Gerilim...Heyecan...Korku...Macera... Sevdiğim Kitaplar

Gerilim, heyecan, korku, macera... Sevdiğim bir kaç kitabı sizlerle de paylaşmak istiyorum.



Aklından Bir Sayı Tut – Jhon Verdon



Mark Mellery , posta kutusuna bırakılmış imzasız bir mektup alır. Mektupta şöyle yazmaktadır: ‘ Aklından bir sayı tut – 1 ila 1000 arasında herhangi bir sayı.’ Mellery öylesine 658 sayısını tutar. Not şöyle devam etmektedir: ‘Sırlarını nasıl bildiğimi göreceksin. Küçük zarfı aç.’


"Aldıklarını geri vereceksin
Vermiş olduklarını aldığın zaman.
Biliyorum ne düşündüğünü,
Ne zaman uyuduğunu,
Nereye gittiğini,
Nereye gideceğini.
Seninle bir randevumuz var,
Bay 658." (ARKA KAPAK)



Gerilim... Heyecan... Korku... Macera...




Yazarın ve dolayısıyla serinin ilk kitabı. Bir adam posta kutusunda imzasız bir mektup bulur. -Mektubun detayı yukarıda yazıyor zaten.- Adam yakın bir arkadaşı olan eski polis yeni dedektif –ve kahramanımız- Dave Gurney’e durumu anlatır. Gelen diğer mektupları, isteklerini.


Olaylar bundan sonra tam anlamıyla hız kazanır. Mellery fizik kurallarını aşan bir gizemle öldürülmüştür. Ve katille alakalı hiçbir bilgi yoktur…


Yazarın ilk kitabı olmasına rağmen fazlasıyla sürükleyici. Beğenmediğim yönü ise başlarda verilmiş bazı gizemlerin sonlarda açıklanmamış, sadece tahmin yürütülmüş olması. İlk kitap için bu hata da çok fazla önemsenmemeli bence.



Gözlerini Sımsıkı Kapat – Jhon Verdon



New York'un en gözde dedektifiyken, basının kendisine yakıştırdığı isimden hep rahatsız olmuştu: Süper Dedektif. Bir bulmacayla karşılaştığında, mutlaka çözmek isterdi. Gurney'e göre her bulmacanın çözümü için mutlaka bir ipucu vardı.

Peki ya bu sefer yoksa?

Düğün günü öldürülen bir gelin… Ve olaya tanıklık eden yüzlerce davetli. Cinayeti kimin işlediği ortada, herkes kendinden emin ama ya hepsi zekice bir illüzyonla yanıltılıyorsa... Cinayet silahı dahil birçok detayda sürpriz akıl oyunlarını gördüğünde, Gurney tam bir psikopatla karşı karşıya olduğunu anlar.



Kim daha zeki; Gurney mi, yoksa müthiş bir illüzyondan ibaret katil mi? John Verdon'dan, akıl oyunlarının iç içe geçtiği, sıra dışı bir roman. (ARKA KAPAK)








Yazarın kendini daha da geliştirdiğini ve önce ki kitapta hata olarak belirttiğim şeyi tekrarlamadığı serinin ikinci kitabı. Düğün günü öldürülen bir gelin, korkunç derece de zeki, psikolog bir damat. Yüzlerce davetlinin gözlerinin önünde öldüren ama bir türlü bulunamayan bir katil. Ve gerçeğin peşine düşmesi için dedektif Dave Gurney’i bulan bir anne.


Reklamları, sürekli görürüz. Kıyafet reklamlarını, mağaza reklamlarını, billboardaları... Bunların farklı bir amaç için kullanılabileceğini hiç düşündünüz mü? Bu kitabı okuduktan sonra bir reklam billboardı gördüğünüzde kesinlikle aklınıza başka bir şey daha gelecek.


Sürükleyici. Önce ki kitapla bağlantılı bir şekilde başlaması çok daha güzel olmasını sağlamış. Ne var ki bir çok kitap gibi bunda da başlarda aşırı derecede sıkılabilirsiniz. Ama bitirdiğinizde, deydi diyebileceksiniz.



Şeytanı Uyandırma – Jhon Verdon



Asla o karanlık odaya girme.


Sabaha çıkmak istiyorsan şeytanı uyandırma.

Hiçbir cinayet kusursuz değildir. Özellikle dahi dedektif Dave Gurney bir olaya müdahil olup hiç kimsenin göremediği detayları ortaya çıkardığında, çıkışı olmadığı düşünülen labirentin çıkışını ustalıkla bulduğunda...

Gurney, bir seri katil üzerine belgesel hazırlayan genç bir kıza danışmanlık yapmayı kabul eder. On yıl önce yaşanan bu olaylarda kurbanların hepsi keskin bir nişancı tarafından zifiri karanlıkta, pahalı Mercedes arabalarını kullanırken, aynı açıdan ve noktadan kusursuz biçimde vurulmuş ve bedenlerinin yanına birer oyuncak hayvan bırakılmıştır. Asla aydınlatılamayan bu cinayetlerin üstüne bir perde çekilmiştir ve kimse bu perdeyi kaldırabilecek kadar cesaretli değildir. Tek bir kişi dışında.

Gurney'in, kimseye izini belli etmeyecek kadar dahiyane bir plan yapmış olan bu caniyle oynayabileceği tek bir oyun vardır. Ölüm oyunu: Kendini hedef göster, o sana gelsin. (ARKA KAPAK)






Eski zamanlarda yaşanmış seri cinayetler, katilin imza olarak bıraktığı küçük oyuncak hayvanlar. Hiç seri katillerin aslında tek bir hedefi olduğunu hayal ettiniz mi? Jhon Verdon zekasını hissettiriyor.


Yazarın şimdiye kadar gerilimi en iyi hissettirdiği romanıydı. Çok fazla yoruma gerek yok, eğer önce ki iki kitabını okuduysanız, üçüncüsünün arka kapağını dahi okumadan alacağınıza emin olabilirsiniz.



Peter Pan Ölmeli – Jhon Verdon



Varlıklı bir işadamı, annesinin cenazesinde suikasta kurban gitmiştir. Suçlu bulunan karısı tutuklanır ve ömür boyu hapse mahkum edilir. Onun masum olduğuna inanan sürgündeki dedektif Hardwick, bu esrarı çözebilecek tek kişinin, dahi dedektif Dave Gurney'in kapısını çalar.
Suikastçının, bulunduğu noktadan hedefi vurabilmesinin imkansızlığı sadece Gurney'in dikkat edebileceği küçük bir ayrıntıydı.
Gurney, soruşturma için delilleri toplamaya başladıkça birbiri ardına tuhaflıklar olduğunu fark eder ve çok geçmeden tehlikeli bir adamın, sonucunda sadece ölüm olan şeytani hamleleriyle karşı karşıya kalır. Bu adamla alay eden herkes, bir gün ansızın ortadan kaybolmuş, kendilerinden bir daha hiç haber alınamamıştır. Öldürürken hep aynı şarkıyı mırıldanan, dünyanın en azılı tetikçisi, çocuk görünümlü olduğu için "Peter Pan" denilen sihirbaz bir cani. (ARKA KAPAK)






Kitabı daha okumadım, o yüzden yorum yapamayacağım. Seriyi tamamlamış olmak için buraya ekledim. Elimdeki kitapların bitip de buna başlamak için sabırsızlanıyorum.



Şizofren - Jhon Katzenbach



Yirmi yıl önce Francis Petrel kendi iradesi yok sayılarak ailesi tarafından bir akıl hastanesine gönderilir ve uzunca bir müddet orada tutulur. Ta ki seri cinayetler işlenip hastanenin kapıları mühürleninceye dek. Yıllar sonra, üstü örtülü ve unutulmaya yüz tutmuş olaylar silsilesi kararlı bir dedektifin soruşturma talebiyle yeniden irdelenir.


Francis yaşadığı gerçekliğe dönmüş olmasına rağmen hâlâ sesler duymakta ve ancak ilaçlarla bu sesleri susturabilmektedir. O günlere dair anıları içine bir korku salar ve o da yaşadığı her anı zihninin tozlu raflarından indirip gün ışığına çıkarmaya, yazmaya niyetlenir; elinde kısalıp duran kaleme bir palamar gibi asılarak. Kağıt yerine evinin duvarlarına yazmaktadır hikayesini. Karanlığın içinde ona göz kırpıp duran, delilerin kendisine "Melek" dediği ölüm saçan gizemli bir psikopatla baş etmek hiç kolay olmayacaktır. Gerçekte böyle biri var mı yok mu, o bile bilinmezken. (ARKA KAPAK)






Şizofren… Bu kitaba söyleyecek bir söz bulamıyorum. Kelimeler kifayetsiz kalır anlatmaya. Katzenbach in finallerine bayılıyorum. Başta ki o karakterle sonda duran karakter.


Delileri belki de çok fazla küçümsüyoruzdur. Yaşadıklarını, hayal mi, gerçek mi bilemezken yaptıkları kavgaları… Bu kitap okunmalı.



PsikoAnalist – Jhon Katzenbach



En iyisini en sona bıraktım...



53.doğum günün kutlu olsun doktor.


Ölümünün ilk gününe hoş geldin.



Geçmişinden bir yerlerden geliyorum. Hayatımı mahvettin. Nasıl ya da neden olduğunu hatırlamayabilirsin, ancak mahvettin. Şimdi bende senin hayatını mahvedeceğim. Başta sadece seni öldürmem gerektiğini düşündüm. Sonra bunun fazla kolay olacağını fark ettim. Kendini öldürmenin daha iyi olacağına karar verdim.


Kendini öldür doktor!


Seninle bir oyun oynayacağız. Yarın sabah altıdan itibaren, kim olduğumu bulabilmen için on beş günün var. Vereceğim ipuçlarıyla başarılı olursan, seni affedeceğim.


Yapamazsan, o zaman… Bu mektubun ikinci sayfasında isimleri yazan 52 akrabanın hayatlarını tek tek mahvedeceğim.”


Doktor Starks’ın kaderi, intikamını dolambaçlı yollardan almak isteyen ürkütücü derecede zeki bir psikopatın ellerindedir. Bu deli adamı durdurmanın bir yolunu bulmak zorundadır… Yoksa deliren kendisi olacaktır. (ARKA KAPAK)





Gerilimi iliklerinize kadar hissedeceğiniz bir serüvene katılmak istiyorsanız bu kitap tam size göre.


Mahvolmak… Çok basit gibi görünüyor, kitabı bitirdikten sonra bir daha bu kelimeyi o kadar basit kullanamayacağınıza emin olabilirsiniz.


Baştan sona, 491 sayfadan çok daha fazlası... Bu kadar az sayfaya ne kadar çok şey sığdırılabilirmiş, insanın hayal gücü nerelere kadar ulaşabiliyormuş şaşıracaksınız. İhaneti tadacaksınız, arkadan vurulmanın ne demek olduğunu tekrar öğreneceksiniz.


Biri ne kadar değişebilir, kısacık bir aralıkta neler yapabilir...


İnsan yapımı çok az şey için bu kelimeyi kullanırım ama bu kitap tam anlamıyla MÜKEMMEL. okuduktan sonra sizde bunu diyeceksiniz. Buna eminim.




"Şimdilik bu kadar yeter sanıyorum."


Gerilim...Heyecan...Korku...Macera... Sevdiğim Kitaplar
Cevapla