İnsan; doğar, yaşar, ölür.
Evet, sıkıcı bir cümle. Günlük yaşamımızda bu cümleyi en ummadığınız zamanda ve mekanda, en ummadığınız kişiden duyabilirsiniz. Neden sıkıcı olduğuna gelirsek, bu cümlenin bir insan tarafından bir insana kurulması kadar saçma ve sıkıcı bir durum daha olamaz. Zaten her insan doğduğu ve yaşadığı için, “İnsan; doğar, yaşar…” kısmını zaten kayıtsız bir şekilde bilmektedir. Burada tek sorunlu terim “ölmek” aslına. En ilgi çekicisi de bu. Ölüme kadar olan veya olabilecek şeyler zaten kısıtlı olduğu için, ölümden sonrası insanların ilgisini çok daha fazla çeker, çekmeli, çekiyor. Neyse…
Öncelikle, ölümden sonrası için, -en inanılan- bilgileri veren dinleri inceleyelim. İslam dinine göre, öldükten sonra ruh bedenden ayrılarak, ahirete yani öbür dünyaya yolculuk edecek. Kıyamet kopup, dünya yaşamı tamamen sonra erdikten sonra, kıyamet gününe kadar yaşamış ne kadar insan varsa bir meydanda toplanacak. Daha sonra, herkes dünyada yaptığı iyilik ve kötülüklerden sorumlu olacak. Eğer iyilikleri fazla ise, cennete, kötülükleri fazla ise, cehenneme gidecek. Cehennemde ateşler içerisinde yanarak borcunu ödedikten sonra, sonsuz cennete adım atacak ve keyif yapacak.
Tabii bir de, bu tür kitaplara inanmayan insanlar var. Onlara göre ise ölümün çok farklı sonuçları olacak. Bir kısım öldükten sonra yok olacağımızı savunurken, diğer bir kısım ise başka bir bedende ruhumuzun tekrar hayat bulacağı fikrinde. Hâl böyle olunca, ben bu kapışmaların-tartışmaların arasına kendimi hiç sokmayacağım.
Şimdi, gelelim sorumuzun cevabına. Ölüm yok olmak mı? Yoksa sonsuza dek yaşamak mı? Bir düşünün, öldükten sonra yok olacağınızı ve bir daha asla tekrar yaşayamayacağınızı bilseydiniz, ne yapardınız? Tabii öldükten sonra, öldüğünüzün bile farkında olamayacağınıza da bilmeniz lazım. Çünkü eğer öldükten sonra yok olacaksak, nasıl olur da öldüğümüzü anlayabiliriz ki? Ne kadar korkunç değil mi?
Ben kendi soruma kendim cevap vermek istiyorum. Eğer ben öldükten sonra yok olacağımı bilseydim (bkz: inanmak ile bilmek arasındaki fark) gerçekten de insanlara zarar vermemek kaydı ile hayatın tadını sonuna kadar çıkartırdım. Tabii bir de kötü niyetli ve insanlara zarar vermek gibi bir kaygısı olmayan insanlar da çıkacaktır.
O tür insanlar, bu dünyada bir şeyler elde etmek için ellerinden geleni yapacaklardır. Her türlü kötülük, her türlü sapıklık, her türlü hile, suç gibi eylemleri bu insanlar yapabilir. İşte bu yüzden dinler gerçekten de insan üzerindeki en iyi otokontrol mekanizmasıdır.
Evet, sıkıcı bir cümle. Günlük yaşamımızda bu cümleyi en ummadığınız zamanda ve mekanda, en ummadığınız kişiden duyabilirsiniz. Neden sıkıcı olduğuna gelirsek, bu cümlenin bir insan tarafından bir insana kurulması kadar saçma ve sıkıcı bir durum daha olamaz. Zaten her insan doğduğu ve yaşadığı için, “İnsan; doğar, yaşar…” kısmını zaten kayıtsız bir şekilde bilmektedir. Burada tek sorunlu terim “ölmek” aslına. En ilgi çekicisi de bu. Ölüme kadar olan veya olabilecek şeyler zaten kısıtlı olduğu için, ölümden sonrası insanların ilgisini çok daha fazla çeker, çekmeli, çekiyor. Neyse…
Öncelikle, ölümden sonrası için, -en inanılan- bilgileri veren dinleri inceleyelim. İslam dinine göre, öldükten sonra ruh bedenden ayrılarak, ahirete yani öbür dünyaya yolculuk edecek. Kıyamet kopup, dünya yaşamı tamamen sonra erdikten sonra, kıyamet gününe kadar yaşamış ne kadar insan varsa bir meydanda toplanacak. Daha sonra, herkes dünyada yaptığı iyilik ve kötülüklerden sorumlu olacak. Eğer iyilikleri fazla ise, cennete, kötülükleri fazla ise, cehenneme gidecek. Cehennemde ateşler içerisinde yanarak borcunu ödedikten sonra, sonsuz cennete adım atacak ve keyif yapacak.
Tabii bir de, bu tür kitaplara inanmayan insanlar var. Onlara göre ise ölümün çok farklı sonuçları olacak. Bir kısım öldükten sonra yok olacağımızı savunurken, diğer bir kısım ise başka bir bedende ruhumuzun tekrar hayat bulacağı fikrinde. Hâl böyle olunca, ben bu kapışmaların-tartışmaların arasına kendimi hiç sokmayacağım.
Şimdi, gelelim sorumuzun cevabına. Ölüm yok olmak mı? Yoksa sonsuza dek yaşamak mı? Bir düşünün, öldükten sonra yok olacağınızı ve bir daha asla tekrar yaşayamayacağınızı bilseydiniz, ne yapardınız? Tabii öldükten sonra, öldüğünüzün bile farkında olamayacağınıza da bilmeniz lazım. Çünkü eğer öldükten sonra yok olacaksak, nasıl olur da öldüğümüzü anlayabiliriz ki? Ne kadar korkunç değil mi?
Ben kendi soruma kendim cevap vermek istiyorum. Eğer ben öldükten sonra yok olacağımı bilseydim (bkz: inanmak ile bilmek arasındaki fark) gerçekten de insanlara zarar vermemek kaydı ile hayatın tadını sonuna kadar çıkartırdım. Tabii bir de kötü niyetli ve insanlara zarar vermek gibi bir kaygısı olmayan insanlar da çıkacaktır.
O tür insanlar, bu dünyada bir şeyler elde etmek için ellerinden geleni yapacaklardır. Her türlü kötülük, her türlü sapıklık, her türlü hile, suç gibi eylemleri bu insanlar yapabilir. İşte bu yüzden dinler gerçekten de insan üzerindeki en iyi otokontrol mekanizmasıdır.
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Cinsel Yaşam
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar