
Bu yazıda sizlere Hristiyan bakış açısı ile Evrimden bahsetmek istiyorum.Evrim hakkında çoğu kişi birçok yanlış bilgiye sahip.İşte o yanlış bilgilerden birkaçı.
Evrime inanmak için Ateist olmak gerekir.
Evrime Hristiyanlar inanamaz.
İnsanlar maymundan geliyor.
Evrim demek dinlerin sonu demek.
Bu iddiaları ve yanlış anlaşılmaları uzun uzadıya yazmak mümkündür.
Hristiyanlık ve Evrim: Kısa Bir Giriş
Evrimsel teorinin gelişimine ilk katkılar, Jean-Baptist Lamarck ve Agustinian rahip Gregor Mendel gibi Katolik bilim adamları tarafından yapılmıştır. . Güümüzde Kiliseler, Katolikler hiçbir evrimsel teoriye inanmamakta serbest olmalarına rağmen, evrimsel yaradılış olarak da bilinen, teistik (tanrıya inanır) evrimi desteklemektedir. Katolik Kilisesi, evrim veya yaradılış teorisinde hiçbir resmi pozisyon bulundurmaz, teist evrimin ya da tam yaratılışçılığın özelliklerini, Kilise’nin belirlediği parametreler dahilinde bireylere bırakır. Katolik Kilisesi’nin İlmihaline göre, herhangi bir mümin hem mevcut altı günlük süre dahilindeki, 24 saatlik zamandaki yaradılışı kabul edebilir hem de Tanrı’nın rehberliğinde geçen zamanda dünyanın yaratıldığı inancını kabul edebilir. Katoliklik, evrimsel yaradılışın sürecinin Tanrı tarafından başlatıldığını ve devam ettirildiğini, Adem ve Havva’nın gerçek insanlar olduğunu (Kilise poligenizmi reddeder) kabul eder ve özellikle yaratılan veya evrimleşen insanların tamamının ruhlarının ayrı ayrı yaratıldığını söyler. Amerika Birleşik Devletleri ve diğer ülkelerdeki Katolik okulları fen müfredatlarının bir parçası olarak evrime eğitimlerinde yer verirler.

Richmond Piskoposu Francis X. DiLorenzo, Bilimsel ve İnsani Değerler Komitesi Başkanı, Aralık 2004’te tüm ABD piskoposlarına gönderilen bir mektup yazdı:
’’ Katolik okulları, ikna edici kanıtlarla desteklenen bilimsel bir teori olarak evrimi öğretmeye devam etmelidir. Aynı zamanda çocukları halk okullarında okuyan ebeveynler de onların, Tanrı’nın yaratıcı olduğu konusundaki uygun ilmihali ve din bilgisini evde ve kilisede almasını sağlamalıdır. Öğrenciler biyoloji sınıflarından ve derslerinden, bizi olduğumuz kişi yapanın Tanrı’nın seçimi olduğu anlayışındaki bir dini eğitimle ayrılabilmelidir. ’’

Evrimsel teoriye katkı sağlayan Katolikler arasında, Cizvit eğitimli Fransız bilimci Jean-Baptiste Lamarck (1744-1829) ve Agustinian rahip Gregor Mendel (1822-1884) vardır. Darwin’in teorileri nesiller boyunca türlerin gelişimi için bir mekanizma önerdiği halde, Mendel’in gözlemleri yeni bir türün kendiliğinden nasıl ortaya çıkabileceğinin açıklamasını sağladı.
İlk Kilise Pederleri arasında Tanrı’nın dünyayı altı günde yaratıp yaratmadığı konusunda tartışma vardı, İskenderiyeli Clement’in düşündüğü gibi ya da bir anda yaratıldığı görüşünde olan Augustine gibi ve ortaçağ ve sonrasında benimsenen bu Yaradılış değerlendirilmesi sonrasında 19. Yüzyıldaki jeologların çoğu tarafından uniformitaryanizm (daha büyük zaman aralıkları gerektirmesi) nedeniyle reddedildi. Ancak modern yaratılışçılık, Kilise’nin yüksek makamları arasında az da olsa destek gördü.
Papa 2. John Paul
22 Kasım 1996’da, Papalık Bilimler Akademisinde, Papa 2. John Paul Kilise’nin, insan vücudunun evrimini kabulündeki pozisyonunu güncelledi:
“ Onun Hümani Generis (1950) mektubunda, benim selefim 12. Pius zaten insan ve yeteneklerine ilişkin iman öğretisi ve evrim arasında belirli noktaları gözden kaybetmememizi sağlayan bir uyuşmazlık olmadığını belirtmiştir. Günümüzde, bu mektuptan bir yarım yüzyıl sonra, bazı yeni bulgular evrimin tanımlanmasında bir hipotezden daha fazlası olduğu konusunda bize rehberlik etmektedir. Aslında bu teori izleyen farklı akademik alanlardaki keşiflerle ruh araştırmacıları üzerinde giderek büyük bir etki yaratması yönünden oldukça önemlidir. Bu bağımsız çalışmaların sonuçlarındaki yakınsama – plansız ve araştırılmayan- teorinin lehine önemli bir argüman oluşturmaktadır.”
Aynı yerde, Papa 2. John Paul insan ruhunu materyalistlik olarak açıklama getiren evrim teorisini reddetmiştir:
“Onların ilham aldığı felsefeye dayalı, yaşayan maddenin gücüyle ortaya çıkan ya da bu maddeye dayalı basit görüşleri yansıtan evrim teorileri insanlık hakkındaki gerçekle bağdaşmaz”
Papa 16. Benedikt

Kardinal Ratzinger tarafından sonrasında Komisyon Başkanı ve İnanç Öğretisi Kurulu Başkanı sonradan Papa 16. Benedikt tarafından onaylanan ifadeleri, şu paragrafları içerir:
’’ Yaygın kabul gören bilimsel hesaplamaya göre, evren 15 milyar yıl önce Big Bang adı verilen bir patlamayla oluşmuştur ve bu zamandan beri büyüyerek soğumuştur. Daha sonra yavaş yavaş atomların oluşumu için gerekli şartlar ortaya çıkmıştır, bundan sonra galaksilerin ve yıldızların yoğunlaşması ve bundan yaklaşık 10 milyar yıl sonra gezegenler oluşmuştur. Bizim güneş sistemimizde ve dünyada (yaklaşık 4.5 milyar yıl önce oluşmuştur), koşullar yaşamın ortaya çıkmasına elverişli olmuştur. İlk mikroskobik yaşamın kaynağının nasıl olduğunun açıklanması konusunda bilim adamları arasında çok az fikir birliği varken, bu alandaki uzmanlar arasında bu gezegende görülen ilk organizmanın yaklaşık 3.5-4 milyar yıl önce yaşadığı hakkında genel bir görüş vardır. Yeryüzünde yaşayan tüm canlılar arasında genetik bir ilişki olduğu ispatlandığından bu yana, tüm yaşayan organizmaların bu ilk organizmadan türediği neredeyse kesindir. Evrimin hızı ve mekanizmaları üzerine tartışmalar devam ederken, fiziksel ve biyolojik bilimlerdeki pek çok çalışmadan elde edilen kanıtlar, yeryüzünde yaşamın gelişmesi ve çeşitliliğin artışı için, bazı evrim teorilerini destekler niteliktedir. ’’
’
’ Yaradılış ve evrimin iki farklı gerçekliğe cevap veren ayrı şeyler olduğunu söyleyemeyiz. Sadece duyduğumuz yeryüzünün tozu hikayesi ve Tanrı’nın nefesi, yeryüzüne insanların nasıl geldiği gerçeğini açıklamaz bilakis ne olduğunu söyler. Bu onların en dip kökenini açıklar ve ışık tutar. Ve tam tersi olarak evrim teorisi biyolojik gelişmeleri tanımlamayı araştırır. Ama bunu yaparak insanların nereden geldiğini ne başlangıç kökenini ne de belirli bir doğadan geldiği açıklayamaz. Bu kapsamda iki tamamlayıcı – birbirini dışlamaktan ziyade—iki gerçekle karşılaşmaktayız’’-Kardinal Ratzinger, Başlangıçta: Yaradılış ve düşüş hikâyesinin Katolik bir anlayışı (EErdmans, 1995), p.50.
2008’de çıkan bir kitapta, Papa olmadan önceki yorumları şu şekildeydi:
’’ Toprak insana ilk kez, Tanrı’nın niyeti olsa da, dönüşebildiği anda toprak insan oldu. İnsan dudaklarından söylenen Tanrı’ya ilk Sen, ruhunun dünyaya doğduğu anı gösterir. Burada Rubicon’un yaradılışı geçer. İnsanın yaradılışı, ateş ya da silah kullanması, zalimlik ya da faydalı iş yöntemleri bulması için değildir bunun yerine Tanrı’yla doğrudan bağlı olma becerisi içindir. Burada insanın özel yaradılışı, antropogenezin paleontoloji ile belirlenemediği sebebi içinde yatmaktadır; antropogenez itmeyle ya da başka bir kuvvetle olamayacak şekilde ruhun doğuşudur. Evrim teorisi inancı ne gereksiz kılar ne de onu doğrular. Ama inancın daha fazla anlaşılmasına ve bu nedenle insanın kendini ve ne olduğunu daha çok anlamasına yöneltir: Tanrı’ya Sen dediği bilinen varlığın kim olduğuna. ’’
-Joseph Ratzinger ( Papa 16.Benediktus)
Papa Fransuva (Papa Francis)
27 Kasım 2014’te, Papa Fransuva Papalık Bilim Akademisi’nde bir bildiri yayınladı; “Doğadaki evrim, yaradılış kavramına aykırı değildir” Tanrı’nın yaratma işi, Tanrı(varlık olarak) bir sihirbazın sihirli değneği ile her şeyi yapabilir düşüncesine karşı uyarıda bulundu.

Papa aynı zamanda big bang ve evrimin aslında Tanrı’nın yaradılışıyla olduğu görüşünü ifade etti:
“Tanrı varlıkları yarattı ve koyduğu her bir doğa kanunu dahilinde onların gelişmesini sağladı, bu nedenle onlar da gelişerek varlıklarının dolgunluğuna ulaşabildiler. Evrenin varlıklarına özerklik verdi aynı zamanda her varlığa gerçekliğini vererek onların varlığının devamını sağladı . Bu şekilde yaradılış yüzyıllar ve binyıllar boyunca günümüze dek devam etti, çünkü Tanrı bir büyücü ya da sihirbaz değildir ama her şeye varlığını veren yaratıcıdır… Günümüzde evrenin başlangıcı olarak kabul edilen big bang, yaradılışın ilahi eylemine aykırı değildir, ancak ona ihtiyaç duymuştur. Doğanın evrimi, Evrimleşen varlıkların yaradılışı varsayımları gibi yaradılış kavramı ile tezat değildir.’’
Katolik laik ve din adamlarından oluşan, hem evrimi savunan hem evrim karşıtı birçok topluluk ve Bruce Chapman gibi bireysel figürler olmuştur.İnternetteki Katolik Bilgi Merkezi”nin şimdiki hali “catholic.net” web sitesidir, bazen evrim karşıtı tartışmalar yayınlamaktadırlar.Bir çok “gelenekçi” topluluk da aynı zamanda evrim karşıtıdır, örneğin teolojik dergi Living Tradition gibi.
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Cinsel Yaşam
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Dünya Kupası
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar