Yalnızsınız. Aylardan Mart belki de Şubat sonudur. Biri çıkıyor karşınıza, sevmekten ve sevilmekten, kaybetmekten, daha önemlisi tekrar yalnız kalmaktan korktuğunuz bir zamanda. Kendine çekiyor sizi, karşı koyamıyorsunuz.
Yalvarıyorsunuz sizi bırakması için, olacak iş var olmayacak iş var diyorsunuz, belli ki olmayacak işlerden görüyorsunuz bu insanla hayal edeceğiniz geleceği. Siz uzaklaşmaya çalıştıkça size yaklaşıyor, değer veriyor. Sonra film kopuyor. Kendinizi bu insana aşık olmuş buluyorsunuz. Belki de çoktan aşık oldunuz, yeni fark ediyorsunuz.
Mutlusunuz. Hayalleriniz var, umutlarınız var. Verilmiş sözleriniz var
Onunla uyuyor onunla uyanıyorsunuz. Gün geçmiyor ki bir öncekinden daha mutlu uyanmayasınız. Gün geçmiyor ki karşınızdaki insanı mutlu etmeyesiniz. O dünyadaki en güzel insan. O dünyadaki her şeye değecek tek insan. O mükemmel bir insan. En değerli varlığınız oluyor, en değerli varlığınız yapıyor kendini.
Sular duruluyor birden
Derin bir sessizlik başlıyor anlam veremediğiniz. Peşini klasik ayrılık cümleleri izliyor. Daha iyilerine layıksınlar, umarım mutlu olursunlar, ben seni üzerim bunu hak etmiyorsunlar...
Yalvarıyorsunuz bu sefer, bize bir şans ver diye...
Emek verilmiş bir şeyin, geçmişin karaltılı gölgesiyle çöpe atılmasına razı olamıyorsunuz. Ancak iş işten geçmiş oluyor. Film bir kez daha kopuyor. Tek bir umut taneciği bile bırakmaksızın gidiyor, geride bıraktığı tek şey bir mesaj oluyor, sadece birkaç saat sesinizi duymadığı için attığı şu mesaj;
"Keşke arasan da, özlemesem bu kadar seni"
Zor da olsa atlatıyorsunuz bunları. Yıllar geçiyor belki de atlatmak için. Her şey bir şekilde geçiyor, unutulmasa da acıtmaz hale geliyor. Hatırlayınca gülünecek hale geliyor. Tek bir şey hiç geçmiyor ama. Hepsi geçip bitse, özlemek kadar kutsal bir şeyin konu olduğu ve üstünden haftalar aylar bile değil sadece günler geçtiği halde yolların acı bir şekilde ayrıldığı o mesaj hep acıtıyor. Özlemek fiilinin güzelliğini, inceliğini, zarafetini kullanan o kişiyi sırf bu yüzden hiç affedemiyorsunuz.
Her temas iz bırakır
Zaman geçiyor yine. Hayatınızı değiştirebiliyorsunuz. Artık gülebiliyorsunuz. İnsanların arasına karışabiliyorsunuz. Sonra bir gün bir fotoğraf görüyorsunuz.
Bir zamanlar dünyanın en güzel şeyi olan o insan, en sevimlisi olan o insan, gözünüze çok farklı geliyor. "Ben seni nasıl sevmişim" diyorsunuz. O kişide gördüklerinizin tamamen sevginizden ve dizginleyemediğiniz aşkınızdan olduğunu fark ediyorsunuz. Aşık Veysel'in dediği "güzelliğin on para etmez bu bendeki aşk olmasa" anlam buluyor o fotoğrafta. O zaman o cümle bile yakmıyor artık. Acıtmıyor. Sonra bir bakıyorsunuz, elinizdeki fotoğrafa bakışınızda artık acıma var. Nefret, öfke, hepsi yerini basit bir acımaya bırakmış. Ve affediyorsunuz.
Ben affettim seni. Büyük ihtimalle görmeyeceksin bu yazdıklarımı. Görsen de pişman olmazsın biliyorum. Ama umarım ki bazı kuşlar kulağına uçurur bunları. Ve söylerler sana affettiğimi. Ve senin temennin gerçek oldu, bil istedim. Ben artık çok mutluyum. Umarım mutlu olursun.
Kızlar & Erkekler Ne Diyor?
Cevap
2Cevap
Hayat benimse eğer kimse karışamaz ve biIiyorum ki herkesIe dost oIunmaz. Aşka geIince bir kere sevdim işte, bir daha işim oImaz…
Güzel bir bence, emeğine sağlık.
Teşekkürler
Güzel bir paylaşım emeğinize sağlık.
Teşekkürler