Karnım Ağrıyor Dedim de Kalbim Ağrıyor Diyemedim

Bir ömre sığdıramayız sandığım aşkımızı bir ihanete sığdırmıştı SERSERİ'M..


'Serserim' derdim ona, çünkü peşimde yıllarca dolanmıştı bir serseri gibi. Ve ben hep bilirdim, "serseriler gerçek severdi" Peki beni gerçekten sevdi mi? Sevseydi ihanet eder miydi? Bilmiyorum, bilmek de istemiyorum. Ondan tamamen vazgeçeli 4 yıl oluyor. Ve 5 yıldan bir kaç ay daha azdı bana 'sevgilim' dediği zamanlar. Ama ömre bedeldi. Ya da ben öyle sandım. Oysa gerçekten seven mücadele ederdi. O ise ihaneti seçti...


Aramızda 5 yaş vardı. O sigara içiyor, işsiz dolaşıyor, bense okuyordum. Ortaokul yıllarım boyunca sürekli gittiğim heryerde karşıma çıkan o serseriyi, her defasında tersleyerek uzaklaştırıyordum yanımdan. 15 Kasım 2006.. Liseye başladığım yıl, bir arkadaşımın aracılığıyla şans verdim ona. İlk defa olduğu için belki, bir iki konuşmadan sonra bağlandım. Sonrası hep kayıplarla geçti.


Çok severek hep kaybettim ben...


Önce arkadaşlarımı kaybetmeye başladım. Çünkü kimse onu bana yakıştırmıyor, onunla olmamı istemiyordu. 'Mutluluğumu çekemiyorsunuz' diyerek sildim hepsini. Çünkü biliyordum o değişecekti, benim için. Ki öyle de oldu, çabalıyordu. İşe girdi. Yabancı dil eğitimi almaya başladı ve açıköğretime yazılacaktı. Çevremden sonra benliğimi kaybettim, özgüvenimi yitirdim. Toparlanmam yıllarımı aldı. Ve en son da onu kaybettim. Hiç bir zaman tamamen benim olmayan bir adamı, her zaman severek kaybettim.

Karnım Ağrıyor Dedim de Kalbim Ağrıyor Diyemedim


Arkadaş çevremden birisi, sırf ayrılmamız için aileme anlattı onu. Sonrası tam bir eziyetti. Telefonum alındı, evden çıkışlarım kısıtlandı, harçlıklarım kesildi. Ama ben yine de ulaşıyor, görüşüyordum. Kimse engel olamazdı bize. Seviyor, seviliyordum. Tam 10 ay geçti, her günüme her anıma işlemişken "ben askere gidiyorum" dedi. Beynimden vurulmuşa dönmüştüm. "Gitmesen olmaz mı?" diymeden süzüldü yaşlarım. Hıçkıra hıçkıra ağladım. Gözyaşlarım onu boğacak, beni eritecek kadar çoktu ama gitmeliydi.


8 Ekim 2007, o kara Pazartesi, saat 12:00.


Yüreğimin benden alındığı, yerine kocaman acının bırakıldığı gün. Dersten 'karnım ağrıyor' diye izin almıştım, "hocam, KALBİM ağrıyor" diyemedim. Diyemezdim. Okulun kapısına gelmişti, son kez görüyordum. 'O' gidiyordu. Geri gelmeyecekti, hissediyordum. Ama söz vermişti, dönmeliydi. El sallayarak gitti yanımdan. Giderken beni de aldığını bilmeden.. Ardında yarım kalan ruhsuz, ölü bir beden bıraktığını hiç bilmeden, belki umursamadan...


Allah'ım ömrümden al, ömrüne kat
Karnım Ağrıyor Dedim de Kalbim Ağrıyor Diyemedim


"Gider gitmez ara" demiştim. 1 ay telefon bekledim. Aramıyordu. Sonra bir gün bilmediğim bir numara aradı. "konturüm yoktu, arayamadım, Bartın'dayım" dedi, merak etmememi istedi. Acemi birliği boyunca 3 kez aradı, sesini duymam yetiyordu. Durumu yoktu, olsaydı arardı, biliyordum. Ardından Şırnak'a, usta birliğine geçti. 3 ayın sonunda "ben mayın arama-tarama ekibindeyim" dedi, o gün yüreğime ikinci ateşi atıp geri çekilmişti resmen. Aylarca aramadı. Elim telefonda gözüm televizyonda iyi kötü bir haber bekledim. Yoktu. Her gece dualarım onunlaydı ama o benimle değildi. Umrunda değildimki. Biliyor, kabullenemiyordum sadece. Her gece dua ederek uyuyor, onun adını sayıklayarak uyanıyordum. Ve nihayet tezkeresini almıştı. Gelmeyeceğini bile bile beklemeye devam ettim.



Bekle diyordu. Bekle... Elimdeki 3-5 fotoğrafa sarılıp bekliyordum, hiç gelmeyeceğini bilerek.



Ben gidecektim ona, okulumu bitirip koşacaktım yanına. Bir kavganın sonunda dayanamayıp "ayrılalım" dedim. Ben 'hayır' demesini beklerken kabullenip sustu sadece. Tam iki hafta sonra bir mesaj geldi.



Ben evleniyorum...



İyi ama çok erken değil miydi? Bu kadar çabuk nasıl olabilirdi? "Bu kadar mı değersizdim?" diyebildim. Sonrasında yazılanlar daha çok canımı acıtmıştı. Değerin yoktu deseydi, daha az acırdı belki. "Sen öyle deyince öfkemden aileme söyledim, hemen hazırlanıp istemeye gittik" demişti yazdıklarında. Tam doğum günümde de nişan oldular. Bir müddet sonra yine aramaya, mesajlar atmaya başladı. "Ayrılacağım" diyordu, inanıyordum...


Ayrılacağım dediği kız hamileydi
Karnım Ağrıyor Dedim de Kalbim Ağrıyor Diyemedim


Ve 1 Nisan'da şaka gibi bir mesaj attı "Bir ay sonra düğünüm var. Lütfen mutluluklar dileme, sensiz mutlu olamam. Herşeyi arkamızda bırakıp kaç benimle. Aşkımızı en baştan, çok uzaklarda yaşayalım..."


Yüreğim deli bir aşıktı, aklım gururlu bir kadın! Ben böyle birini sevemezdim. Sevmemeliydim. "Mutluluklar" diledim mutsuzluklarımla... Bedenime ağır gelen yüreğim, beni kor ateşlerin içinde yakıyor, sönmek bilmiyordu. Ölüyordum. Kimse görmüyordu. Sessiz çığlıklarımı hiç kimse duymuyordu.


Edit: Üzerinden benim için bir asır geçti. Daha sonra hayatıma orta yerinden destursuz giren atsız bir prens beni içine düştüğüm karanlık kuyudan hayata döndürdü.. O mu? -nötr-

Karnım Ağrıyor Dedim de Kalbim Ağrıyor Diyemedim
Cevapla