbinin kuytu köşelerinde onu bekleyen yalnızlık; insanın ta kendisidir aslında. Başkalarının kendisine acımasını gururuna sığdıramayan insanoğlu, en çok da kendine acır. Hani ben yazılarımdan birinde yazamadığımı, bundan mütevellit yazamayışıma yazacağımı söylemiştim. Şimdi anlıyorum, o kuytu köşedeki bana dönmeden, ben beni zaten hiç yazamamışım.
Bazen yazamamaktan değil de, yazmaktan korkuyor insan.

Korkar tabii, ama neden korkar? Çünkü yazmaya başladığın vakit, kelimeler kendiliğinden dökülüyor. Sanki kalbin ağzını mühürlüyor da, onun görevini geçici süreliğine parmaklarına veriyor. Dudaklarından çıkamayan çığlıklar, parmaklarından çıkıyor satırlarca.. Satırlarca bağırıyorsun, satırlarca çığlık atıyorsun. Mesele birinin anlaması ya da anlamaması değil. Hatta mesele, anlamasını istediğinin kişinin anlamaması da değil. Zira sen bir üç beş kişi için yazarsın, bir başka üç beş kişi okur yazılarını. Mesele birilerine ulaşmak değil azizim, mesele kendine ulaşmak. Kendine ulaşmak için yaz, izin ver konuşsun parmakların. İzin ver, ruhun, kalbinden çıkan kelimelerle raks etsin.
Velhasıl kelâm..

Hislerini içine sığdıramıyorsan, satır aralarına sığdır. Belki o satır aralarını sadece sen anlayacaksın. Mühim değil. Sen yaşadığın müddetçe, o satır araları yalnız olmayacak. Bir insanın en iyi dostu da, en iyi sırdaşı da kalemidir zaman zaman..
Okuduğunuz için teşekkür ederim..
Aşk İlişkileri
Üniversite Tercih
Gündem
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar