İkinci Vatanım Kıbrıs ve Askerlik Anılarım

Bir önceki bencemde ilk uçaktan indiğim ve kışlama teslim oluşuma kadar her şeyi anlatmıştım. Şimdi o gece kayıtlarımız yapılıp 1 haftayı nasıl geçirdiğimizi yazacağım.


O gece apar topar acelece kayıtlarımız yapıldı. Tabur binası iki katlıydı ve çok eskiydi. Hatta Kıbrısı Türkler ele geçirmeden önce bizim tabur binasını ve kışlanın olduğu yeri Rahibelerin okulu olarak kullanılıyormuş. Yani o zamandan kalan bir eğitim yuvasıymış. Tabur binasının tam karşısında deniz vardı. Tabur binasından tam olarak gorunuyordu ve dalga seslerini duymak mümkün idi.


Kışla deniz kıyısında olduğu için çok rüzgarlı ve soğuktu. Zaten benim gittiğim tarihde Şubat 2012 idi. 2012 kışı her yerde sert geçmişti hatırladığım kadarıyla ve Kıbrısta bile etkiliydi. Valizlerimizle koğuşa doğru gittik ve koğuşta bizi dedelerimiz bekliyordu. Koğuşa girer girmez bir alkış kıyamet koptu. Dedelerimiz bizi kapıda karşıladı. Hatta bizler için dürüm bile söylemişlerdi. O buz gibi yemekleri yedikten sonra o dürümleri görünce gerçekten çok şaşırdık. Sonra dürümler eksik gelince arayıp tekrar sipariş ettiler. Koğuşun önünde kocaman bir arazi üzerinde portakal ve mandalina bahçesi vardı. O bahçenin arkasına dürümcü dürümleri getiriyormuş bizimkilerde oradan alıyormuş. Bu sistem gerçekten hoşumuza gitmişti çünkü artık o buz gibi yemekleri yemek zorunda kalmayacaktık. Tabi bu dürüm meselesinden komutanların haberi yoktu.


Dürümleri yedik tok karnına yattık. Kıbrıs'ta devrecilik ön plandaydı. En alt devreler üst ranzada yatardı. Sabah oldu ve en alt devreler yani biz saat sabahın dördünde bir üst devrelerimiz tarafından uyandırılıp mıntıka, koğuş, mandalina bahçesi, yemekhane ve iştima alanı gibi yerleri temizletirirler. Ama bizim dedelerimiz daha oradan gitmeden bize dokunamıyorlardı ve 1 hafta boyunca da dokunamadılar. Pazartesi sabahı iştimaya girdik. Bir sürü komutan geldi. Hiç tanımadıgınız 450 - 500 kişinin arasındasınız. İstiklal Marşı okuduk ve devrecilik devam etmekteydi bu yüzden sıranın en önündeydik. Bölük komutanımız geldi hepimizden tek tek tekmil vermemizi istedik. Bilirsiniz hani ad soyad ve memleket söylenip emret komutanım denir. Dedik ama beğenmedi muayeneden sonra sıkı bir eğitime sokarsın bunları diye kısa dönem çavuşa yani bizim tabirimizle (poşete) emir verdi. Uzun dönem askerler tarafından, kısa dönem askerlere poşet denilir.


İkinci vatanım Kıbrıs ve askerlik anılarım


Kıbrıs'ın sade ve bir o kadarda sıcak aynı zamanda yalnız sokaklarından bir tanesi. Bu sokakları görebilmek için 1 ay çarsı izni vermediler. Çünkü sıkı bir eğitimden geçmemiz gerekiyordu. Neyse iştima alındı bazıları göreve bazıları ise spora gittiler. Bizde muayeneye gittik. Doktor üsteğmen herkese tek tek sordu. bir hastalığınız bir şeyiniz var mı dedi. "Kıbrısında sporu meşhurdur ve inanılmaz ağırdır." Benimde kaytarmam gerekiyordu. (Sporu hiç sevmem). Ağrımayan yerlerimi ağrıyor dedim. Ertesi güne Lefkoşa askeri hastanesine randevu verdi, 1 gün kaytarıcaktım. Askerde 1 gün değil 1 dakika bile önemlidir.


Sağlamım diyenler hemen spora gitti. Öğlen yemekleri, haftasonunu geçirdiğimiz Alaydan geliyordu. Haliyle soğuk olan yemekler daha da soğuyordu. Ama biz yine dürüm yiyecektik. Sıraya geçtik. En alt devre olduğumuz için yine en son biz girdik. Şaşırmadık. Yine taş gibi yuvarlak ekmek ve pişmiş mi pişmemiş mi belli olmayan bir alabalık vardı. Hiç unutmam o günü balık gözlerimin içine içine bakıyordu başımızda komutan vardı. Mecburen yedik. Sağlamım diyen arkadaşlarda koşarak spora gitmişlerdi geldiklerinde bertaraf olmuşlar ağızlarına bir lokma ekmeği götüremiyorlardı. Akşam oldu yattık sabah oldu hastaneye gittik geldik tabi sonuçlar temiz çıkmıştı. Ama benim o sporları yapmamam lazımdı. Bu seferde RDM'yi denemek istedim. Yani psikolojik sorunlarım var dedim, olmadığı halde bu departmanda 1 hafta uğraştıktan sonra bunda da başarılı olamamıstım ve artık bölüğün içine tıpış tıpış girdim. Artık her sabah 3 km koşu, 45 mekik, 35 şınav ve 7 barfix beni bekliyordu. Sabah oldu koşmak için hazırlandık. İlk 1 km'yi rahat koştum. Sonra 2. Km'de nefesim kesilmeye başladı ve kendimi yere attım ambulans beni alıp kışlanın yanındaki özel hastaneye götürdü. Oradaki sivillerin benimle ilgilenmesini görmeniz lazımdı. Yaşlı teyze, sedyenin yanından ayrılmıyor. Doktora " bu cocuklara iyi bakin bunlar bizi koruyor bunlar olmasa rumlar bize rahat vermez" diyordu. Hatta bir sürü meyve vermişti. Ama biseyim olmadığı icin hemen taburcu edilmiştim. O teyzeyi hiç unutamıyorum Allah ondan razı olsun. Ambulansla kışlaya girdik. Beni bölük komutanı çağırmış. Onun haberini alınca dizlerim tir tir titremeye başladı. Odasına gittim tekmilimi verdim. Sert sert bana baktı ve...


Bu bence bu kadar yeter devamını tabi ki yazacağım. Bundan önce ki bencem süper bence seçilmiş. Umarım bu da seçilir. Biraz uzun yazıyorum kusura bakmayın ama bu da askerlik anısı yani erkekler için özel bir şeydir. Bir önceki bencem; "https://www.kizlarsoruyor.com/diger/a45728-ikinci-vatanim-kibris"


Bir sonraki bencemde görüşmek üzere kendinize hoş bakın 😊

İkinci Vatanım Kıbrıs ve Askerlik Anılarım
Cevapla