Mahsun kırmızıgül,''MUCİZE'' filmi,''AT'' ve HARUN ABİ

Eveeeet nihayet bende izlemiş oldum,ne ağladık ne ağladık,mendillerinizi hazırlayın,buğra bile ağladı ya dayanamadı...gibi yorumlarla desteklenen filmimizi.


Mahsun kırmızıgül,''MUCİZE'' filmi,''AT'' ve HARUN ABİ




Sanırım hepimiz aynı detayları fark ettik,acılı müzik,gerekli gereksiz politik detaylar vesaire ve sürekli 'AZİZ' karakterinin etrafında dönen kameralar.Belli ki konu AZİZ üzerinden gidecek ya da onun üzerinden bağlanacak.Yanlış anlamayın filmi eleştirmeyeceğim,özellikle AZİZ i oynayan MERT TURAK fazlasıyla başarılı,kızını getiren babanın bakışları yeterince anlam ve ifade içeren ve oyuncunun çiçek taksi gibi dizilerde ziyan olduğunu gösteren bir kanıt adeta...Muhtarın ümitsizliği,öğretmenin sevimliliği çok güzel,çok başarılı... Zaten müziklerle resmen dayak yedim,güneydoğu anadolu esintileriyle dövdüler beni ama ben en çok AT'a üzüldüm...En çok atın olduğu sahnelerde ağladım...Siz neye ağladınız bilmiyorum...Atın o karşılıksız sevgisi ve sadakati ağlattı beni,hele ki bir sahnede bağlı olduğu halde sahibine yetişme çabası,geri geri şaha kalkıp bir insandan dahi beklenmeyecek bir çaba göstermesi ağlattı beni.Sahi insan demişken,HARUN abi geldi aklıma.Aziz e benzerdi,konuşma sıkıntısı daha azdı peltekde olsa konuşurdu,fiziki görünümü normaldi ama o da aynı Aziz gibi yorgun,kirli,telaşlı ve iletişim konusunda sıkıntılıydı he bir de o da evlenmeyi çok istiyordu kısmet olmadı…küllükleri parmaklarıyla temizleme,tertip düzen konusunda takıntılı,pis kokulu ve halk arasında deli diye adlandırılan fakat borcuna ve insanlığa akıllılardan daha fazla sahip çıkan bir abiydi…İnanılmaz keyifli bir sohbeti ve daha iyi olduğu zamanları hatırlayan bir hafızası vardı…Harun abiden birkaç diyalog yazarak kendisini anıp filmimize dönelim..


Çay ocağının önünde,namazdan yeni çıkmış yaşlılar oturuyor,Harun abi bir sinirle içeri giriyor ve şu cümleyi kuruyor; Allah ‘ı bir bulsam…(şöyle yapıcam,böyle yapıcam benzeri küfür veya şiddet belirten cümleler..töbe est.)


--Abi ne oldu? Neden böyle sinirlisin?


Harun abi biraz sakinleşiyor kendine geliyor ve hüzünlü bir halde cevap veriyor;


-Ben aslında Allah’ımı çok seviyorum,çok seviyorum ama beni bu g.tverenlere muhtaç etti diye kızdım..


(camiden çıkan cemaatten bir yaşlı amcaya, Allah kabul etsin demek için elini uzatmış abimiz,yaşlı amca da pis diye sıkmamış abimizin elini)


Neyse ne diyorduk? Heh at..En çok ata üzüldüm ben,Aziz ‘e de üzüldüm ama daha çok ata.Çünkü ne zaman nerede Aziz’e benzeyen bir güzel insan görsem üzülmüştüm,ne zaman Aziz gibi bir insan görsem uzaktan uzağa sarılmıştım…Oysa bir ata üzülmeye ya da sarılmaya fırsatım olmamıştı,ya at görmedim ya da gördüm at bu kadar kederli değildi…Bu yüzden ata üzüldüm ben en çok.Aziz’e de çok üzüldüm ama en azından az da olsa denemişliğim vardı,sarılmışlığım vardı yani utanmam gereken,vicdanımı temizlemem gereken bir durum yoktu…


Sahi,siz neye üzülmüştünüz en çok?


Birazcık düşünelim,acaba empati kurmuş ve bir avuç veledin bize ağaç dallarıyla vurduğunu düşünmüş o yüzden mi ağlamıştık?Ya da anne babamızla konuşamadığımızı,insanların b ize deli dediğini mi düşünmüştük? Yani lütfen sadece bir dakika düşünelim bakalım,samimiyet var mıydı gözyaşlarımızda?Yoksa bir tür günah çıkartma seansın mıydı bu?Elimizde patlamış mısırlarla,sıcak bir sinema salonuna günah çıkartmaya,vicdanımızı temizlemeye,bak ne kadar üzülüyorum bende aslında onlar için bir şeyler yapmak isterdim diyerek kendimizi,kendimize aklamaya mı gelmiştik?


Ne kadar anlayabildik o AT’ın hissettiklerini?


Hadi bir daha düşünelim,bir sahnede Aziz ve At birbirlerine sarılıyor ve öyle duruyorlar…En son ne zaman birine bu kadar samimi sarıldık?Hiç bir beklenti olmadan,etrafta olup biteni umursamadan ne zaman sarıldık en son?


Günlük hayatımızda karşımıza çıkan delilere,ay uzak dur,off pis,kokuyor bu ya derken,sinema salonunda Aziz’e neden bu kadar üzüldük biz?


Oysa film kamu spotu gibiydi aslında,yani öyle ahım şahım bir senaryo değildi ama o kadar ağladık o kadar ağladık ki Aziz bile görse şaşırırdı.Acaba ağlamaya mı ihtiyacımız vardı yoksa ben mi yanılıyorum filmin senaryosunun çok iyi olmadığı konusunda?Ağladığımız şey,ağlamamıza sebep olan o duygu kendi bencilliğimiz olabilir miydi?Elbette insanız elbette ağlayacağız bu çok normal demek istediğim günlük hayatta karşımıza çıktığında neden bu kadar yoğun tepkiler veremiyoruz?Neden kaçıyoruz?Ve bu sefer neden kaçmadık?Kaçmamıza gerek yoktu belki de izleyip gidecektik tek sorumluluğumuz buydu Aziz e karşı…


Ya diğerleri?


Lütfen kaçmayalım sorumluluklarımızdan,ağladığımızın onda biri kadar çaba sarf edelim onların gülmesi için.Onlar biziz,onlar bizden,yarın ne olacağı belli değilken onları üzmeyelim ki,sinema salonunda ağlarken vicdanımız rahat olsun,yukarıda bahsettiğim acabalar gelmesin aklımıza.Çünkü yarın geç olabilir,HARUN abi öldü,otobüs çarptı dediler,öyle duydum,askerdeydim...


Lütfen çok fazla değil sadece bir AT,bir KÖPEK kada duyarlı,samimi ve çıkarsız olalım…





(not: ‘’MUCİZE’’filmİ ‘’BLACK’’ isimli hint filminin senaryosunu satın alıp yeniden çeken UĞUR YÜCEL e bir örnek olsun.Her ne kadar BLACK çok daha kaliteli bir yapım olsa da en azından MAHSUN KIRMIZIGÜL hazırcılık yapmamış...İş yerinde yazdım gene kısıtlı vakit ve rahatsız bir ortamdı,bu yüzden imla hatalarım ve konuya daha uzun değinemediğim için özür dilerim)


İyi seyirler dilerim…

Mahsun kırmızıgül,''MUCİZE'' filmi,''AT'' ve HARUN ABİ
Cevapla