Yemyeşil ağaçların altında kuş cıvıltıları ve rüzgarın hareket ettirdiği yaprakların şırıltısının dans ettiği bir ormanda çayırların üzerinde yatmayı hayal edelim... Ne güzel değil mi? Bir de ağaca asılı salıncak, ormanın mis gibi havası ve huzur veren yeşillik... Ormanlar hepimizin akciğerleridir. Çünkü havadaki karbondioksidi özümseyerek oksijen yayarlar. Oksijeni de biz insanlar soluyarak hayatımızı devam ettiririz.

Ormanlar her zaman canlılık faaliyetlerinin en yüksek olduğu yerlerden biri olmuştur.
Ormanların tahrip edilmesi ile canlılık zarar görmüştür.

Ağaçlardan karıncalara, kuşlardan çayırlara kadar ormandaki tüm canlılar ormanların tahribinden zarar görür. İnsanlar doğrudan zarar gördüğünü düşünmese de birçok yönden zarar görür. Öncelikle oksijen kaynaklarımızı yani bir nevi akciğerlerimizi kaybetmiş oluruz. Bunun dışında, ormanlarda yaşayan hayvan ve bitkilerin bazılarının türlerinin azalması veya artması bitkiler ve hayvanlar aleminde dengesiz bir değişime yol açacaktır. Örneğin bir çoğumuzun korktuğu ve sevmediğimiz yılanların soyunun azalması ile fareler ve bazı hayvanların sayısı çok fazla artacaktır. Bunun gibi olaylar bir şekilde insanları etkileyecektir.
Ormanların tahrip edilmesi ile erozyon artar.

Erozyonun artması ile verimli toprakları kaybetmiş oluruz. Bu da, tarımsal anlamda önemli bir problemdir.
Ormanların tahribi ile hava kirliliği artar.

Çünkü ağaçlar karbondioksidi özümseyerek oksijen üretirler ve bunu doğaya yayarlar. Ormanların tahribi özellikle bazı bölgelerde çok daha önemli bir problemdir ve ormanların tekrar geri kazanılması çok zordur. Bunu bir örnekle açıklamak istiyorum. Akdeniz ikliminin hakim ormanı kızılçamdır. Kızılçamın tahrip edildiği yerlerde artık tekrardan kızılçam yetişemez ve yerine çalılık boyutunda olan maki yerleşir. Yani bu bölgede ormanları bir kere tahrip etme şansımız vardır.
Hepsinden ayrı olarak ormanlar kafa dinlediğimiz, içinde yürüyüş yaptığımız, kuş cıvıltıları ile huzur bulduğumuz, içinde sevdiklerimizle piknik yaptığımız, içinde oyunlar oynadığımız, salıncakta salınıp eğlendiğimiz ve doğayla bütünleştiğimiz yegane yerlerdir.
Bir Kızılderili atasözü der ki:
"Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde; beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak."
Ormanları korumalıyız. Unutmamalıyız ki, dünyada sadece biz yaşamıyoruz. Ve gelecek nesillerden ödünç aldığımız bu doğayı, bu ormanları ortadan kaldırmaya hakkımız yoktur.
Dinimizde de ormanların önemi büyüktür. Şöyle ki; peygamber efendimizin bir hadisi şerifi ağaçla ilgilidir ve herkesçe bilinmelidir.
"Yarın kıyamet kopacağını bilseniz de elinizdeki fidanı dikin."

Sevgiler. <3
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer
En İyi Cevaplar