O Çarşamba sabahı Sincap Carl,babasının ayakkabı boyadığını anladı. Çünkü dışarısı soğuktu. Islık çalan rüzgar,konservatuara yeni başlamış bir öğrenci acemiliğinde müzik yapmaya çalışıyordu.Acaba kendine dinletilse ne derdi ?Soğuk bu defa acımasızdı. Bir anlığına dışarı çıkan birini bile gafil avlayabilirdi. Gafil avlanmak da neydi Carl bu kelimeyi yeni öğrenmişti. Çocuk aklı unutmadı da. Bu yüzden ayakkabılar balkonda boyanamazdı. Yan odada eski gazete üstünde boyanan bir çift ayakkabı görmesi muhtemeldi.Carl sevmezdi.Babası severdi bu kokuyu çünkü ayakkabı boyacılığı aklına gelirdi küçük yaşlarda yapmış olduğu.
Kış kafasını kapı kenarından göstemiş. Henüz bütün benliğiyle öylece önlerinde durmamıştı. Neden çekiniyordu ki kış.Belki paylaşmak istediği bir şarkı vardı . ''Evet,ben soğuğum gibisinden''
Ama Carl soğuğu sevmezdi. Babası ve annesinden ayrılmıştı bu yönüyle . Hatta bazen düşünmezdi değil ebeveynleri bu çocuk bizim değil mi yoksa diye.
O sıcağı severdi. Sıcak güvendi huzurdu diye düşünürdü . Hem Papatyalı Yol da güzelliğini gösterirdi. O Papatyalı Yolu severdi,hiçbir sevgilinin sevgilisini sevmediği kadar . Evet evet o Papatyalı Yolu severdi,şimdi tam olarak düşünebiliyordu. Ama o yoldan gidenler hiçbir zaman geri dönmemişti. Papatyaların kandırıkçı birer güzellik olduğundan şüpheleniyordu herkes . Ama Carl güvendi onlara ne kötülük düşünebilirlerdi ki. Kötülük aslında kötü olduğunu düşünenler de diye söylendi içinden,duymuştu annesi bu sözleri .
'' Çok söylenme Carl da gel şu kahvaltını yap dedi'' Kahvaltısında omlet istemezdi ama bugün o da vardı yine söylendi. Bu sefer babası '' Çok söylenme oğlum da gel bak bakalım nasıl olmuş ayakkabılar '' dedi. Kalkarken , serçe parmağı masanın kenarıyla buluşmuştu. Acıdı. Ama buluşmalarını Carl da istiyordu. Bayadır görüşmemişlerdi. '' Ahh '' diyerek sarılışını izledi onların.
Kış günü geçmiş yaz günü gelmişti. Her şey bir anda olmuştu . Küresel Isınma bu kadar vahim durumda mıydı ? Papatyalı Yolu'n girişindeki evler de görünmeye başlamıştı.
Carl,dışarı çıktı. Güneş vardı ,rüzgar da vardı . Bu ikisi yine yan yana gelmişlerdi.Sıcak kum tanelerini Carl'ın yüzüne vuruyordu rüzgar. Düşündü acaba yoksa ben de ''Rüzgarda bir toz tanesi miyim?''
Bu düşünceler onu Papatyalı yolun önüne getirdi.Bu yolun sonu nereye gidiyordu. Annesi,babası burada olduğunu bilse ne kadar kızarlardı. Kıştan da yeni çıkmışlardı. Yazlık ayakkabısı bile yoktu ayağında. Bu yol,bir botla yürünemezdi. Annesi buna da kızardı. Yürümeye başladı. Çok heyecanlıydı. İlk defa bu yolları yürüyordu. Korkuyordu da çok şey duymuştu bu sevdiği çiçeklerle ilgili. Ona mı bakıyorlardı. Onu mu takip ediyordu birileri. Düşünmedi,yürüdü. Ertesi güne kadar yürüdü. Kış geldi yeniden . Üşüyordu. Ve papatyalar da kaybolmuştu. Şimdi korkusu çok yakındaydı. Yapamadı. Papatyalı Yolu bitiremedi. Korktu,kızdı. Ama olsun denemişti. Botlarıyla hem de .Hem olsundu daha küçüktü. Bilim alanındaki ilerlemeler belki Papatyalı Yolu'n sırrını açıklardı. Bu arada kimdi bu Bilim Alanındaki İlerlemeler. Yol Carl'a ölüm getirmedi. Yeniden doğdu evine döndü. Annesini,babasını,omletini ve ayakkabı boyası kokusunu sevdi
Aşk İlişkileri
Bebek Bakımı
Cam Cilt
Üniversite Tercih
Gündem
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar