Neden hayallerimizdeki gibi sevişemiyoruz?

Daha önceden sorularıma denk gelmiş olanlarınız varsa bilir, bir proje kapsamında yazacağım erotik roman için araştırmalar yapıyordum ne zamandır. Bir aydır yazmaya başladım, kurgusu da keyifli gidiyor. Aslına bakarsanız, erotizmin başladığı noktaya da yeni geldim.

De,

Yazarken bir şey fark ettim, kendi yazdıklarıma yükseliyorum ben. Hem de kimseye yükselmediğim kadar. Bazen erkek, bazen kadın karaktere. İlk başta bunun sebebinin kendi hayalini kurduğum veya hoşlandığım haliyle betimlediğim için olduğunu düşünüyordum.

Sonradan fark ettim ki, esas sebep bu değil. Esas sebep benim karakterlerin hiçbir korkuları, takıntıları olmadan; toplumun ne diyeceğini, elalemin ne düşüneceğini hiç umursamadan, paşa gönüllerinin istediği gibi sevişiyor olmaları.

Biz niye bir türlü başaramıyoruz bunu? Hadi bekarlar toplumsal baskı yüzünden diyelim, evliler de bir türlü kıramıyor ki bunu. Sadece düzcinsel ilişkiler değil, eşcinsel ilişkilerde bile o kopukluk hali geçmiyor bir türlü.

Niye ağız tadıyla sevişmeyi bile başaramıyoruz ya?

Yazıp yazıp sonra halimize üzüldüm, üzüntümü paylaşayım diye yazdım aslında.

Böyle işte.

Neden hayallerimizdeki gibi sevişemiyoruz?
Cevapla