Can Dostumdan Gelen Aşk Mektubu

Canım. Yoldaşım. Dert ortağım. Öteki yarım. Rüzgarım.


Nereden başlasam bilemiyorum. Ne söylenir, nasıl söylenir, nasıl anlatılır bilemeden geçtim kalemle kağıdın başına. Bu ilk değil biliyor musun. İlk değil seni yazışım. Son olmayacak seni yazmalarım. Ama ilk kez sana yazıyorum. Daha sen okumadan, kaç kelimenin üzerini çizdim, kaç satırı karaladım. Ayaklarımın altında kaç buruşmuş, parçalanmış kağıt var bilmiyorum.


Can Dostumdan Gelen Aşk Mektubu


Beni bugüne dek en iyi sen anladın. Beni en iyi yine sen anlarsın diye yazıyorum bunları sana. Yine beni en iyi sen anladığında, gözlerine bakamayacak kadar mahcup olmaktan, utancımdam yerin dibine girmekten, en önemlisi de arkanı dönüp gitmenden ve bir daha gelmemenden korktuğum için, yüzüne söylemeye bu kez cesaretim yok. Bağışla.


Kaç yıl oldu, üç mü? Dün gibi hatırlıyorum sınıfa geldiğin günü. Dersin tam ortasında çalan kapıyla birlikte, meraklı bakışlarımız arasında içeri girişini. Müdür yardımcısının seni bize tanıtması anındaki utangaç ve sıkılgan halini. Kıpkırmızı olmuştu yüzün. Zoraki bir gülümseyişle başını öne eğerek selamlamıştın hepimizi. Bir an önce bitsin bu seramoni diye bakıyordu gözlerin. Beyaz gömleğinin üst düğmesi açıktı. Kravatın yarı çekik. Üzerine dar gelen ceketinin önünü ilikleyemediğin için elinle kapatıyordun. Diğer elinde yuvarladığın mavi kaplı bir defter vardı. Tahtaya kalkmışta, çözemediği problem yüzünden mahçup olmuş, biran önce yerine oturmak isteyen bir surat ifadesiyle öylece duruyordun karşımızda. Gözlerin en arka sıralara bakıyordu boş bir yer bulma telaşıyla. Yoktu. İkişerli oturanların arasında bir yer bulmaya çalıştığını farkeden fizik hocası, benim yanımı işaret ederek "şuraya geç bakalım şimdilik" dedi. Bana doğru yürümeye başladığında başlamıştım , memnuniyetsiz bir halde, "of ya sıkışacağız" diye sızlanarak senin için yer açmaya. Oysa sen sıcacık bir "merhaba" nın ardından, sıranın en ucuna sığmaya çalışıp, rahatımı bozmamaya ve dokunmamaya özen göstererek utandırdın beni. İlk o gün yazmıştım seni günlüğüme. "Mezun olmaya iki ay kala nereden çıktı bu çocuk. Bu kadar kısa bir süre için okul değiştirmek de neyin nesi. Aklından zoru var her halde." diye başlamıştı o ilk satırlar sana dair. Nereden bilebilirdim ki hayatımda bu kadar önemli bir yer edineceğini.

Can Dostumdan Gelen Aşk Mektubu


O günden sonra, hiç değişmedi yerin. Ne sen gidip başka bir sıraya oturdun, ne de ben gitmeni istedim. En yakın arkadaşım oldun, sırdaşım, dert ortağım. Kimselerde bulamadığım huzuru buluyordum yanında. Anneme bile anlatamadıklarımı, kızlarla bile konuşamadıklarımı paylaşıyordum seninle. En haşarı halimi de biliyordun, en büyük zaaflarımı da. Sadece senin omuzlarında bu kadar rahattı ağlamak, seninleyken kahkahalarım bu kadar özgür. Hiç incitmedin, hiç üzmedin beni. Kimseleri üzemezdin ki sen. En acımasız kaprislerimde bile kırılmadın, gücenmedin. Ben sabırsızdım sen hep sabırlı. Kavgalarımızda ara bulucu olduğun halde kıskandı sevgilim seni. Bizi sürekli sen barıştırdığın halde, senin yüzünden terk etti beni.


Ben flörtlerinden hep kıskandım seni. Sen kimselerden kıskanmadın beni. Piyano tuşlarından bu kadar güzel ses çıkabildiğini, gitar çalarak şarkı söylemenin bu kadar lezzetli olabildiğini, ilk kez sen öğrettin bana. Ders çalışmayı keyifli hale getirebilmeyi, özgürce dans edebilmenin tadını. Üniversiteyi kazandığımızda herkesten çok sevinmiştik hatırlıyor musun. Okulu yıkacaktık. Şaşkın bakışlar arasında beni kaldırıp havaya fırlatmana, çığlıklar atarak sımsıkı sarılmamıza anlam veremeyenler bilmiyorlardı aynı sırayı paylaşmaya devam edeceğimizi. Aynı kampüs, aynı anfi, aynı sırada yine yanyana.


Can Dostumdan Gelen Aşk Mektubu


Yağmurlu bir Nisan günüydü ilk tanışmamız. Tam üç yıl sonra yine yağmurlu bir Nisan gecesi yazıyorum sana. Dolu dolu yaşanmış koca bir üç yıl. Vizeler, finaller, okul kırmalar, yurtlara geç kalmalar, sınıftan atılmalar, yeni başlayan aşklar, yarım kalan sevdalar, bitmeyen fırtınalar, beş kuruşsuz kalmalar, saatlerce okul yolu yürümeler, çimlerde yalınayak koşmalar, sebepsiz sarılmalar, sarmaş dolaş uykuya dalmalar, aç kalmalar, tıka basa doymalar, ayaklanmalar, asilikler, protestolar, göz altına alınmalar ve daha neler neler.


Beni hiç kimse bu kadar mutlu edemedi Rüzgar. Kimse senin kadar şımartmadı beni. Kimse elimi bu kadar sıcak tutamadı. Kimse senin kadar beklentisiz olamadı. Kimse sevemedi beni senin sevdiğin gibi. Biliyorum, aşk değildi, sevda değildi, tutku değildi. Kardeşten öte bir sevgiydi senin sevgin. Bu yüzden hep el üstünde tuttun beni. Kimselerin canımı acıtmasına izin vermedin. En güçlü koruyucum, en bağışlayıcı meleğim oldun hep. Ne zaman yalan söylesem anlıyordun, ama hiç yüzüme vurmadın. Dedim ya, ilk kez değil seni yazmam. Fakat ilk kez sana. İnsan her şeyin ilkini aşkıyla yaşarmış ya. Ben ilklerimin çoğunu seninle yaşadım.

Can Dostumdan Gelen Aşk Mektubu


Hani yine ilk kez seninle izlediğim filmde söylemişti Melike Demirağ; "Dolduramaz boşluğunu ne ana ne gardaş. Bu en güzel bu en sıcak duygudur arkadaş. Ortak olmak her sevince, her derde kedere. Ve yürümek ömür boyu beraberce el ele. Olmasın hiç o ta içten gülen gözlerde yaş. Yollarımız ayrılsa bile seninle arkadaş."



"Evet arkadaş, Kim olduğumu, ne olduğumu, nerden gelip, nereye gittiğimi sen öğrettin bana. Elimden tutup karanlıktan aydınlığa sen çıkardın. Bana yürümeyi öğrettin yeniden. Elele ve daima ileriye. Bir gün, bir gün birbirimizden ayrı düşsek bile, biliyorum, hiçbir zaman ayrı değil yollarımız. Ve aynı yolda yürüdükçe, gün gelir ellerimiz yine dostça birleşir. Ayrılsak bile kopamayız."




Görüyorsun ya, bitiremiyorum. Sonunu getiremiyorum. Noktalarım her defasında virgüle dönüşüyor elimde olmadan. Ama biliyorum. Sen her zaman olduğu gibi yine anlıyorsun beni. O yüzden aslında ne yazmak istediğimi de anladın. Seni kaybetmeyi asla göze alamam. Dostluğunu kaybedemem. Sensizliği düşünemem. Ben sende kaybolmayı çok seviyorum. Ben seninle sonsuz olmak, ömrümü ömrüne dolamak istiyorum artık.


Rüzgar, Can dostum;


Kızma bana ne olur. Ne kadar uzağa gidersem gideyim başladığım yere dönüyorum sonunda. Sana. Ne kadar değişmeye çalışırsam çalışayım, nerede mutlu oluyorsam oraya çeviriyorum gözlerimi. Sana. Ne kadar terbiye etmeye çalışsam da, susturamıyorum içimdeki sesi. Bazen bu sesler öyle yükleniyor ki üzerime, durduğum yerde çatır çatır çatırdıyorum. En iyi sen biliyorsun, kaç ilişkim oldu, kaç kez aradığımı bulamadım. Bulamadığımın SEN olduğunu şimdi itiraf edebiliyorum sana. Herkese yalan söylemek yetmedi, kendime de hep yalan söyledim bugüne kadar. Susturmak istedim sesimi. Bir kez, ama birkez olsun görebilseydim gözlerinde kendimi. Kardeşin gibi değil, arkadaşın gibi değil, dostun gibi değil, sevgilinmişim gibi bakabilseydin gözlerime. Bu kadar yıl saklamazdım sana olan hislerimi. Sen bakamadın, ben seni kalbime gömdüm.


Can Dostumdan Gelen Aşk Mektubu


Sana bu mektubu verebilme cesaretini bulduğumda, seni kaybedeceğimi biliyorum. Ve yine biliyorum ki, hiçbir şey dün gibi olamayacak. Endişelenme. Benden gidersen eğer, bana öğrettiklerinle hayata yine sımsıkı tutunabilirim ben. Gitmez de kalır ve bize bir şans verebilirsen, ömrümü ömrüne katmaya söz veriyorum. Beni nerede bulacağını biliyorsun.


Ada


Can Dostumdan Gelen Aşk Mektubu
Cevapla