İlkokul yıllarımda öğretmenimiz Kamuran Hanım, hepimizi sıralardan tek tek kaldırıp adımızı, memleketimizi ve ailemizde kaç kardeş olduğumuzu sorarak bize oryantasyonun ne olduğunu öğretmişti. Bu süreçte, sınıf arkadaşlarımı ve onların hikâyelerini tanıma fırsatı buldum. Öğretmenimiz, kıvırcık sarı saçları, pembe çerçeveli gözlükleriyle dikkat çeken Burcu'nun kendi kızı olduğunu söylemişti. Bir de sınıfta hafif esmer tenli, yeşil gözleriyle bakanı adeta delip geçen ve kendini “Asan” olarak tanıtan bir çocuk vardı. Ancak öğretmenimiz, Asan’a diğerlerine sorduğu detaylı soruları sormamıştı.
Oryantasyon etkinliği başlangıçta hoşuma gitmemişti ama Asan'ı tanıdıktan sonra bu fikrim değişti. Henüz okula başlamadan önce ağabeylerim bana okuma yazmayı öğretmişti. Sınıfta ikişer kişilik sıralarda oturuyorduk ve öğretmenimiz Asan’ı yanıma oturttu. “Bu akıllı çocuktan olumlu etkilenir herhalde,” demişti. Ama öğretmenim benim aslında ne kadar haylaz bir çocuk olduğumu bilmiyordu. Asan’a okuma yazmayı öğretmek için elimden geleni yaptım. Zamanla herkes adını soyadını yazmayı öğrenmişti. Bir gün Asan, defterine “Hasan” yazınca ona, “Hayır, yanlış yazıyorsun, senin adın Asan,” dedim. Asan ise, “Yanlış yazmıyorum,” diye karşılık verdi. O an, Asan’ın konuşurken “H” harfini söyleyemediğini fark etmemiştim. Öğretmenimiz yazdıklarını kontrol ettiğinde, “Hasan doğru yazılmış,” dedi. İşte bu, benim hayatımda öğrendiğim ilk fizyolojik farklılık deneyimiydi.
Asan ile teneffüslerde çok eğleniyorduk. Ben zıpır bir çocuktum, Asan ise fütursuzdu; kimseden çekinmezdi. Ancak derslerinde oldukça tembeldi. Ödev yaptığına neredeyse hiç şahit olmamıştık. Bir gün Asan, okul merdivenlerinin korkuluğundan kayarken düşüp yaralandı. Çok ağlıyordu. Öğretmenimiz, “Arkadaşını al, evine götür,” dedi. Asan’ı evine götürmek epey zor olmuştu, çünkü evi okula oldukça uzaktı. Üsküdar’ın Selamsız Mahallesi’nde, beyaz ve mavi kireç boyalı evlerin olduğu bir sokakta oturuyordu. Mahalleye vardığımızda insanlar etrafımıza toplandı. İçlerinden biri, “Asanım, ne oldu sana?” diye sordu. Meğer herkes ona “Asan” diyormuş.
Evine vardığımızda, Asan’ın annesi onu kucaklayarak hemen kontrol etti. Ufak tefek sıyrıklar ve bir burkulma dışında ciddi bir şey yoktu. Annesi, başındaki tülbenti çıkarıp su testisinden su dökerek Asan’ın yüzünü temizledi. Bir süre sonra Asan, hiçbir şey olmamış gibi ayağa kalktı ve beni arkadaşlarıyla tanıştırdı. Aniden mahalledeki gençler ellerinde çalgılarla çıkageldiler ve müzik çalmaya başladılar. Asan, “Hadi gel, bizimle oyna,” dedi. Onun iyileşmesi beni öyle mutlu etmişti ki o gün, hayatımda ilk kez mutluluktan oynadım.
Asan ile eğitim yolculuğumuz yıllarca sürdü. Ben ondan, o da benden çok şey öğrendi. Ortaokul ve lise yıllarımda, fakir bir aile çocuğu olmama rağmen Asan sayesinde neredeyse tüm müzik enstrümanlarını çalmayı, şarkı söylemeyi, oynamayı, özgüvenli olmayı ve hatta hayatı fazla ciddiye almamayı öğrendim. Kına gecelerinde, düğünlerde ve çeşitli etkinliklerde müzik yaparak okul harçlığımı kazanmaya başladım. Asan’ın bana kattıkları sadece yetenekler değil, aynı zamanda hayata dair derin bir anlayıştı.
Bir enstrüman çalmak, kişini kendini ifade etme biçimi yolu olabilir ve stresi ve olumsuz duyguları hafifletmeye yardımcı olabilir. Ayrıca, sakinleştirici ve ruh halini iyileştirici etkileri olan dopamin gibi nörotransmitterlerin salınımını tetikler. Çocuklukta müzik derslerine maruz kalmanın ve nota okuma eğitimi almanın daha iyi sözel hafızaya, okuma becerisine ve yönetici işlevlere katkıda bulunduğu ve hatta gelişmiş akademik performansı bile tahmin edebileceği gösterilmiştir ( Miendlarzewska & Trost, 2014 )
Müzikle ilgilenmek beyni uyarır, yeni sinirsel bağlantılar oluşumunu destekler ve bilişsel işlevi artırır, bu da yaşlı yetişkinlerde hafızayı, dikkati, dil becerilerini ve genel bilişsel işlevi iyileştirmeye yardımcı olabilir ( Zhang, Q., Park, A. ve Suh, K.-H, 2024 ). 2022'de BMC Neurology
Beyin Fonksiyonunu İyileştirir. Bir müzik aleti çalmanın en iyi faydalarından biri, bir enstrüman çalmanın zekayı artırmasıdır. Bir enstrüman çalmak, beyindeki yönetici işlevleri (EF) geliştirerek zekanızı artırabilir. (alıntı)
Birçok araştırma neticesinde müziğin hem beden hem de ruh sağlığına faydalı olduğu kanıtlanmıştır. Şarkı söylemek, ritme ayak uydurmak, dinlemek veya çalmak bireyin bedensel koordinasyon, zamanlama, hafıza, konsantrasyon ve dinleme becerilerini geliştirir.
Müzik enstrümanı çalmak hem beyni hem bedeni çalıştırır, notaları algılayan beynin tuşlara dokunan parmaklara, pedallara basan ayağa emir vermesiyle bir koordinasyon oluşturur. Bu da beynin birden fazla bölgesini çalıştırarak çok yönlü düşünmeyi ve bağlantılar kurmayı sağlar, beynin kullanımını geliştirir.”
Bu hikâyede, Asan bana insanları yargılamadan tanımanın, dostluğun ve paylaşımın değerini öğretti. Hayat bazen bizi beklenmedik şekillerde eğitir ve bize en güzel dersleri sunar. Önemli olan, bu dersleri görebilmek ve anlamaktır.
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Cinsel Yaşam
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Dünya Kupası
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer
En İyi Cevaplar