Albert Einstein
Hepimiz ismini biliyoruz. Yaptığı keşifler, bulduğu formüller sayesinde bugün daha iyi bir dünya da yaşıyoruz. Peki ama onu ne kadar tanıyoruz ? Hadi gelin sizler için özel hazırladığım benceye göz atalım :)

---> Enistein 1879 yılında Almanya'nın Ulm kentinde doğar. Dindar Yahudi bir aileden gelen Einstein Almanya'yı ,doğduğu toprakları, çok sevmesine rağmen daha sonra Nazi Parti'sinin iktidarı ele geçirmesiyle ülkesini terk edecektir.

Sevimli bir çocukmuş bence :)
Tanrı'nın düşüncelerini matematik şeklinde bilmek istiyorum.
---> Çocukken derslerinde çok başarılı değildi. Öyle ki konuşmayı ancak 4 yaşında sökebildi. İlkokulda ise derslerinden hep kırık getiriyordu. Hata ilkokul hocası “Kafası asla fiziği almayacak” diye karnesine not düşmüştü. Üniversite de ise sadece matematik, fizik, felsefe ve kemana ilgi duyuyordu. Jeolojiden nefret ediyor. Biyolojiyi ise sıkıcı buluyordu.

Ben, dünyanın yasalara dayalı uyumunda kendini açığa vuran Spinoza’nın Tanrı’sına inanıyorum, insanlığın işlerini yapan ve kaderi belirleyen bir Tanrı’ya değil.
---> Üniversiteden mezun olduktan sonra iş bulamadı. Bir ara hayat sigortacısı olmaya bile çabaladı. Ancak hayat yine gülmeyecekti ona. Daha sonra ise bir arkadaşı vasıtasıyla bir süre patent işiyle uğraştı. 1909 yılında patent ofisinden ayrılır.
---> 1905 yılında 4 tane çok önemli makale yayınlar. Bu 4 makale çok önemli 4 soruya ışık tutuyordu. Ve o ünlü E=mc² formülü de ortaya çıkıyordu. Ancak makaleler o yıl beklenen etkiyi göstermiyor ve ilgisiz kalıyor.
-Işığın Oluşumu ve Dönüşümü Üzerine Bir Görüş
O dönemde bir problem vardı. Işık dalga mı? Yoksa tanecik mi diye? Özellikle çift yarık deneyleri ile ışığın artık dalga olduğuna kesin bakılıyordu. Ancak halen açıklanamayan bazı problemler vardı. Bunlar kara cisim ışıması ve fotoelektirik idi. İşte Einstein bu makalesiyle fotoelektiriği açıklar ve Nobel ödülünü kazanır. Nobel komitesi o dönem halen görelilik tartışmaları nedeniyle Einstein'e bu keşfi nedeniyle ödülü verir. Yoksa Genel Görelilik teorisinin yanın da bu açıklaması kumsaldaki kum tanesi gibi.

-Durağan Bir Sıvı İçindeki Asıltı Parçacıklarının Moleküler Kinetik Kuramı Çerçevesindeki Hareketleri Üzerine
Brown teorisini destekleyen Einstein'ın önemli bir katkısı. Peki nedir Brown teorisi? Gaz taneciklerinin boşlukta izlediği gelişi güzel yörüngeyi açıklayan bir teori. Maalesef insanlar Einstein'ı sadece E=mc² ve görelilikten biliyorlar. Oysa bir sürü konuda makaleleri var.

-Hareketli Cisimlerin Elektrodinamiği
Özel görelilik konusunu aldığı makalesi. O dönem fazla ilgi görmedi. Zaten Einstein da yeniden bu konuları incelediğinde çok basit bir açıklama yaptığını kendi de fark eder. Çünkü özel görelilik sadece ivmesiz hareket için bir açıklama içeriyordu. Peki ya ivmeli olursa? İşte bu sorunun cevabı olarak asıl dehası olan Genel Göreliliği açıklar ki bu dehasının müthiş bir göstergesidir. Bunu anlatacağım size inanılmaz bir teori!
Ben geleceği hiç düşünmem, ne de olsa gelecektir.
-Bir Cismin Eylemsizliği Enerji İçeriğine Bağlı mıdır?
Ünlü formülü E=mc² yi gösterdi. Bugün Einstein deyince akla bu formül geliyor. Bu formülün bize en büyük katkısı ise küçük moleküllerden devasa enerji çıkarılabileceğini göstermesi. Düşünsenize aslında Dünya'da enerji sorunu diye bir şey yok. Ancak kötü insanlar her şeyi tersine çevirmeyi başarırlar. Tüm insanlık için kurtuluş olabilecek bir durumu tüm dünyayı batırabilecek silahlar yaparak kullanırlar.
Ben Atomu İyi Bir Şey İçin Keşfettim Ama İnsanlar Atomla Birbirlerini Öldürüyorlar.
Genel Görelilik Teorisi
Genel görelilik teorisi apsislerin devinimi de açıklamaktır. Buna göre tam çembersel bir yörünge seyretmek yerine kütlenin olduğu yere doğru bir devinim olacaktır.
Einstein'nin genel görelilik kuramı, özel görelilik ve Newton'un Evrensel Kütle Çekim yasasını da kapsayan ivmeli harekette de göreliliği uygulanabilir kılan efsane teorisidir. Bu teori uzay zaman için genellenerek Uzay Bükülmesi teorisinin doğmasına neden olmuştur. Bu da bugün modern fiziğin en değerli açıklamalarından biridir. Ayrıca zaman genleşmesini de açıklıyor. Çok karışık denklemleri var ancak ben size daha ilginizi çekecek bir şeyi anlatmak istiyorum o da yer çekimi :)

Bu teoriye göre yer çekimi yok evet yok! Nasıl mı yok? Yukarıdan bırakılan her cisim bildiğiniz gibi kütlesinden bağımsız bir biçimde belli bir ivme içinde hızlanarak yere düşerler. Bir fil ile bir demir bilyeyi hiç fark etmez. Hepsi aynı saniye ve hızda düşerler. Bu ivme g diye ifade edilir ve yaklaşık 10m/sn² dir. Peki ama onları hızlandıran nedir? Yer çekimi kuvveti mi? Aslında böyle bir kuvvet yok. Çünkü hiçbir cisim çekildiği için hızlanmaz. İtildiği için hızlanır. Newton o dönem bunu açıklayamadığı için bunu yer çekimi diye açıklamıştır. Ancak gerçekten olan yerçekimi değil uzay itmesidir. Cisimler sahip oldukları kütleler nedeniyle uzayı bükerler bu da cisimlerde bir itmeye neden olur. Yani aslında yer çekimi diye bir şey yoktur. Yer çekmez aksine uzay iter.
Einstein bulduğu formüllerle evrene daha farklı bir şekilde bakmamızı sağlamıştır.
Delilik: Aynı şeyleri tekrar tekrar yapıp farklı sonuçlar beklemektir.
Okuduğunuz için teşekkür ederim. Bu birinci bencemdi. İkinci bencemde de buluşları kadar renkli olan özel hayatı, sanata ve felsefeye bakış açısını ve son yıllarını yazacağım.
Devamı gelecek . . .
Sevgiyle kalın,
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Cinsel Yaşam
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Dünya Kupası
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer
En İyi Cevaplar