Bir yaz akşamı olduğunu varsayalım.Güneş batmak üzere...Ege'nin güzel şehirlerinden birindesiniz.Kırk ikindi yağışlarının etkili olduğu bu günlerde balkon sefası yapmak gibisi yoktur.Toprak kokusu hafiften burnunuza gelmeye başladığında anlarsınız ki birazdan ortalığı sel götürecek :) Ve bu toprak kokusu en güzel demli bir çay kokusuyla birleştiğinde hissedilir...Yağmurun sesini dinleriz bir süre gök gürültüleriyle birlikte...
Ve sonra istemsizce radyoya gider eller...

Küçüklüğünüzde (yaş itibariyle o dönemi yakalayanlar) hatırlarsınız radyolardaki tiyatro oyunlarını.

Kimimiz 1.80 boy esmer yakışıklı bir beyefendiyi resmederken kimimiz endamlı uzun saçlı zeytin gözlü kumral bir bayan resmi çizerdik zihnimizde... Albenisi buydu belki de... Merak olgusunu bu denli hissettiren başka bir şey söz konusu olamaz kanaatimce...

Radyo kanallarındaki istek programları topu biz dinleyicilere atsa da radyonun yeri bende daima ayrı olacak.Ve hiç bir şeye değişmeyeceğim onun samimiyetini...Ve asla unutmayacağım her ne icat edilirse edilsin ne hayatımıza yön verirse versin hangi teknolojik dokunmatik varyasyonlu k.ıçı kırık alet üretilirse üretilsin...
Ve radyodan dinlediğim maçların heyecanını hiç bir şifreli yayında yaşamayacağım buna eminim.Çünkü radyo benim görmeden hissettiklerim.Benim hayal dünyam ve bu tamamen benle ilgili benim oyun bahçem.
Radyoyu üzmeyin gençler.
Dinleyin... :)
Aşk İlişkileri
Bebek Bakımı
Cam Cilt
Üniversite Tercih
Gündem
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar