Merhaba arkadaşlar. Dile kolay tam 5 yıldır burada yaşadığım yeri sizlere anlatmak istiyorum. Türkiye'nin birçok yöresinde ikamet etmiş ve bugüne kadar en çok kaldığım ikinci şehir olan Ankara'nın değeri benim için çok başka. :)
Normalde doğma büyüme İstanbulluyum. Ortaokulun büyük bir kısmını ve lisenin ilk 3 yılını İstanbul'da okudum. Lise sonda ise Ankara'dan mezun oldum.
Peki buraya neden geldim?

13 milyonluk bir metropol şehrinden 5 milyonluk İç Anadolu Bölgesindeki bir şehre gelmiştim. Aslında herkesin birbirine yaptığı fedakarlık sayesinde burada buluştuk.
Ablam ve eşi burada görevliydi. Annem ise ablamın küçük çocuğuna yani yeğenime bakmak için gelmişti. O zamanlar yeğenim çok küçüktü. Tabi ben de annem yalnız kalmasın diye geldim. 1 yıl sonra da babam yanımıza geldi. Babamın da gelmesiyle birlikte daha büyük bir eve taşındık. Böyle bir döngü sayesinde tüm ailemiz birleşmiş oldu. İstanbul'a veya memlekete sadece yaz aylarında gider olmuştuk. (Tabi ben 2,5 yıldır gitmiyorum. İstanbul'u tercih etmiyorum artık)
Şehirdeki ilk yıllarım
Tabi başta çok zorlandım. Doğduğum büyüdüğüm şehirden ayrılmış ve başka bir büyük şehire taşınmıştım. Bir yere giderken birkaç kişiye sormadan gitmezdim. Okulumu bulurken bile bayağı bir kişiye sormuştuk. :)
Sonra İETT kartı veya akbil yerine EGO kartı kullanır olmuştum. İETT kartında cihaza gösterip geçiyorduk ama EGO kartı biraz farklıydı.

Mesela bu kart TAM karttır yani İstanbul'daki "Beşi Bir Yerde" kartı gibi işlev görür. Kartın arkasında kullanım tutarınız yazar ve siz otobüse veya metroya binerken kart okuma cihazına kartı atarsınız ve bu işlem bittikten sonra kartınızı geri alırsınız. En önemli yeri o siyah bandaj noktasıdır. O kırıştığı veya katlandığı zaman kart kullanılamaz hale gelebiliyor. Yaklaşık 2 yıl boyunca bunu kullandım. İlk yıl öğrenci, ikinci yıl ise tam kart kullandım.
Birkaç yıl sonra gelen akıllı kart sistemiyle daha rahat ettik. Yani İstanbul'da çoktandır var olan şey Ankara'ya çok sonradan gelmişti. Bu yönden birçok konuda dezavantajını da yaşayabiliyoruz.
İleriki zamanlarda kaldığım sürece ne hissettim ve buranın neyini çok sevdim?
Mesela İstanbul'da her zaman bir yoğunluğun içinde sıkışıp kalırsınız. Her yeri kalabalıktır ve şunu da ne yazık ki diyemeyiz:
Biraz da başımı dinlesem ve rahat etsem ne güzel olacak...
Hakikaten bunu İstanbul'da yaşayan birinin demesi hayal bir şey. 5 yıl önce ayrıldığımda 13 milyon nüfustu ve şimdi 15 milyona ulaştı. O zaman da çok kalabalıktı ve şu anda daha da kalabalıklaştı. Ankara'nın dinginliğini sevdim. Çok hareket istediğinizde Kızılay'a, sakinlik istediğinizde ise Ankara'nın merkezi olmayan yerlerine gidip kafanızı dinleyebilirsiniz.
Ben buranın huzurunu seviyorum dediğimde "Ankara gri şehir ve deniz yok." diyen çok kişi oluyor bana. Bana göre de işte rahatça kafamı dinleyebileceğim ve Türkiye'nin de büyük şehirlerinden biri olan Ankara'da yaşamak çok iyi geliyor. Tercih meselesi demek ki. :) Binbir çeşit insan türü yok ve genelde herkes kendi önüne bakıp hayata devam ediyor. Bu özelliğini de çok sevdim. Ailemin de artık burada yaşıyor olması çok önemliydi.
İşte bu sebepler beni Ankara'ya bağlayan en önemli etmenler oldu.
Yazımı İstanbul'un Taksim semtiyle eş değer olan Kızılay'dan bir görünümü size sunarak bitirmek istiyorum.

Okuduğunuz için teşekkürler.
Sevgilerimle...
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Cinsel Yaşam
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Dünya Kupası
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar