Gizem-Gerilim hikayem "Zodiac Timor" bundan sonra burada yazıp, sizlerin beğenisine sunacağım :)
Başlığa ne yazmam gerektiğine bir türlü karar veremedim. Malum seri halinde(1-2-3 şeklinde) yazmak yasak :D
İlk bölüm için buraya tıklayın!

Telefonu titreyen elleriyle tutmaya çalışan Elçin, telefona gelen ikinci bir bildirimle tekrar ürktü ve telefonu elinden kayıp düştü. Tekrar almak için eğildiğinde, tuş kilidi açık olan ekrana kaydı gözleri. Mesaj ve beğeni bildirimi gelmişti. Beğeni, en yakın arkadaşlarından biri olan Aslı tarafından gelmişti ama mesaj konusunda bir fikri yoktu.
Yerden aldı ve korkar adımlarla arkasındaki kanepeye çöktü tekrar. Elini ürkerek de olsa, mesajlara götürdü. Beklediği gibi, Zodiac Timor denen heriften bir mesaj almıştı. 10 saniyelik bir videoydu. Altına da mesajını iliştirmişti.
"Bu kadar korkacağını tahmin etmezdim. :)" yazıyordu. Sonuna koyduğu smiley bile, normalde masum görünmesine rağmen, bu adam kullanınca karanlık bir hal almıştı. Sanki karşısında bir adam, sinsi sinsi ve karanlık bir gülümsemeyle sırıtarak ona bakıyordu.

Videoyu açtı ve izlemeye başladı. İlk üç saniyesi karanlıktı. Sonra gözlerine inanamadı. Video, Elçin'in ön kamerasından çekilmişti ancak kendisi böyle bir video çektiğini hatırlamıyordu. Üzerindeki kıyafetlere kaydı gözleri, videodaki kıyafetleriyle aynıydı. Emin olmak için ellerini saçlarına götürdü, saçındaki bandajla, videodaki bandajı da aynıydı. 10 saniyelik videoda; Elçin, korkarak gözlerini açıyor, birkaç saniye sonrada telefonun kamerası sarsılıyor ve son saniyelere doğru da görüntü kayıyordu.
Muhtemelen biraz önce, kendi fotoğraflarını, Zodiac denen adamın profilinde görünce verdiği tepkiydi bu. Videonun sonuna doğru sarsılması da, elinden fırlattığı saniyeler olmalıydı. Ama nasıl olmuştu aklı almadı. O sırada ön kamerasının açık olması mümkün bile değildi, çünkü ekrana dikmişti gözlerini. Yanlışlıkla açsa bile farkında olurdu. Bütün bunlar bir yana; Yanlışlıkla açmış olsa bile, bu adam o videoya nasıl ulaştı? İşte şimdi korkuyu, kalbinin derinliklerinde hissediyordu.
"Bunu nasıl yaptın?" yazdı korkuyla.
Adam, onun korkusunu hissediyordu sanki, anında cevapladı mesajını.
"Benim için çok basit." yazdı.
"Sen kimsin mk?" yazdı, korku ve merakla karışık. Bir yandan da sinirlenmişti. Bunun bir açıklaması vardı elbette. Belki okul arkadaşlarının küçük bir oyunu, şakasıydı. Hatta emindi bu konuda kendince.
"Zodiac,Zodi, Zoo..Hangisini istersen." diye, cevapladı adam.
"Çok komik! Seni bulursam fena yapacağım oğlum!" yazdı. Tehditkar olmak istemişti ancak başarabilmiş miydi? Kendisi bile emin değildi. Sadece tek istediği, bu şakanın son bulmasıydı.
"Yerinde olsam bu kadar kaba olmazdım."
"Neden? Ne yaparsın?" dedi, Elçin. Aslında, adamın yapacaklarından ölümüne korkuyordu. Ama yine de bir tarafı hala bunun bir şaka olduğuna emindi. Yarın öbürgün okulda, arkadaşları konuşmayı görür de, korktuğu için rezil olur diye sert davranmaya çalışıyordu.
"Belki, bir gece ansızın, sen uyurken gelirim..." yazdı ve Elçin'in uyurken çekilmiş bir fotosunu yolladı.

Resme baktığında, bir kızın uyuduğu belliydi ancak kendisi miydi? Emin olmak çok zordu. Kızın suratı net bir şekilde görünmüyordu. Yorganın bir kısmı yüzünü kapatmıştı. Ama yine de korku; artık kaçınılmaz, reddedilemez bir boyuta ulaşmıştı. Bütün vücudunu saran bu duyguya kapılıp gitmesi an meselesiydi. Fotoğrafın kendisine ait olup olmadığına emin bile değildi. Zaten bu "emin olamama" duygusu, korkusunu körüklemeye yetiyordu.
"Kimbilir kimin resmi bu? Sapık herif!" dedi, titreyen elleriyle. Korksa da, yansıtmamalıydı. Yoksa bütün okulda birkaç gün, hatta birkaç hafta, bu olay konuşulabilirdi. Böyle bir ihtimalin söz konusu olması bile daha ürkünçtü.
"Hahaha. Demek ki hala ayılamadınız küçük hanım. Peki, bırakalım da belgeler konuşsun. :)" yazdı ve tekrar bir resim daha yolladı.

Odasının resmiydi bu. Duvarlarında asılı olan zımbırtılar, yerlerde gezen kıyafetler, dağınık yorgan ve bir yana fırlamış yastıkla, burası tam olarak da Elçin'in odasıydı. Ne bir eksik, ne de bir fazla. Perdesinden, halısına, yatağından, çalışma masasına kadar onun odası olduğunu bağırıyordu adeta.
Korkusu, siniriyle el ele vermiş, gitgide yükselip, sabır taşını çatlatmayı başarmıştı.
"Yeter artık! Çabuk bu şakaya son verin. Yoksa çok kötü şeyler olacak!" yazdı, sinirle.
Bu şakayı yapabilecek, düzenleyebilecek herhangi bir kişinin varlığından haberdar değildi Elçin. Aklına nedense Mert gelmişti. Bir köpek gibi süründürerek ayrılmıştı ondan. Sevgisinin bittiğini düşünmüş, ayrılır ayrılmaz da yeni tekliflere yeşil ışık yakmıştı.
Bütün bunlar, Mert'ten başkasının işi olamazdı. Başka bir alternatif daha yoktu.
Muhtemelen, kendisinden intikam almaya çalışıyordu...
"Şaka mı? Bu kadar ciddi bir sevgiye, daha önce maruz kalmadığından eminim." yazdı, adam.
"Aşağılık pislik! Polisi aramadan itiraf et kim olduğunu!"
"Biraz bekle. Buradan rahat olmuyor." yazdı.
"Off sıkıldım artık! Mert, sensin değil mi?"
5 dakika bekledi, cevap gelmedi.
10 dakika daha bekledi cevap yoktu.
"Merrrrttttt?" yazdı ve yolladı tekrar.
Artık sıkıldı ve sinirle Mert'in numarasını tuşladı. Yaklaşık 3-4 aydır iletişim kurmamıştı. Okulda görüyor ve yüzüne bile bakmıyordu. Ayrılan kendisi olduğu için, Mert'in; duyduğu pişmanlığı görmesini istemiyordu.
Dıt, dıt, dıt, dıt, dıt...Tam kapatacakti ki telefon açıldı.
"Aloooo?" dedi, Mert. Kalın sesiyle. Elçin, biraz dinlemek istedi, özlemişti çünkü.
Cevap vermeyince: "Alooooo?" dedi, ikinci kez.
"Alo, Mert."
"Sen kimsin?"
Yuh mk! sesimi unutmuş mu? diye geçirdi içinden.
"Elçin ben."
"Ne var? Neden aradın beni?" Görünen o ki, Mert hala ilk ayrıldıkları günkü kadar sinirliydi.
"Bilmemezlikten gelmeyi bırak." dedi, Elçin.
"Ne diyorsun sen?"
"Yaptığın şaka hiç hoş değil diyorum."
"Ne saçmalıyorsun kızım sen? Ne şakası?"
"Numara yapmayı bırak artık! Çözdüm işte, sensin o!"
"Tövbe tövbe çattık ya! Ne şakası kızım, balataları yaktın herhalde iyice!"
"Yaa Mert, tamam anladık. İşlettin, intikamını aldın. Korktum deli gibi burada. Uzatma artık."
"Deli midir nedir?! S.ktir git başımdan, rahatsız etme beni bir daha!" dedi ve suratına kapattı telefonu.
Elçin, telefonu kulağından usulca indirdi. Şakayı yapan Mert değil mi? Neden ikircikli oynuyor ki şimdi? Pislik Herif! diye geçirdi içinden. Sonra tuş kilidini açtı ve whatsapptan gelen bildirime dokundu. 'Aslı yine neler saçmaladı acaba?' diye düşünüyordu bir yandan.
Oysa beklediği gibi değildi.
Bilinmeyen, rehberinde kayıtlı olmayan, yurtdışına ait olduğunu düşündüğü, tuhaf bir numaradan mesaj gelmişti.
"Burası daha iyi." yazıyordu.
Korku bu kez, boğazına çökmüştü. Onun nefesini kesiyor ve ölmesini istiyordu sanki. Adamın profilini görüntüledi. Yine aynı sapık adamdı bu. Durumuna, instagrama yazdığı sözü yazmıştı.
'You're victim of my fatal love.'
@sizofrenkarinca 'nın özel isteğiyle etiket atılmıştır :D beybi yorumunu bekliyorum :*
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Cinsel Yaşam
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Dünya Kupası
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar