Bir Başka Gözle: Evrim Teorisi

Evrim, yani ingilizce ismiyle alışageldiğimiz "evolution".

Dünyanın bir kesimi tarafından "bilimsel bir keşif" ve yine dünyanın önemli bir kesimi tarafından (daha çok Müslüman ve muhafazakar Hristiyan gibi dini ekollerde) "teolojik olarak yaratılışın inkarı" olarak görülen bir ateizm görüşü. Bazı insanlar tarafından ise "yaratılış ile çelişmeyen" ve hatta "yaratılışı destekleyen" bir görüş. İşte biz bu yazıda, bu görüş üzerinde duracağız. Ancak evrimle ilgili bu görüşten bahsetmeden önce, bu görüşün nasıl temellendiğini açıklamamız gerekir. Öncelikle yaratılış ve varoluşu "evrenin varoluşu" üzerinden değerlendirerek, evrim konusuna empati ve karşılaştırma olarak bakmanızı sağlamaya çalışacağım.

Süreçler bize ne anlatır? Süreç neden gerekli ve önemlidir?

Kuran'da yaratılış veya evrenden bahsedilen tüm ayetlerde aslında hep belli bir süreçten bahsedilir. Örneğin;

أَوَلَمْ يَرَ الَّذِينَ كَفَرُوا أَنَّ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ كَانَتَا رَتْقًا فَفَتَقْنَاهُمَا وَجَعَلْنَا مِنَ الْمَاء كُلَّ شَيْءٍ حَيٍّ أَفَلَا يُؤْمِنُونَ

İnkar edenler, görmezler mi ki gökler ve yer bitişik durumda idi de biz onları ayırdık? Ayrıca her canlıyı da sudan yarattık. Hâlâ inanmayacaklar mı? (21'nci Sure; "Enbiya Suresi" / 30)

Bu ayette Allah, anlaşılır bir evren yarattığını ve insanların evrenin geçmişini araştırarak astronomi ve uzay biliminde matematiksel hesaplarla evrenin yaşını ve yaratılış şeklini çözeceklerini öngörüyor ve resmen onlara diyor ki: bunu keşfettiğiniz halde gerçeği (Allah'ı) nasıl inkâr ediyorsunuz? Kuran'da bahsedilen; "göklerin ve yerin bitişikken ayrılmasına paralel olarak bilim dünyasında bu olaya bugün aynı şekilde; "büyük patlama (bigbang)" isminin verilmesi de ilginç değil mi? Aynı zamanda ayetin devamında her canlının "sudan" yaratıldığı da geçmekte ki, bilime göre canlılığın oluşum evresi de bu ayetle birebir aynıdır.

Big Bang (Büyük Patlama) ile evrenin 13,7 milyar yıl önce oluştuğu hesaplanmaktadır
Big Bang (Büyük Patlama) ile evrenin 13,7 milyar yıl önce oluştuğu hesaplanmaktadır

Allah'ın yarattığı şeyleri hep bir süreç ve evreler ile yarattığını görmekteyiz. Peki o zaman şöyle bir soru ortaya çıkıyor; Allah, bir şeyleri yaratırken "süreçlere" ihtiyacı olmayan ve bir şeye "OL" dediği zaman o şey hemencecik "OLDUĞU" Halde, yarattıklarını niçin "bir anda" değil de belirli bir süreçle ve hatta bazen bize göre "çok uzun süreçlerle (milyonlarca yılda)" yaratmaktadır?Allah dileseydi, "OL" dediği anda da her şeyi var edebilirdi ve bu kudrete sahiptir. Ancak eğer Allah evreni süreç ile değil de "şıp" diye yaratsaydı, bizler evrenin nasıl var olduğuna hesaplar yaparak tanıklık edemeyecektik. Allah'ın yarattığı her şeyi bir süreç ile yaratması; süreçleri görmemize, keşfetmemize ve tanık olmamıza olanak sağlıyor. Kısaca; "evrendeki ayetler bize araştırabilmemiz için kendi kendini anlatıyor".

Şimdi gelelim evrimin "yaratılış" ile neden çelişmeyeceğine;

Allah aynı evren gibi, insanın yaratılış sürecini de bize "ayetler" olarak anlatmıştır ve insanın da bir "süreçle" var edildiğini açıklamıştır. Peki Kuran'a göre Adem nasıl yaratıldı?


هَلْ أَتَى عَلَى الْإِنسَانِ حِينٌ مِّنَ الدَّهْرِ لَمْ يَكُن شَيْئًا مَّذْكُورًا

İnsanın üzerinden, kendisinin anılmaya değer bir şey olmadığı bir zaman periyodu geçmemiş midir? (76'ncı Sure / "İnsan Suresi" / 1)

Bu ayetten şunu anlıyoruz ki, İnsan, belli bir periyodda tarih sahnesine çıkıncaya kadar anılmaya değer bir varlık bile değildi, evet bir varlıktı; ama anılmaya değer değildi!

وَقَدْ خَلَقَكُمْ أَطْوَارًا

“Oysaki sizi uzun süreçler içinde halden hale evirip çevirerek yaratan O’dur”. (71'nci Sure "Nuh Suresi" / 14)

الَّذِي أَحْسَنَ كُلَّ شَيْءٍ خَلَقَهُ وَبَدَأَ خَلْقَ الْإِنسَانِ مِن طِينٍ

İnsan türünü yaratmaya (basit) bir balçıktan başlamıştır” (32'nci Sure "Secde Suresi / 7)

"Dikkatinizi çekerim" yine "şıp" diye yaratmaktan bahsetmiyor, "yaratmaya başladı" diyerek bir süreçten bahsediyor.

وَإِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلاَئِكَةِ إِنِّي جَاعِلٌ فِي الأَرْضِ خَلِيفَةً قَالُواْ أَتَجْعَلُ فِيهَا مَن يُفْسِدُ فِيهَا وَيَسْفِكُ الدِّمَاء وَنَحْنُ نُسَبِّحُ بِحَمْدِكَ وَنُقَدِّسُ لَكَ قَالَ إِنِّي أَعْلَمُ مَا لاَ تَعْلَمُونَ

Hani senin Efendin (Rabbin), meleklere; ‘Ben yeryüzünde bir yönetici (halife) atamaktayım’ dediği zaman da şöyle sormuşlardı: ‘Yeryüzünde fesat çıkarmakta ve kan dökmekte olan birini mi atayacaksın; üstelik biz seni övgü ile tesbih ve takdis edip dururken?’ (Allah) cevap verdi: ‘Şu kesin ki, Ben sizin bilmediğiniz şeyleri bilirim’. (2'nci Sure "Bakara Suresi" / 30)

Bu ayette çok önemli bir bilgi var. Allah, yeryüzünde "hakim bir yönetici" olarak insanı atayacağını buyurduğunda, melekler "insanı tanıyor şeklide" cevap veriyorlar ve merakla Allah'a; "buna mı güç ve hakimiyet vereceksin?" diye soruyorlar. Bunu bir isyan değil, merak ederek soruyorlar elbette, yani şaşkın bir ifade ile. Allah ise onlara; "ben sizin bilmediğiniz şeyleri bilirim" diye buyuruyor. Buradan şu çıkar:

İnsan, kendisi henüz akıllı bir varlık olarak dönüştürülmeden önce yeryüzünde bir canlı formu olarak bulunmakta olan vahşi bir canlıdır. Diğer canlıları avlayan ve beslenen. Bunu "meleklerin sorusundan" anlıyoruz. Eğer dünyada o esnada insan formunda bir canlı olmasa, meleklerin, bu formdaki canlıya bir "güç - hakimiyet" verildiğinde insanın neler yapabileceğini yorumlayabilecek fikirleri de oluşamazdı. Çünkü, Allah bir varlığı yaratmadan önce, o varlık hakkında meleklerin bilgilerinin olması imkansızdır. Zira melekler de gaybı (yani Allah'a ait olan bilgiyi) bilemezler. Oysa insana "dünyanın hakimi olma" özelliğinin verileceğinin Allah tarafından meleklere bilgi olarak verildikten sonra melekler: "böyle vahşi bir canlıya, dünya hakimiyeti vermen; onun bozguncu, kan dökücü ve dünyadaki eko-sistemi bozacak bir cani" olmasına sebep olmaz mı? şeklinde şaşkın bir reaksiyon veriyorlar. Tabi burada insana verilecek olan "erdem, onur, düşünce ve yetenek ağı, iyilik ve kötülüğü ayırt edebilme özelliği" gibi şeyleri tahmin edemedikleri için bu soruyu soruyorlar ve "vahşi bir hayvana dünya hakimiyeti" verileceğini zannediyorlar. Allah'ın meleklere: "ben sizin bilmediğiniz şeyleri bilirim" demesinin nedeni budur:

Zaten daha sonraki ayette;

وَعَلَّمَ آدَمَ الأَسْمَاء كُلَّهَا ثُمَّ عَرَضَهُمْ عَلَى الْمَلاَئِكَةِ فَقَالَ أَنبِئُونِي بِأَسْمَاء هَؤُلاء إِن كُنتُمْ صَادِقِينَ

Adem'e tüm isimleri (nitelemeleri) öğretti, sonra onları meleklere sunup, "Doğru iseniz, şunların isimlerini (özelliklerini, niteliklerini) siz bana bildirin," dedi. (2'nci Sure; "Bakara Suresi" / 31)

ve

قَالُواْ سُبْحَانَكَ لاَ عِلْمَ لَنَا إِلاَّ مَا عَلَّمْتَنَا إِنَّكَ أَنتَ الْعَلِيمُ الْحَكِيمُ

Dediler: "Sen Yücesin, senin bize öğrettiğinden başka bir bilgimiz yok. Sen Bilensin, Bilgesin. (2nci Sure; "Bakara Suresi" / 32)

Buradan da şunu anlıyoruz; "Allah, Adem'e bilgi ve kavramları öğretmiştir, kısaca ona "akıl, onur, kavrama ve mantık" özelliklerini vererek, onu "öğrenen" bir sisteme (beşere) dönüştürmüştür.
Meleklere de "ademe verilen bu nitelikleri" sorup teyit etmelerini istemiş, melekler ise; "biz senin bize öğrettiğinden başka nitelikleri bilmiyoruz, sen bilgesin" diyerek ademin bildiği nitelikleri sayamamışlar, bilememişler ve ademin yaratılışındaki üstün nitelikleri onaylamışlardır (secde etmişlerdir). Tabi burada "şeytanın büyüklenmesi" ve lanetlenmesi kısmı geliyor, ancak o başka bir yazının konusu.

Bu ayetlerde, insanın yeryüzündeki varlık sürecinin "Adem" ile değil, öncesinde farklı formlar olarak başladığı, daha sonradan "Adem"in kendisine yeni nitelikler verilerek akıllı ve bugünkü bildiğimiz "insan" formuna dönüştürülen "ilk insan" olduğunu anlamaktayız.

Bir Başka Gözle: Evrim Teorisi

Hatta bir ayette "Adem'in seçilmiş bir insan" olduğu şöyle geçer:

إِنَّ اللّهَ اصْطَفَى آدَمَ وَنُوحًا وَآلَ إِبْرَاهِيمَ وَآلَ عِمْرَانَ عَلَى الْعَالَمِينَ

ALLAH Adem'i, Nuh'u, İbrahim ailesini ve İmran ailesini halkların arasından (elçi olarak) seçti. (3'üncü Sure "Al'i İmran Suresi" / 33)

"Seçilmişlik" kelimesi alternatifsiz ve sadece "bir adet" olan bir varlık için kullanılmaz. Adem'in seçilmiş olması ile ilgili bu ayette geçen net ifade, onun da bir soyu olduğunu ve bu soy içerisinden "seçilerek" yaratıldığını bize gösteren çarpıcı bir açıklamadır.

Allah'ın bu şekilde "dönüştürerek, evrimleştirerek" yaratması, Allah'ın kudretinde bir noksan değil (ha'şa), aksine, insanların araştırabileceği bir evreni ve dünyayı insanlara sunmak istemesindendir. Bilimde de varlığın oluşum aşaması her zaman "süreçler" ile açıklanır. Yani kuran ile paraleldir. Felsefi olarak da buna "determinizm" denir. Zira Allah, kuranın bir çok yerinde defalarca ve defalarca, Kuran'ı sadece evreni araştıran ve araştırdığı şeylerin üzerinde derin düşünüp akleden insanların anlayacağını, ayetleri sadece akıllı ve araştırmacı insanların keşfedip göreceğini buyurmuştur.

وَكَأَيِّن مِّن آيَةٍ فِي السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ يَمُرُّونَ عَلَيْهَا وَهُمْ عَنْهَا مُعْرِضُونَ

Göklerde ve yerde nice deliller var ki yanından dikkatsizce geçerler. (12'nci Sure; "Yusuf Suresi" / 105)

Düşünesiniz diye ALLAH ayetlerini böyle açıklar. (2'nci Sure;
Düşünesiniz diye ALLAH ayetlerini böyle açıklar. (2'nci Sure; "Bakara Suresi" / 242)

Sonuç

Son yıllarda özellikle "dinci ve ateist" çevrelerde bu konunun iki taraflı olarak bağnazlaştırıldığını görmekteyiz. Yani dinci geçinen bir "süslüman"ın evrimi reddetmesi ve Müslümanların "bilime saygı duymayıp" konuyu araştırmaya bile değer görmemesi zaten bu kişilerin Kuran ile alakaları olmadığını, hurafe ve zanna inandıklarını ortaya koyuyor. Aynı şekilde "bilim" dünyasındaki bazı şarlatanların, evrim sayesinde güya yaratılışı çürüttüklerini bu süslümanları referans göstererek yapmaları da aynı bağnazlığın sonucudur. Oysa Kuran'ı baz aldığınızda, bilimin ve evrim teorisinin yaratılışı çürüttüğü değil, aksine Allah'ın ayetlerde bahsettiği süreçlere tanık olmamıza ve Kuran'ı "delillerle" anlamamıza vesile olur.

Saygı ve sevgilerimle...

Bir Başka Gözle: Evrim Teorisi
Cevapla