Savaşın Ortasında Komutansız Kalmaktır Babasız Kalmak

4 yaşında babasızlığı tatmış biri olarak yazıyorum bunları. 4 yaşımdan beri hayatımda bir baba figürü aradım, bulamadım... Ilk başlarda büyük erkeklere olan hayranlığım vardı. Lisede babam yaşlarındaki öğretmenlerimi hayranlıkla izlerdim. Sonra geçti ama babam hâlâ yoktu.


Parklara gitmişsinizdir hepiniz. Baba ve çocuk mutludur. Oyun oynuyorlardır. Çocuk babasının elinden tutmuştur. Kıskanırdım. Hâlâ kıskanıyorum. Baba ve kız çocuk muhabbetleri duyarım. Içimdeki boşluk sızlar. Gözlerim dolar. Yaşanmamış anılarımı özlerim. Kız arkadaşlarımın babaları vardı hep. Bir yere gittiğimiz zaman arabalarıyla gelirlerdi. Benim annemin hiç arabası olmadı. Beni de evime bırakırlardı. Özenirdim. Hiç yaşayamadım.


Savaşın Ortasında Komutansız Kalmaktır Babasız Kalmak


Babam benim ilkokula gittiğimi görmedi. Okuma yazma öğrendiğimi görmedi. Hiçbir mezunuyetimde, okul gösterimde, şiir okurken yanımda değildi. Okul konusunda en çok içimi acıtan her yıl anne baba mesleğiydi. Yılın ilk haftaları tüm öğretmenlerin bunu merak etmesinden nefret ettim. Ilkokulda sorun değildi. Ortaokul öğretmenlerimin çoğu babamı tanıyordu. Arkadaşlarım da biliyordu. Bu yüzden çok sorun etmezdim.


Babam anlatılanlara göre gerçekten müthiş biriymiş ve çoğu öğretmenler tarafından tanınırdı. Ancak liseye geçince her öğretmen tanımıyordu. Ilk başlarda arkadaşlarım öğrenmesin diye babam emekli öğretmen dedim annemin mesleğini söyleyip babamınkini atladım. Çünkü biliyordum babam yok deyince ufacık veletlerin verdiği tepkiyi. Acıyan gözlerle bakılmasından nefret ediyordum. Sonra farklı liseye geçtim ve artık doğruyu söylüyordum. Ne kadar heyecanlansam da üzülsem de babam vefat etti diyebiliyordum. Tepkiler yine aynı...


Savaşın Ortasında Komutansız Kalmaktır Babasız Kalmak


Baba kelimesi o kadar uzak ki bana... Bazen telaffuz edince yabancı geliyor ağzıma. Yakıştıramıyorum kendime. Heceleyemiyorum o 4 harfi. Sessiz sessiz ağlıyorum tek başıma. Yıllar geçince acım hafifler sandım ama hep kendimi kandırmısım. Hep daha fazla üzüldüm yokluğuna. Kalbim sıkışır boğazım düğümlenir onun için ağlarken. Varlığını hayal meyal hatırlıyorum. Bir kaç anı var geriye bir de her detayına kadar ölüm günü. Ölüm gününü ben her gün yaşıyorum içimde. Trafik kazası... Bir hatırladığım detay ise ben en çok babamı seviyordum. Annemden daha çok. Ama şimdi sorarsanız ben hâlâ en çok babamı seviyorum.


SİZİN HİÇ BABANIZ ÖLDÜ MÜ?


Benim bir kere öldü kör oldum
Yıkadılar aldılar götürdüler
Babamdan ummazdım bunu kör oldum
Siz hiç hamama gittiniz mi?
Ben gittim lambanın biri söndü
Gözümün biri söndü kör oldum
Tepede bir gökyüzü vardı yuvarlak
Şöylelemesine maviydi kör oldum
Taşlara gelince hamam taşlarına
Taşlar pırıl pırıldı ayna gibiydi
Taşlarda yüzümün yarısını gördüm
Bir şey gibiydi bir şey gibi kötü
Yüzümden ummazdım bunu kör oldum
Siz hiç sabunluyken ağladınız mı?



Arkadaşlarımın çoğu lise yıllarında babalarından nefret ederdi. Onları döven onlarla ilgilenmeyen babalar vardı. Onlara çok kızardım içimden. Ama benim babam gerçekten onlardan değildi. Buna adım gibi eminim.


Bunları buraya yazma nedenim kimseye anlatamıyorum içimdekileri. Annemle konuşamıyorum. Arkadaşlarıma anlatamıyorum. Ilk Bence'mdi. Xper gibi amacım asla yok. Okuduğunuz icin Teşekkürler...

Savaşın Ortasında Komutansız Kalmaktır Babasız Kalmak
Cevapla