Yemin Ederim İnanmazdım, İhtiyacım Olmasa!

- Buse diyelim ki denize düştün, seni hangimizin kurtarmasını isterdin? Ben mi? Serkan mı?


--- Bırakın boğulayım...


Bir kıza dört yüz erkeğin düştüğü (abartmıyorum evet, bildiğiniz 400) bir okulda okuyorsanız, hoşlandığınız kızdan alacağınız bu cevaba şaşırmıyorsunuz. O naz yapması ve ergenlik sonrası büyük bir yıkım yaşamamız için aramıza katılmış bir karşı cins. Biz ergenliğe yeni adım atmış, saçları ıslak, bir ihtimal sevimli fakat çok yalnız çocuklardık.


Bazı derslerden kalmadıysak, okuldan kaçmak üzereyken sınıfa Buse'nin girmesindendir. Tam sınıftan çıkarken içeri girer sabote ederlerdi okulu asmamızı..


Demem o ki;


Bugünkü doymazlığım, dünün yalnızlığından...


O kadar çok yalnız kaldım ki, hiç bir kalabalık yetmiyor şimdi. Ben de isterdim sakin olmayı, o zaman inanmazdım çünkü,ihtiyacım olmazdı.Şimdi ihtiyaç dahilinde bir risk,güzel sözlere inanmak.İnandığımdan değil de ihtiyacım var diye...


Çocukluğum güzel geçti de Allah'tan iyice delirmedim,ergenliğin buhranından güzel çocukluğuma tutunarak çıktım.Çok çabaladım aslında delirmek için,ama durumumuz yoktu,fırsat verilmedi..Zengin olsak mesela tükenmişlik sendromu falan yaşardım,psikologlara giderdim,mis gibi delirirdim,kafam rahat olurdu.Fakat yokluk işte,dişim ağrıdığında ''rakı koy,rakı ağrıyı keser,hadi git al bir ufak'' diyen bir babam vardı,ne kadar delirebilirdim ki?


Yemin ederim inanmazdım, ihtiyacım olmasa...


-Ben dışarı çıkıcam !


--Al şunu gelirken bir ufak al.


-Dişim ağrıyo !


--Al şunu bir ufak al,ağrıyı keser.


-Beni dağa kaldırdılar !


--Al şunu bir ufa.. l.n??


Elimi nereye atsam, mevzu bir şekilde ufağa bağlanıyordu. Adam gibi deliremedim, odaya falan kapandım işte, standart fakir depresyonu. Mesela kızınca bir şeye vurup kıramıyorsun, anamı sevmiyom, babamı sevmiyom falan deyip geçiştiriyorsun. Öyle vazo falan olsa kırıcam, e vazo olmayınca mecbur anaya babaya asilik yapıyorsun. Yanlış anlaşılmasın babam alkolik kötü bir adam değildi, bahaneyle kendi de mutlu olmak istiyordu sadece.


Kitap okuyorum mesela ama havalı isimleri yok, evde nescafe yok, nescafe kupası hak getire, selfie daha icat edilmemiş. ''Pijamalılar (bizim koğuşu)'' nu okuyorum Rıfat ILGAZ'dan, yani ortada hava atılacak bir mevzu da yok. Dergiler okuyorum, Nihat Genç okuyorum, Cezmi Ersöz okuyorum...


Yemin Ederim İnanmazdım, İhtiyacım Olmasa!


Sonra insanları okumaya başladım, büyüdükçe kendimden başlayarak insanları okudum. L.n biz ne pis yaratıklarmışız. Korkularımızdan cinayetler, kibrimizden kırık kalpler, aşkımızdan ayıplar doğuruyoruz... Kendimizi inkar ederek, başkalarını küçük görüyoruz, doğamıza karşı bir inkardayız.


Hep ihtiyaçlarımız üzerine kurgulamışız hayatı, ihtiyacım olmas inanmazdım ki sana... Bakma arkandan b.k atmama, en baştan biliyordum gideceğini. Ara sıra söverim ama çok gülücüğüm var yanımda olduğun anlardan kalma..


Belki de bir yerden sonra delirmişimdir, neticede bütün deliler inkar eder deli olduklarını. Belki her şeyi ben kurguladım kafamda, zindan adası gibi ''ohaa ne güzel kurgulamışım ya''


O kadar güzel açıklamalar yapıyorum ki kendime doğrulardan daha gerçek sonuçlarım var. İnkar edenlerin yanlış olduğunu iddia ettikleri konularda.. Doğru değil deseler bile çok daha gerçek ve çok daha insani..



Başkalarının doğru olduğunu söylediği her şey gerçek değildir, bazı gerçekler onlara yanlış gelir.



Belki her şeyi ben kurguladım kafamda, çok da güzel kurgulamışım da, sonunu bağlayamamışım, sürüncemede kalmışım hayatta...

Yemin Ederim İnanmazdım, İhtiyacım Olmasa!
Cevapla