Hepimiz Osmanlı'nın yükselme devri hakkında şaşaalı anlatımlar işitmişizdir. Şüphesiz ki bunların başında imparatorluğu en geniş sınırlarına ulaştırmış ve büyük bir bürokrasi şeması oluşturup çok zor bir coğrafyada dönemine göre çok başarılı hüküm sürmüş olan Kanuni Sultan Süleyman gelir.
Ancak bencemizin konusu Muhteşem Yüzyıl'da halkı 'O at sırtındaydı' ve 'Haremdeki cariyeler ne için vardı?' şeklinde ikiye bölen ve birlik beraberliğe çok ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde bizi bayağı geren gâvur ellerinde Muhteşem diye anılan Süleyman değil.
Bizim konumuz, aslında Süleyman'ın muhteşemliğinin baş müsebbiplerinden, Avrupalılara canı istemiyorsa Akdeniz'de kayık bile yüzdürtmeyen, bunu da Osmanlı'ya falan dayanarak değil, kendi kudretiyle başaran kızıl sakallı Hızır Hayreddin Paşa.

Kendisi rum adalarında görev yapan sipahilerden Yakup Bey'in hristiyan anadan doğma 4. oğludur. Abisi Oruç Reis ile birlikte, daha çok genç yaşta Akdeniz'de ticaret yapma çabasındayken gemilerinden biri Avrupalı denizciler tarafından yağmalanınca, kafayı bozup denizlere açılırlar. Amaçları korsanlık yapmak, denizlerde nam salmaktır.
Bu kariyer planı iyi işler, Oruç Reis ile beraber Hızır(o zamanki adıyla) Akdeniz'de kısa sürede ün salarlar, Akdeniz'de hristiyan gemilerini yağmalar, müthiş savaşlara katılıp kısa sürede kendilerine 10 15 gemilik bir korsan filosu oluştururlar.
Oruç Reis filo kumandanıyken Osmanlı ile ortak çalışmaya başlarlar. Olay basittir, kendileri tam olarak Osmanlı'ya tabii değildirler, ancak onların ortağı olarak türk denizcilerden kurulu bir unsur haline gelirler. Cezayir'i fetheder, orayı bir üs olarak seçerler. Kendisinin anılarını (Gazavat-ı Hayreddin Paşa) okursanız anlatıma ve kendisinin yaptıklarına şaşarsınız. Şöyledir genel hava:
Baharda 10 gemiyle yola çıktık, ilk olarak rotayı Sicilya'dan yana çevirdik, 5 kafir teknesine rastladık, 3'ü battı, kalan iki gemiye ve içindeki şeker, şarap, buğday vs. mallarına el koyduk, kafirlerin kimini kılıçdan geçirdik kimini esir ettik. Daha sonra İtalyan kıyılarında kimi kentleri yağmaladık, bu sırada 28 parçalık büyük bir İspanyol filosuna rastladık, kaçmayıp saldırdık, şaşırdılar, cenk çok çetin geçti ama muvaffak olduk, 538 kafiri kılıçdan geçirdik, 130 levendden 30 şehidimiz oldu. Ganimetimizle sılamıza kavuşunca tüm dostlarımızı ve ahaliyi ihya ettik. Çıplağı giydirdik, kızlarımızı evlendirdik, şehitlerimize dua ettik ruhları şâd oldu
Böyle bir hayat yaşamaktadır o dönemde, denize açıl, bulduğun her hristiyan gemisini tarumar edip mallarına el koy. İstanbul'da zafer alayında avrupalı kral akrabası esirleri ipek kumaşlardan yapılma giysiler ve altınlar giydirilmiş halde sokaklarda yürütmüşlüğü vardır.
Abisi öldükten sonra, Hızır Reis Kanuni Sultan Süleyman'la yeni bir anlaşma yapar. Cezayir Osmanlı mülkü olarak kabul edilir, kendisi ve kuvveti de Osmanlı deniz kuvvetleri konumuna gelir. Osmanlı kendisine her türlü mühimmat ve gemi desteğini vermeyi kabul eder, kendisinin tek vazifesi aslında zaten yapmakta olduğu işi aynen yapmaktır. Ayrıca kendisinin forsunun padişahın eteğini öpmek gibi işlere girmeyecek kadar yüksek olduğu, padişahın bunu hoşgördüğü söylenir.
Osmanlı emrinde Fransa'ya denizden İspanyollara karşı yardım etmişliği vardır, tabii arkasında Hayreddin olan Fransa yenilmez, ama türk denizcilerini ağırlamak ve aylarca misafir etmek zorunda kalırlar. Üstelik dönüşte Barbaros fransız filosuna el koyup fidye ister, el mahkum fidyeyi alır, ordan İstanbul'a dönerken İtalya kıyılarını yağmalar, bulduğu gemileri talan eder. Rum adalarının Osmanlı'ya tabii olmayan bir kaç tanesini fetheder öyle döner.

Şu haritada Mısır'ın doğusunu tek başına Osmanlı'ya katan kişidir. Ayrıca denizcilik tarihinin en büyük üç zaferinden biri olan Preveze Savaşı ile bugünkü Yunanistan'ın mutlak türk toprağı olduğunu tescillemiştir.
1538 yılında Preveze'de 300 gemilik Andrea Doria komutasındaki Malta, İspanya, Ceneviz, Papalık, Venedik filosunu 126 parça gemiyle madara ederek hristiyan alemini tokatlamışlığı vardır. Hatta ekonomisi komple Akdeniz ticaretinden beslenen Venedik bu şok yenilginin kendisini darmadağin edeceğini anlayınca Hayreddin Paşa'dan kamuoyu önünde özür dilemiştir derler.
Anılarında Yeni Dünya (Amerika)'ya sefer yapılmasını, İspanyolların ordan çok altın kazandığını ve kendilerinin de o zenginlikten istifade edebileceğini söylediğini ama Muhteşem Yüzyıl'daki meşhur Pargalı İbrahim Paşa'nın 'Şimdilik Akdeniz'i ve burdaki ticaret yollarını elimizde tutmamız kâfi' diye reddettiğini söyler. Düşünün, kendisinin ve daha sonra bir diğer büyük türk denizcisi olan Piri Reis'in aklına uyulsa, Osmanlı belki hakkaten Dünya'nın değişimine ayak uydurur, yıkılmaz, en azından tarihe karışmazdı. O çok övülen Kanuni'nin de aklına yatmamıştır bu.
Denizcilik tarihinin en büyük amiralidir. Kıymet bilmez, tarihi bir kaç ana figürü metalaştırmak sanan türk milleti kendisini gözardı etmektedir. Kendisinin tek rakibi Poseidon'dur. O bile gelse Barbaros Hızır Hayreddin Paşa'yı yenemez, bir dener anca.
Bu macera dolu hayata rağmen 68 yaşında ölür. 'Hakk'a yürüdüğümde beni deniz sesi duyacağım bir yere defnedin' vasiyetine uygun olarak Beşiktaş'da kendisine Mimar Sinan tarafından bir türbe yaptırılmıştır. Türbesi halen ordadır. Gidin görün.
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Cinsel Yaşam
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Dünya Kupası
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar