Kendimi bildim bileli her insanın farklılıkları olduğunu ve bu farklılıklar fark edilip kabullenilmeye başlandığında insanların daha mutlu olacağı kanaatindeydim. Herkesin farklılıkları vardı. Bu farklılıklar çok uçuk olmamakla birlikte kimi zaman sıradanlığıyla da farklılık yaratırdı bazıları. Lakin ben hiçbir zaman bu sıradan insanlardan biri olamadım.
Birbirine normal olmayan bir aşk ile bağlanmış, çok genç bir çiftin ilk çocuklarıydım.
Ve iki büyük ailenin ilk torunu. Annemi doğum yapmak için hastaneye kaldırdıklarında, karnında boğulduğumu ve ölmek üzere olduğumu söylemişler.
O zamanlar otuzbeşli yaşlarında olan nenem çığlıklar atarak hastaneyi birbirine kattıklarını ve yıkıldıklarını anlatır hep. Acil bir ameliyata giren doktor, zorlu geçen ameliyatın ardından beni bacaklarımdan yukarı kaldırdığında popoma inen ağır şaplaklara rağmen ağlamayarak belli etmişim hayata karşı olan dik duruşumu.

Tedirginlik... Ailede hissedilen tek duygu buydu sanırım.
Geri kalmış bir ailede olmadığım için şanslıydım. Psikolojimi düşünen ve beni kırmak istemeyen bir ailem vardı. " Büyüyünce geçer." diyen büyüklerin hatrına bebek almışlardı. Saçlarını tarayıp eteğini kestiğim o barbieyi hala hatırlarım.
Herşey burada bitmemişti. Bir sabah uyandığımda anneme " Beni neden böyle yaptın?" diye çıkıştığımda "Ben değil oğlum Allah Baba seni böyle yarattı." demişti annem. Kendimi yeni yeni fark etmeye başladığım ve Gayliği ilk tanıdığım o günlerde beni kabul eden bir Tanrı olması azda olsa huzurlu olmamı sağlamıştı.
Okul hayatım başladığında her zaman erkekler tarafından dışlanan kişiydim. canım öğretmenlerin " Neden erkeklerle oynamıyorsun?" cümlelerini duymaktan bıktığım o günlerde futbol muhabbeti yapmaya çalışırdım.
Hayattaki en büyük dönüm noktalarından birini de burada yaşamıştım. Din öğretmenimiz eşcinsellerden bahsederken bunun günah olduğunu, eşcinsellerin cehennemde yanacağını söylediğinde
Allah eşcinselleri yarattı. Ve siz eşcinselleri sevmediğini söyleyemezsiniz. Allah iyi olan herkesi sever.
demiştim. Tüm sınıfın önünde beni nasıl dövdüğünü yüzüme inan her tokatta nasıl da yıkıldığımı hatırlıyorum. Babam okula gelip hocaya yaptığının hata olduğunu söylediğinde
Oğlunuz hasta!
demişti. Ben o gün hayal kırıklığının ne demek olduğunu babamın gözlerinde gördüm ve o gece her gecenin aksine ellerimi açıp dua etmemiştim. Beni duyduğunu bildiğim Tanrıya
Demek beni sevmiyorsun!
Diyebilmiştim çocuk aklıyla. O günden sonra sadece kendimi saklamakla yetindim. Ve okuyordum. Gaylerin aslında sanıldığının aksine kadın gibi olmadıklarını sadece erkeklere ilgi duyduğunu, gaylerin de iyi birer insan olabileceğini öğrendim. İnsanların homofobik düşüncelerinden etkilenmek beni korkutuyordu.
O dönemlerde hep sorgulamayı öğrenmiştim. Dinleri, Tanrıyı, Neden yaşadığımızı, Amacımızın ne olduğunu... Etrafa bomboş gözlerle bakıyordum. Yasaklar neden vardı?
Bir etten bir kemikten oluşuyorsak ve bir gün gideceksek eğer neydi bu hırs? Neden birbimizi yargılıyorduk?

Hayatı daha detaylı yaşıyordum. Kokular, sesler, insanlar... Herşeye daha çok dikkat ediyor ve gün geçtikçe herkesten uzaklaşıyordum. Liseye geldiğimde kendimi kısaca tanımlayacaksam giyimiyle çok dikkat çeken, modaya ilgili, burçlar, astroloji, siyaset, magazin, bilim ve buna benzer her türlü konuda kendini geliştirmiş, aptallık derecesinde bir cesarete sahip, fazla açık sözlü, uzun boylu, ince, kahverengi düz saçları ve hafif çekik kahve gözleri olan yakısıklı bir cocuktum. Okuldaki ilk günden itibaren kızların dikkatini çekmeye başlamıştım.
Kızlarla sadece arkadaş olmayı secmiş ve samimi ilişkiler kurmuştum ki o gün geldi. Okul çıkışında kız arkadaşımla nargile kafelerden birine gidecektik. Hayatımda ilk defa nargile içecektim. Beni asıl heyecanlandıran ise o dönemler popüler dediğimiz çocukların orada olacak olmasıydı.
Kafeye yetiştiğimizde küçük odalardan birine girmiştik ve üç tane çocuk vardı. Kız arkadaşımla samimi olan çocuklar benimle de selamlaştıktan sonra L koltuğa uzandılar. İlk dakikadan itibaren dikkatimi çeken uzun boylu sarışın çocuk yanına oturmamı söyledi. Başını göğsume yaslıyor, benimle şakalaşıyor, samimiyet kuruyordu. Nargileyi yaktı ve içmeye başladı ardından onunla aynı ağızlıktan içip içmeyeceğimi sordu. Gençlik aklıydı işte. İnanilmaz hoşuma gitmişti. Kalbim yerinden çıkıyordu. Onun da benden hoşlandığına emindim.
Sevgilisi olduğunu öğrendim sonra kızlara ilgi duyan, hatta abaza derecesinde ilgili bir erkekti. Bense onunla görüşmek için sigara içmeye başladım. Hergün onunla buluşuyorduk ve bir gün o ilk görüştüğümüz kafenin odasında sigara içerken
"Seni seviyorum." Dedim. " Ben de seviyom kardeşim." Dediğinde tüm cesaretimi topladım ve " Sana aşığım. Biliyorum çok aptalca ama... N'olur kızma bana. Elimde değil. Her gece seni düşünüyorum. Senin yemek yemeni bekleyip sofraya öyle oturuyorum. Sen açken tok, sen üzgünken mutlu olamıyorum. Adın her saniye aklımda. Ben..." susmuştum. Sadece grimsi gözlerine bakıyordum.
Ağzından çıkan dumanı yüzüme üfledi. Sigaranın tadını ağzımda hissedebileceğim kadar yakındı dudakları. " Bir daha görüşmeyelim." dedi.

Bir haftada üç dört kilo verdim. Pencerenin önüne geçip saatlerce Sezen Aksu dinliyordum. Samimi olduğumuzu bilen herkes bana onu soruyordu ve ben gözlerimdeki yaşı silmekten başka bir şey yapamadım.
Öç almak istiyordum. Eşcinsel olduğunu bildiğim bir çocukla buluşmuştum. Beni evine davet etmişti. Kısa bir sohbetin ardından yanağıma buseler konduruyor boynumdan öpüyordu. Kalbim onu benden uzaklaştırabilecek kadar hızlı atıyordu. Titreyerek ve hüngür hüngür ağlayarak kaçmıştım oradan. Ne yapıyordum ben? Kim oluvermiştim? O gün onu bir kere daha gördüm. "Bir daha görüşmeyelim." Demesine rağmen, yanıma geldi ve motorla beni evime bıraktı.

O gün dolaptaki tüm ilaçları içmiş ve hastaneye kaldırılmıştım. Midemi yıkadılar. Ve o bunu öğrendiğinde bana sadece " Bu tanıdığım sen değilsin." demekle yetinmişti. Öl dese ölebilirdim. Onu herkesten herşeyden çok seviyordum. Benden korkması benim onu sevemeyeceğimi düşünmesi çok acı veriyordu. O günden sonra koca bir senem ruh gibi geçmisti.
Sonra " Uyan." Dedim kendime. Kulağımı deldirdim. Dövme yaptırdım. Modaya ilgim tekrar başladı ve bu sefer hiç çekinmeden en tarz en moda kıyafetleri giyiniyordum. Girdiğim her ortamda ilgi odağı olmuştum. İnsanlar egoist tavırlarımı benim karakterim olarak görüyor, yaptığım patavatsıza kaçan sert yorumlara alınmıyorlardı. Daha çok okuyup hayatı daha çok sorguluyordum. Yazılarım, tezlerim vardı ve girdiğim tüm sınavlarda birinci oluyordum.
Düşüncelerim insanlara farklı geliyordu. Hocalarım merak ettikleri konularda benden makaleler istiyorlardı. Özel bir okulu burslu kazanmıştım. Müzikle yakından ilgilenip gitar çalıyordum. Marjinalliğim herkesin dikkatini çekiyordu. Kendimi dinden aileden insanlardan soyutlamış sadece " Ben" odaklı bir hayat yaşamaya başlamıştım.
Geçen yıl lise son sınıfta iken okula gitmek için evden çıkmış geç kaldığım için kısa yoldan gitmek istemiştim. Mahalle aralarından birinden geçiyordum. Yırtık siyah pantolon siyah beyaz desenli bir tshirt siyah, tüylü bir parka kırmızı çizme küpe bere... Yolda hızla ilerliyordum ki kıyafetlerim dikkat çekmiş olacak, bir kaç çocuk yanıma yaklaşıp laf attılar. Çocuklarla tartışmaya başladım ve biri beni itti. O an ayağım kaldırıma takıldı ve ağzımı evlerden birinin duvarına çarptım.
Kanlar ağzımdan akarken çocuklar korkarak kaçmaya başladılar. Dizlerimin üzerine çöküp ağzımdan akan kana bakıyordum. Herkes yanımda öylece geçip gidiyordu. Sonra bir araba durdu önümde. Orta halli hoş bir arabaydı. Arabanın kapısı açıldı ve içinden genç bir çocuk indi. Geniş omuzları vardı ve benden bir kaç cm daha kısaydı. Saçları hafif dağınık esmer ve çok yakışıklı bir çocuktu. Üzerine örgü bir ceket ve kot giymişti. Yanıma yaklaştı ve
Bir şey oldu mu? Hastaneye gidelim mi?
gibi laflar etmeye başladı. Bense sadece başımı evet veya hayır manasında sallıyordum.

Koluma girdi ve arabaya götürdü. Emniyet kemerimi bağladı. Ardından yanıma oturdu ve torpido gözünden çıkardığı mendille dudağımı silmeye başladı. Araba çikolata kokuyordu. Ağır bir çikolata parfümü vardı. Torpitoda sigara kutusu ve pahalı bir saatte vardı.
Arabayı hastaneye sürdü. Israrla gerek olmadığını söylememe rağmen pansuman yaptırdık. Cebimde beş kuruş yoktu ve tüm parayı kendisi karşılıyordu. Ona teşekkür ettiğimde teşekkürün gereksiz olduğunu söyledi.
Sanırım ayrılık vakti yaklaşıyordu. Benden bir kaç yaş büyüktü, yakışıklıydı, ve beni asla sevemeyecek kadar hetero duruyordu. Aslıma bakarsanız aşık olmamıştım. Sadece hayranlık duymuştum. Bu kadar iyi olmadığım için utanç duymuştum.
Yemek yiyelim mi?
dediğinde içimden heyacanla
Evet
diye çığlık atsam da
Gerek yok. Sana çok minettarım. Herşey için teşekkürler.
Diyerek veda konuşmamı tamamlamıştım.
Bi yemek yersek bana teşekkür borcunu ödeyebilirsin.
Gülmüştüm. O gün beni kapısının önünden geçemeyeceğim bir restauranta götürdü. Cam kenarı bir masada oturmuştuk. Yemek gelene kadar bir sigara yaktı. Ve sohbet etmeye başladık. Babasının işyerleri vardı ve kendisi de oraları kontrol ediyor işletmesini yapıyordu. 21 yaşındaydı. Yemek olarak hamburger söyletmek istediğimde rezil olmuştum. Garip soslu tavuklar mezeler balıklar olan bir yerdi. Bizde tavuk söylettik. Tavuk geldiğinde çatal ve bıçakla yenilemeyecek kadar sert olduğunu ve yiyemeyeceğimi fark ettim.
Gözlerini üzerime dikti ve
Bir sorun mu var? "
dedi.
Fazla gergin bir ortam
dediğimde,
Eğer sorun olmayacaksa tavuğu elimle yiyebilir miyim?"
Dedi. O an ona bir kez daha hayran kalmıştım. Ikimizde tavuğu ellerimizle yemiştik. Her yanımız sos olmuştu ve çok gülmüştüm. Sonradan öğrendimde çatal ve bıçagı da gayet iyi kullanıyormuş. O gün sadece beni üzmemek için yapmıştı bunu.
Çıkışta okula gitmem gerekiyordu. Birbirimize numaralarımızı vermiş ve ayrılmıştık. Bir daha onu görmem diye düşünüyordum. Tüm gün onun o tavırlarını kokusunu düşünerek geçti. Diğer sabah bu sefer bir hayli üzgün bir biçimde okula giderken telefonum çaldı ve o arıyordu. Beni merak ettiğini nasıl olduğumu sordu. Okula gittiğimi söylediğimde işe gittiğini ve beni bırakabileceğini söyledi.
Arabasına bindiğimde yine o koku doldurdu burnumu.
Kokun çok güzel.
Dedim. Parfumunu hiç düşünmeden bana verdi. Artık kokusunu yanımda taşıyacaktım.
Öğlen boş olduğunu ve istersem sinemaya gidebileceğimizi söyledi. O günden sonra her gün beni okula bırakmıştı. Sinema, lunapark gibi yerlere gidiyor deniz kenarında sohbet ediyorduk.

Bir kaç ay sonra ona eşcinsel olduğumu söyledim. Bunun normal olduğunu düşünmüştü. Bana saygı duyuyordu. Sınav yaklaştı ve sınava bir hafta kala annemlerden izin alıp tatile gittim. Oda benimle geldi. Üç gün denizde kaldık. Bir gece balkonda meyve yerken yüzmek istediğini söyledi. Ay ışığı altında yüzmek için denize gittik.
Saat üçtü ve bardan sesler geliyordu. Müzik eşliğinde çığlıklar atarak ve şakalaşarak denize girdik. Sırtına atlamıştım ve beni taşıyıp suya atıyordu. Yorulmuştuk. Sohbet ediyor olduğumuz yerde dairesel hareketler yaparak yüzüyorduk. Sınavdan bahsediyordum. Ne yapacağımı falan anlatıyordum. Gün doğumunu izlemek istediğimiz için bekliyorduk.
Ay işiginda konustugumuz şeye bak!
Dedi.
Anın tadını çıkar maymun
Bana hep maymun derdi. Sonra yüzüme su attı. Ben koşmaya başladım oda yüzerek yanıma yaklaştı.
Sırtıma çıkmak ister misin?
Dedi. Ardından suya dalıp beni omzuna aldı. Üçten geriye saydık ve beni suya attı. Sudan çıkıp yüzüme siliyordum. Birden yanıma yaklaştı. Yüzümü ellerinin arasında aldı ve gün doğarken kulağıma fısıldadı.
Sonsuza dek benim maymunum olur musun?
Ertesi gün eve dönerken son ses şarkı açmış dans ediyordum. Ruzgar saçlarımı dağıtıyordu. Ve her molada omzuna yaslanıp huzur buluyordum. Bir hafta sonra sınava girdim ve Hukuk kazandım.

Benimle birlikte üniversiteye geldi ve bir senedir babasının verdiği paralarla ve birazda çalışarak yaşıyoruz. Ailelerimiz de tanıştı. Birbirimizi çok seviyoruz.

Hayat farklılıklarla güzel...

Aşk İlişkileri
Üniversite Tercih
Gündem
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar