Hayatımızda Biliyor Olmamız Gereken Kişiler

Bu bence umarım herkesçe olacak bir bence olur.


Ne yazık ki geçmişten günümüze yaşayan bir çok değer unutulup gitmeye yüz tutmuştur. Hayatımızda hiç etkisi olmayan insanları hayatımızın her alanına dahil ederken bizim bu günlere gelmemizde hakkını ödeyemeyeceğimiz kişileri hiç öğrenmedik. Adlarını belki duyduk kitaplarda , okullarda sınavda çıkar kesin sorulur diye ezberledik. Ancak kim bu kişiler hiç merak etmedik. Boynumuzda dövmemizde duvardaki resmimizde yer alan bizimle hiç bir alakası olmayan insanları dilimzden düşürmedik. İşte bugünlere gelmemizde asıl emeği geçenlere bu bence;


Hayatımızda Biliyor Olmamız Gereken Kişiler


Hun İmparatoru Atilla


Otto Maenchen-Helfen, "Hunların Dünyası" adlı çalışmasında elindeki verilerden hareketle Hunların yöneticilerinin ve halkının büyük çoğunluğunun Türk dili konuştuğunu savunmuştur. Ayrıca David Christian ise, Hun konfederasyonunun içinde çok sayıda Türk dili konuşanların varolma ihtimalinden bahsedererek Attila zamanında karadenizin kuzeyinden Hazar Denizi'nin doğusuna kadar uzanan bozkırda Türk dili konuşanların bulunduğunu aktarmaktadır. 350 yılında Asya bozkırlarından batı yönünde harekete geçmişler; dönemlerine göre çok gelişmiş silah ve donanımları, yüksek hızları ve üstün savaş taktikleriyle önlerine çıkan kavimleri sürerek ya da egemenlik altına alarak Avrupa'nın neredeyse tamamını işgal etmişlerdir. Hunların baskısıyla oluşan bu büyük hareketlilik Avrupa'nın sosyal, kültürel, demografik yapısını alt üst eden ve bugünkü yapının temellerini oluşturan Kavimler Göçü'nü (375 )başlatmıştır. Katalon Savaşı 451 yılında 200 er bin kişilik iki ordunun (Roma ve Hun) 24 saatlik büyük çarpışmasının yaşandığı savaştır. Atilla bu savaşta Galyayı alarak Roma ordularını bozguna uğratmıştır. 453 yılında Atilla farklı görüşlerin olduğu iddialarla hayatını kaybetmiştir.


Hayatımızda Biliyor Olmamız Gereken Kişiler


Bilge Kağan;


683 yılında doğan ve İkinci Göktürk Devletinin kağanı olan Bilge kağan Türk tarihinin en önemli figürlerinden biridir. Babası Doğu Göktürk Kağanlığı’nı yeniden kuran İlteriş Kağan, annesi İlbilge Hatun'dur. 8 yaşında babasını yitiren Bilge Kağan, 24 yıl boyunca Göktürk Devleti kağanlığı yapan amcası Kapağan Kağan’ın elinde büyüdü.32 yaşında Göktürk devletinin başına geçti. Devletin yönetimini ele alan Bilge Kağan’ın ilk işi iyi bir yönetim oluşturmak oldu. Bunun için, ordunun başına kardeşi Kül Tigin’i, vezirliğe de Tonyukuk’u getirdi. Devlet yönetme konusunda çok etkili olan Bilge Kağan döneminde yazılan (732 yılında ) Göktürk Yazıtları Türk tarihi açısından eşsiz bir değer taşımaktadır. Orhun Yazıtları, bugünkü Moğolistan'da, Baykal Gölünün güneyinde, Orhun nehri vadisinde, Koşo Çaydam gölü yakınlarındadır. 48. enlem ve 107. boylam arasında kalan bölgededir.


https://www.dailymotion.com/video/x215ucf_orhun-yazitlarinin-onemi-nedir_school


Bilge Kağan ın size seslenişi;


Tanrı gibi gökte olmuş Türk Bilge Kağanı, bu zamanda oturdum. Sözümü tamamiyle işit. Bilhassa küçük kardeş yeğenim, oğlum, bütün soyum, milletim, güneydeki Şadpıt beyleri, kuzeydeki Tarkat, Buyruk beyleri, Otuz Tatar ……….. Dokuz Oğuz beyleri, milleti! Bu sözümü iyice işit, adamakıllı dinle: Doğuda gün doğusuna, güneyde gün ortasına, batıda gün batısına, kuzeyde gece ortasına kadar, onun içindeki millet hep bana tâbidir. Bunca milleti hep düzene soktum. O şimdi kötü değildir. Türk kağanı Ötüken ormanında otursa ilde sıkıntı yoktur. Doğuda Şantung ovasına kadar ordu sevk ettim, denize ulaşmama az kaldı. Güneyde Dokuz Ersin’e kadar ordu sevk ettim, Tibet’e ulaşmama az kaldı. Batıda İnci nehrini geçerek Demir Kapı’ya kadar ordu sevk ettim. Kuzeyde Yir Bayırku yerine kadar ordu sevk ettim. Bunca yere kadar yürüttüm. Ötüken ormanından daha iyisi hiç yokmuş. İl tutacak yer Ötüken ormanı imiş. Bu yerde oturup Çin milleti ile anlaştım. Altını, gümüşü, ipeği ipekliyi sıkıntısız öylece veriyor. Çin milletinin sözü tatlı, ipek kumaşı yumuşak imiş. Tatlı sözle, yumuşak ipek kumaşla aldatıp uzak milleti öylece yaklaştırırmış. Yaklaştırıp, konduktan sonra, kötü şeyleri o zaman düşünürmüş. İyi bilgili insanı, iyi cesur insanı yürütmezmiş. Bir insan yanılsa, kabilesi, milleti, akrabasına kadar barındırmazmış. Tatlı sözüne, yumuşak ipek kumaşına aldanıp çok Türk milleti, öldü;



Hayatımızda Biliyor Olmamız Gereken Kişiler


Göktürk yazıtları kaplumbağa heykellerinin sırtında dikili üç taştan oluşmaktadır. Tonyukuk anıtı 716, Köl Tigin (Kültigin) anıtı 732, Bilge Kağan anıtı 735 yılında dikilmiştir. Köl Tigin yazıtı, abisi Bilge Kağan'ın ağzından yazılmıştır. Anıtların olduğu yerde yalnızca dikilitaşlar değil, yüzlerce heykel, balbal, şehir harabeleri, taş yollar, su kanalları, koç ve sunak taşları bulunmuştur.


https://www.eba.gov.tr/video/izle/27875e0f0b09f41834a1faa42b61da3bb6a0a2d09c001


Köktürk alfabesini Orhun anıtlarından öğrendik. Onun için Köktürk alfabesi daha çok Orhun alfabesi olarak anılır. Köktürk yazısı, Türk yazı dilinin ilk asırlarında ve özellikle 5. ve 9. yüzyıllar arasında yaygın olarak kullanıldı. Fakat Türkistan'da, bu yazı ile yazılmış, Milattan çok öncesine ait bazı kaya yazıları da bulunmuştur.


Hayatımızda Biliyor Olmamız Gereken Kişiler


Köl Tigin, kon yılka yiti yirmike "koyun yılının on yedisinde" (27 Şubat 731) ölmüştür. Cenaze töreni 1 Kasım 731'de yapılmıştır. Köl Tigin yazıtı ise 21 Ağustos 732'de dikilmiştir. Kül Tigin in yazıtlarda anlatılanlardan çok iyi bir ordu kumandanı ve asker olduğunu görüyoruz. Bilge kağan yazıtta eğer kardeşim Kül Tigin olmasıydı Türk milleti Çin e esir düşmüş ölmüş yok olmuş gitmişti der. Kardeşinin ölümüne çok üzülen Bilge Kağan ağlayamadığını milletinin karamsarlığa düşmemesi için göz yaşlarını gizlediğini belirtmiş yazıtında.


Hayatımızda Biliyor Olmamız Gereken Kişiler


Ben Bilge Tonyukuk’um. Çin ülkesinde doğdum. Türk milleti Çin’de tutsak idi. Türk milleti hanını bulmayınca Çin’den ayrıldı, han sahibi oldu. Hanını bırakıp yine Çin’e tutsak düştü. Tanrı şöyle demiş: Han verdim, hanını bırakıp tutsak düştün. Tutsak düştüğün için Tanrı öldürdü. Türk milleti öldü, bitti, yok oldu. Türk Sır milletinin yerinde boy kalmadı. Ormanda, dışarıda kalmış olanlar toplanıp yedi yüz er oldular. İki bölüğü atlı idi, bir bölüğü yaya idi. Yedi yüz kişiyi idare edenlerin büyüğü şad idi; danışman ol dedi, danışmanı ben oldum, Bilge Tonyukuk. (Şadı) kağan mı yapayım diye düşündüm. Arık boğa ile semiz boğa arkada oldukça; semiz boğa mı, arık boğa mı bilinmezmiş diye düşündüm. Bunun üzerine, Tanrı akıl verdiği için onu ben kağan yaptım. İlteriş Kağan olunca, Bilge Tonyukuk Boyla Baga Tarkan ile İlteriş, güneyde Çinli’yi, doğuda Kıtay’ı, kuzeyde Oğuz’u pek çok öldürdüler. Danışmanı, yardımcısı ben idim. Çogay’ın kuzeyi ile Kara Kum’da oturuyorduk.


Hayatımızda Biliyor Olmamız Gereken Kişiler


Mutluluğa götüren bilgi adlı eserin yazarı Türk siyasetçi ve düşünür Yusuf Has Hacib. Karahanlı Devleti zamanında yaşayan ve eğitimini Balasagun'da alan Has Hacib e önceden Balasagunlu Yusuf denilirmiş. Yusuf Has Hacib, Türk dili ve edebiyatı için temel bir eser olan Kutadgu Bilig (Kutlu kılan bilgi) kitabına Allah'a hamd, Peygamber'e ve Dört Halifeye teşekkürle başlar.Yusuf Has Hacib, astronomi bilimini öğrenmek isteyenlerin, önce geometri ve hesap kapısından geçmesi gerektiğini söylemiştir: “Aritmetik ve cebir, insanı kemâle ulaştırır; toplama, çıkarma, çarpma, bölme, bir sayının iki katını, yarısını ve kare kökünü alma işlemlerini bilen, yedi kat göğü avucunun içinde tutar. Her şey hesaba dayanır.” düşüncesini kitabına aktarmıştır.Kutadgu Bilig 6645 beyitlik bir eserdir. Eserde iki dünya hayatında mutluluğa nasıl ulaşılacağı neler yapılması gerektiği üzerinde durulmuştur.Yusuf Has Hacib, Türk edebiyatındaki ilk siyasetnameyi yazmıştır. Türk edebiyatında ilk nazım şeklini de o kullanmıştır. Bu nazım şekli de mesnevidir. Bundan dolayı ona Yusuf Has Hacib denilmiştir.


Kaşgarlı Mahmud ;


"Ant içerek söylüyorum, ben Buhara'nın, sözüne güvenilir imamlarının birinden ve başkaca Nişaburlu bir imamdan işittim. İkisi de senetleri ile bildiriyorlar ki, Yalvacımız (Peygamber), kıyamet belgelerine, ahir zaman karışıklıklarını ve Oğuz Türklerinin ortaya çıkacaklarını söylediği sırada Türk dilini öğreniniz, çünkü onlar için uzun sürecek egemenlik vardır buyurmuştu. Bu söz (hadis) doğru ise sorguları kendilerinin üzerine olsun Türk dilini öğrenmek çok gerekli bir iş olur. Bu doğru değil ise akıl bunu emreder. Tanrı, Türk burçlarını yükseltmiş ve onların mülkleri üzerinde felekleri döndürmüştür. Tanrı onlara Türk adını vermiş ve yeryüzüne ilbay kılmış, hakanları onlardan çıkartmıştır. Dünya uluslarının yularların onlar eline vermiş, herkese üstün kılmıştır. Onlarla birlikte çalışanları aziz kılmış ve Türkler onları her dileklerine ulaştırmış, kötülerin şerrinden korumuştur. Onlara hedef olmaktan korunabilmek için, aklı olana düşen şey, onların yolunu tutmak, derdini dinletebilmek gönüllerini alabilmek için dilleriyle konuşmaktır."


Hayatımızda Biliyor Olmamız Gereken Kişiler


Bulunuşuyla birlikte Türk dili tarihinin yeniden yazılmasını sağlayan ve Türkçenin karanlıktaki pek çok konusunu aydınlatan Divanü Lugati’t-Türk’ü bizlere kazandıran, Türklük biliminin (Türkoloji) kurucusu, Türk sözlükçülüğünün atası Kâşgarlı Mahmud’un hayatı hakkında ne yazık ki ayrıntılı bilgi bulunmamaktadır. 1008 - 1105 yılları arasında yaşadığı düşünülmektedir. Kâşgarlı Mahmud adıyla tanınsa da eserinde babasının Barsganlı olduğu bilgisini vermesinden yola çıkılarak kendisinin de doğum yerinin Barsgan olduğu düşünülmektedir. Kaşgarlı Mahmud'un eserinde sürekli olarak Kâşgar’ı övmesi,hakanın yaşadığı şehir olarak nitelemesi, Kâşgar çevresindeki Adıg, Kası, Opal gibi yerleşim birimlerini kendi ili diye anması, o dönemde bir kültür merkezi olan Kâşgar’da yetişmiş olması bu büyük dil bilgininin Kâşgarlı adıyla anılmasını sağlamıştır. Kaşgarlı Mahmut Orta asya dan Anadolu ve Bağdat a kadar tüm Türk yurtlarını gezerek lehçelerini incelemiş , Türklerin kültür ve yaşayışları ile ilgili kitabında ayrıntılı olarak bilgiler vermiştir. 1074 yılında tamamlandığı düşünülen bu eser tesadüf eseri İstanbul'da bir sahafçıda bulunmuştur. İstanbul'da Ali Emiri'nin (1857-1923) eline geçen Sâvî'nin nushası Sadrazam Tal'at Paşa'nın (1874-1921) aracılığı ile Kilisli Rıfat Bilge'nin (1873-1953) gözetiminde basılmış hemen bütün dünya Türkologlarının ilgisini çekmiştir.Divân Batıda ilgi uyandırmış, 1928 yılında C. Brochkelmann Kaşgarlı üzerinde araştırmalar yapmıştır. Dünyada ki tek yazması bugün İstanbul’da Millet Kütüphanesi'nde muhafaza edilmektedir.


Hayatımızda Biliyor Olmamız Gereken Kişiler



Onbirinci Yüzyılda Kaşgarlı Mahmud'un Çizdiği Dünya Haritası Türklerin bulunduğu bölgeleri göstermek amacıyla çizilmiştir. Daire şeklinde olan haritanın çevresinde Doğu, Batı, Kuzey, Güney yönleri belirtilmiş, bazı deniz ve ırmaklar gösterilmiştir.


Bu haritanın özelliği Japonya dan dünya haritasında ilk olarak bahsedilmiş olmasıdır.Yani ilk Japon haritasının 11. yüzyılda Kaşgarlı Mahmud tarafından çizildiği bir gerçektir.


Dağlar kırmızı, nehirler kurşûnî, denizler yeşil ve kumluk sahalar ise sarı renkle gösterilmiştir. Haritanın merkezinde Türk hükümdarlarının oturdukları Balasagun kenti mevcuttur. Öteki kentler ve yerler Balasagun'a göre düzenlenmiş, yönler ise Orhun Yazıtları'nda gördüğümüz eski Türk geleneğine göre belirlenmiştir.


Kaşgarlı Mahmud'un bu haritası, Türkler tarafından çizilen daire şeklinde olan ilk Dünya haritasıdır.



Ahmet Yesevi;


Hayatımızda Biliyor Olmamız Gereken Kişiler



Ahmet Yesevi ,Türklerin manevî hayatına asırlarca hükmeden, Türk halk sufilik geleneğinin kurucusu; Arslan Baba’dan teslim aldığı emaneti, insanlara “hikmet”leri aracılığı ile damla damla özümseten; kutsal emaneti Horasan Erenleriyle dünyanın dört bucağına ulaştıran; Türk diliyle yazdığı hikmetleriyle dilimizin gelişmesi ve zenginleşmesine büyük katkısı olan, “Pîr-i Türkistan”, Büyük Veli, öncü şair ve bilim insanıdır.


Ahmet Yesevi’nin hayatı hakkında eldeki bilgiler, Çimkent şehrine bağlı Sayram kasabasında, bazı kaynaklara göre ise bugünkü adı Türkistan olan Yesi’de doğduğudur. Doğum tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte, 1093 yılında doğduğu, 73 yıl yaşadığı ve 1166 yılında vefat ettiği kabul edilmektedir.


Babası Sayram’ın meşhur mutasavvıflarından olan İbrahim Ata (İbrahim Şeyh), annesi ise Sayramlı Musa Şeyhin kızı Ayşe Hatun’dur. Yedi yaşındayken annesini, ardından babasını kaybetmiş ve ablası Gevher fiehnaz tarafından büyütülmüştür.


Ahmet, manevî eğitimini Yesi’de devrin meşhur mutasavvıfı Arslan Baba’dan almıştır. Daha sonra Buhara’ya giderek Yusuf Hemedani’nin yanında manevi eğitimini tamamlamış bir süre sonra da Yesi’ye dönerek, hayatının kalan kısmını insanlara manevi bilgilerini aktarak geçirmiştir. Altmış üç yaşına geldiğinde tekkesinin avlusuna yaptırdığı çilehaneye girmiş ve ömrünü burada tamamlamıştır. Türbesi, Türkistan şehrindedir.


Yahya Kemal, Ahmet Yesevi’nin Türk tarihi bakımından önemini; “fiu Ahmet Yesevi kim, bir araştırın, göreceksiniz, bizim milliyetimizi asıl onda bulacaksınız.” sözleriyle ifade eder.



Tasavvufi Türk halk şiirinin öncüsü olan Ahmet Yesevi, düşüncelerini yayabilmek için millî nazım şekli olan dörtlüklerle, hece vezninde, yalın bir Türkçeyle şiirler yazmıştır. “Hikmet” adı verilen ve Divan-ı Hikmet adıyla bir kitapta toplanan şiirler, ‹slamiyetin Türkler arasında yayılmasında büyük rol oynamıştır.



Hayatımızda Biliyor Olmamız Gereken Kişiler


Sultan ALPARSLAN;


Büyük Selçuklu Devleti hükümdarı. Selçuklu Devletinin kurulmasında önemli rolü olan Horasan valisi Çağrı Bey'in oğludur. 20 Ocak 1029’da doğanAlparslan iyi bir tahsil gördükten sonra Malazgirt le birlikte hayatında sayısız zafer kazanarak mertliği ve iyi kumandanlığı ile ün salmıştır.


1070 yılında Alparslan, Horasan ve Irak ordularının başında Azerbaycan’a girerek sınırdaki kaleleri fethetmiş oradan Van Gölü'nün kuzeyine geçerek Malazgirt önüne gelmiştir. Diyarbakır'dan Elcezire’ye oradanda Urfa’yı geçen sultan Alparslan’ı Mısır’ı almaya için 1071 yılında Selçuklu ordusunu Halep’te topladı.


Alparslan’ın Mısır Seferine çıktığını öğrenen Bizans İmparatoru Diyojenes son bir hamle yapmayı düşündü. 13 Mart 1071’de 200.000 kişilik Bizans ordusu İstanbul’dan yola çıktı. İmparator, halkına büyük zaferle dönmeyi vad etmiştir. Bizans kuvvetleri ile ilk çarpışma Ahlat’ta oldu. Bizanslılar bozuldu. Malazgirt’e doğru devamlı yol alan Alparslan 24 Ağustos günü Malazgirt’in doğusundaki Rahva Ovasına ulaştı. 26 Ağustos Cuma günü askerlerini toplayan Alparslan son derece kurnazca bir harp taktiği planlamıştı. Hilal şeklinde yaydığı ordusuyla akşama kadar Malazgirt meydanında dövüşmüştür. 200.000 kişilik Bizans ordusu o gün savaşı kaybetmiş Anadolu Türk hakimiyetine girmiştir.


Hayatımızda Biliyor Olmamız Gereken Kişiler


Ortaçağ kaynakları açık şekilde şunu söylüyor; 'Sultan Alparslan bir Cuma Camii'ne defnedildi. Dönemin kaynakları Sultan'ın cenazesinin Merv'e getirilip, Cuma Camii'ne defnedildiğini gösteriyor. Bu bilgiden hareketle ; 'Merv'de bulunan üç tane Cuma Cami'si mevcut. Bunlardan birisi Beni Mahan Cuma Camisi, diğeri Mescid-i Atik ve bir diğeri de Macan Cuma Cami'sidir." Türbenim Manah ta olduğu düşünülmekte ve çalışmalar burada TİKA tarafından gerçekleştirilmektedir. Amuderya nehri üzerinde bulunan Hana kalesini komutanı, batıni sapık fırkasına mensup Yusuf el-Harezmi tarafından hançer ile yaralanarak 25 Ekim 1072 tarihinde; “Her ne zaman düşman üzerine azmetsem, Allahü tealaya sığınır, O’ndan yardım isterdim. Dün bir tepe üzerine çıktığımda, askerimin çokluğundan, ordumun büyüklüğünden bana, ayağımın altındaki dağ sallanıyor gibi geldi. “Ben, dünyanın hükümdarıyım. Bana kim galip gelebilir?” diye bir düşünce kalbime geldi. İşte bunun neticesi olarak, cenab-ı Hak, aciz bir kulu ile beni cezalandırdı. Kalbimden geçen bu düşünceden ve daha önce işlemiş olduğum hata ve kusurlarımdan dolayı Allahü tealadan af diliyor, tövbe ediyorum. La ilahe illallah Muhammedün resulullah!...” diyerek şehid oldu.



Hayatımızda Biliyor Olmamız Gereken Kişiler


Mevlâna 30 Eylül 1207 yılında bugün Afganistan sınırları içerisinde yer alan Horasan Ülkesi’nin Belh şehrinde doğmuştur. 1222 yılında Karaman’a gelen Mevlana ve ailesi burada 7 yıl kaldılar. Mevlâna 1225 yılında Şerefeddin Lala’nın kızı Gevher Hatun ile Karaman’da evlendi. Bu evlilikten Mevlâna’nın Sultan Veled ve Alâeddin Çelebi adlı iki oğlu oldu. Mevlâna 15 Kasım 1244 yılında Şems-i Tebrizî ile karşılaştı. Mevlâna Şems’de “mutlak kemâlin varlığını” cemalinde de “Tanrı nurlarını”görmüştü. Ancak beraberlikleri uzun sürmedi. Şems aniden öldü.Mevlâna Şems’in ölümünden sonra uzun yıllar inzivaya çekildi. Daha sonraki yıllarda Selâhaddin Zerkûbî ve Hüsameddin Çelebi, Şems-i Tebrizî’nin yerini doldurmaya çalıştılar. Mutasavvıf filozof ve islam alimi olan Mevlana bir gönül insanı olarak davranış ve eserleriyle insan sevgiini hakka olan sevgisini dile getirmiştir.


Size, gizlide ve açıkta Allah’tan korkmayı, az yemeyi, az uyumayı, az konuşmayı, isyan ve günahları terk etmeyi, oruç tutmayı, namaza devam etmeyi, sürekli olarak şehveti terk etmeyi, bütün yaratıklardan gelen cefaya tahammüllü olmayı, aptal ve cahillerle oturmamayı, güzel davranışlı ve olgun kişilerle birlikte bulunmayı vasiyet ediyorum. İnsanların en hayırlısı, insanlara yararı olandır. Sözün en hayırlısı, az ve anlaşılır olanıdır. 17 Aralık 1273 de Konya vefat etmiş ve kabri burada bulunmaktadır.



Yunus Emre;


Hayatımızda Biliyor Olmamız Gereken Kişiler



Yunus Emre, Anadolu'da Türkçe şiirin öncüsü olan mutasavvıf ve filozof, Anadolu'da yaşamış tasavvuf ve halk şairlerinden biridir. Türk İslam düşünürü aynı zamanda iyi bir insan sevdalısır. 1991 yılı UNESCO tarafından Yunus Emre'nin doğumunun 750. yılı olarak anılmıştır.


Yûnus Emre nin, Hicri 648 (M. 1240) yılında doğduğu 82 yıllık bir dünya hayatından sonra Hicri 720 (M. 1320) yılında vefat ettiği düşünülmektedir.


Kabrinin yeri tam olarak bilinememektedir.



İbn-i Sina


Hayatımızda Biliyor Olmamız Gereken Kişiler



Ailesi Belh´ten gelerek Buhara´ya yerleşmişti. İbni Sinâ, babası Abdullah, maliyeye ait bir görevle Afşan´dayken orada doğdu. Olağanüstü bir zekâ sahibi olduğu için daha 10 yaşındayken Kur an-ı Kerim i ezberledi. 18 yaşında çağının bütün ilimlerini öğrendi. 57 yaşındayken Hemedan´da öldüğü zaman 150´den fazla eser bıraktı. Eserleri Latince ye ve Almanca ya çevrilmiş, tıp, kimya ve felsefe alanında Avrupa ya ışık vermiştir. Latinler tarafından Avicenna adıyla anarlar ve eski Yunan bilgi ve felsefesinin aktarıcısı olarak görürler.


Mimar Sinan;


Hayatımızda Biliyor Olmamız Gereken Kişiler


Abdulmennan oğlu Sinan , Osmanlı döneminden günümüze bir çok eser bırakan mimarımızdır. Selimiye Camii ile Sultan Ahmet Camii en önemli eserlerindedir. Mimar Sinan 81 camii, 51 mescit, 55 medrese, 26 darül-kurra, 17 türbe, 17 imarethane, 3 darüşşifa (hastane), 5 su yolu, 8 köprü, 20 kervansaray, 36 saray, 8 mahzen ve 48 de hamam olmak üzere 375 eser yapmıştır. Ayrıca, Edirne ilindeki Selimiye Camisi Dünya Kültür Mirası listesindedir.


Süleyman Şah tan tutunda Ertuğrul Gazi , Osman bey, Fatih Sultan Mehmet Han, Yavuz Sultan Selim, Abdülhamit Han, Mehmet Akif Ersoy, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve günümüze kadar gelen adları çok bilinmeten kahraman yiğit ve mert Türk büyüklüklerini tanımamız yaşamlarını okumamız incelemiz doğdukları toprakları görmemz çocuklarımıza öğretip kabirlerini ziyaret edip dua edip Allahtan rahmet dilemeliyiz.


Geçmişimizi en iyi şekilde öğrenip geleceğimize aktaramazsak temelsiz bir bina gibi her sarsıntıda yıkılmaya mahkum oluruz.


Sevgilerimle.......



Hayatımızda Biliyor Olmamız Gereken Kişiler
Cevapla